24 Nisan 2020 Cuma

"KENDİMİ UNUTTUĞUMUN FARKINA VARDIM BU SÜREÇTE"


ZEYNEP ŞARKAYA: KENDİMİ UNUTTUĞUMUN FARKINA VARDIM BU SÜREÇ İÇERİSİNDE.


(GİRİŞ İÇİN NOT: Röportajı okuduktan sonra Zeynep Şarkaya’nın karantina altında ilkokul çocukları için bir websitesi ve instagram sayfası yarattığı sayfaya da göz atıp, katılımın fazla olmasını sağlayabilirsiniz (Teşekkür ederim). https://enjoyablethings0.wordpress.com/2020/04/22/23-nisan/)

İNSAN NE İLE YAŞAR
“Fakat bilmem gerekenler bitmemişti: ‘İnsanın ne ile yaşadığı?’ Tanrı, son dersi de esinleyinceye kadar beklemeyi sürdürdüm”[1] der Tolstoy’un kahramanı Simon. Bu aslında biraz da elması değerli kılanın ışığı nasıl kabul edişiyle koşuttur. Yani hayata nasıl bakıyoruz? Hayattan neler bekliyoruz? Bir anlamda Tanrı’dan hiç’liğe kadar olan şeyleri nasıl kabul ediyoruz, neye maruz kalıyoruz bu kabul edişlerimizde ve ne için? Oidipus gibi biz de kendimizin bir arzu nesnesi miyiz? Yoksa bu batı düşüncesinin bir dayatması mı? Ama şu da bir gerçek ki virüs bize aslında hayata ve dışımızdaki (insan olarak)  dışımızdaki her şeye ihanet ettiğimiz ve acımasızlıkta başarısız olup acı çektiğimizle[2] Sanki virüs bize hayat denen metni yeniden keşfetme fırsatı vermiş gibi ama yine sanki henüz yas durumundayız ve bazı şeyleri yeniden kavramak konusunda heyecanımızı bastırıyoruz. Şunu da gördük ki hayat oldukça kırılganmış. “Don Kişot, bir uygarlığın gençliğini temsil eder: Kendine olaylar icat ediyordu. – bizse üzerimize gelen olayların elinden nasıl kurtulacağımızı bilemiyoruz.”[3] Cioran haksızlık ediyor olmalı, çünkü uyum sağlayabiliriz, yani birçok şeyi inşa ettiğimiz gibi hayatı da yeniden icat edebiliriz, acısıyla tatlısıyla… Bugünkü röportajım bir üniversite öğrencisi olan iki aya yakındır kendi karantinasında olan Zeynep Şarkaya ile. Zeynep, aktif bir internet kullanıcısı ama geldiği noktada yüzyüze iletişime inancını vurguluyor. Bu uzun karantina sürecinde keşfettikleri ise Tolstoy’un kahramanı Simon’un “İnsanın ne ile yaşadığı?” sorusuna cevap gibi; biraz o hepimizin ağzının içindeki buruk bir tat gibi olsa da. Siz de merak ediyor musunuz insanın ne ile yaşadığını? Zeynep’in röportajı aşağıda, iyi okumalar:

HERKES GİBİ BEN DE KORKUYORUM
Ali: Merhaba! Öncelikle nasılsın?
Zeynep: Çok teşekkür ederim. Bu günlerde nasıl olunabilirse öyleyim.
Ali: Sevdiklerinden haber alabiliyor musun, onların durumu nasıl?
Zeynep: Aile büyüklerimi düzenli olarak arıyorum. Şükürler olsun ki hepsi çok iyi.
Ali: Virüsün sana bulaşabileceği endişesi yaşıyor musun?
Zeynep: Herkes gibi ben de hastalıktan korkuyorum haliyle. Ancak sosyal mesafeye ve evden çıkmamaya özen gösteriyorum.
Ali: Tecrit sürecini evde yalnız başına mı geçiriyorsun? Ne zamandır tecrit altındasın?
GÜNLER HEP AYNI NE ZAMANDIR EVDEYİM BİLEMİYORUM
Zeynep:  Günler hep birbirinin aynısı gibi gelmeye başladığından aslında tam ne zamandır evdeyim bilemiyorum:) Ailemle beraber evdeyiz.
Ali: En son ne zaman dışarı çıkmıştın?
Zeynep: 1,5 aydan fazla olmuştur çıkmayalı.
E: En çok özlediğin üç şey nedir diye sorsam cevabın ne olurdu?
Zeynep: Güneşin altında sıcacık çimenlere uzanmayı, arkadaşlarımla dışarıda buluşup kahve içerek sohbet etmeyi ve sinemaya gitmeyi çok özledim.
Ali: İnsanlarla nasıl ilişki kuruyorsun, bu seni tatmin ediyor mu?
Zeynep: İnternet üzerinden iletişim kuruyorum. Ancak tabii ki de yüz yüze iletişim kadar sağlıklı olmuyor.
Ali: Bu süreçte ilişkilerinde değişim oldu mu? En yakınındakiler olsun veya uzaktakiler insanları bakış açında bir duygu ve fikir değişikliği yaşadın mı? 
BU SÜREÇTE SOSYAL VARLIKLAR OLDUĞUMU ANLADIM
Zeynep: Bu süreç zarfında ne kadar sosyal varlıklar olduğumuzu çok iyi anladım. Ailemle daha da yakınlaştık. Sanırım sürecin tek artısı bu oldu. 
Ali: Bu süreçte zaman ve serbest zamanla olan ilişkinde değişiklik yaşadın mı?  Sanki zaman daha çokmuş gibi ama boş zaman da boş değilmiş gibi geldi mi?
ZAMAN MEVHUMU YİTİRDİM
Zeynep: Bana zaman çok hızlı geçiyormuş gibi geldi aksine. Günlerim o kadar birbirinin aynısı ki zaman mevhumumu yitirdim.
Ali: Karantina sürecinde yeni bir şeyler öğreniyor musun ya da öğrendiğini düşünüyor musun?
Zeynep: Zamanımı iyi değerlendirme konusunda pek başarılı olduğum söylenemez doğrusu. Ancak kendimi geliştirmeye, ders çalışmaya ve kitap okumaya çalışıyorum.
Ali: Bu sürecin biran önce bitmesini umarak mı bekliyor yoksa süreç kendini sana alıştırdı mı bu konuda düşüncelerin neler?
Zeynep: Alıştım diyebilirim. Evden çıkınca yerimi yadırgayacağım sanırım ahaha.
Ali: Sürecin sana kazandırdığı zamanı verimli kullandığını düşünüyor musun? Bu süreçte yeni bir şeyler yaptın mı?  
Zeynep: Resim yapmaya başladım. Tuval ve boyalar sipariş ettim. 
KENDİMİN FARKINA VARDIM

Ali: Bu süreçte seni en çok etkileyen ne oldu?
Zeynep: Kendimi akış içerisinde ne kadar unuttuğumun farkına vardım bu süreç içerisinde.
Ali: Kış bitiyor, Bahar geliyor! Bir şeyler içmek için dışarıda olmak ister miydin?
Zeynep: İsterdim tabii ki. Ancak her durumun şartlarına uymak ve alışmak gerekir.
Ali: Bütün bunlar geçip gittiğinde yapacağın ilk şey ne olur?
Zeynep: Sanırım şöyle güzel bir doğa yürüyüşüne çıkarım.
Ali: Peki ya ikinci olarak neyi yapmak isterdin?
Zeynep: Sinemaya gitmek tabii ki :)
Ali: Bugün düşündüğünde her şeyin eskiden olduğu gibi normal, eski halinde olmasını ister misin? Yoksa artık normallik anormal gelir mi?
Zeynep: Açıkçası buna ne cevap vereceğimi bilmiyorum.
Ali: Her şey normale döndüğünde veya eskisi gibi olduğunda neleri istiyorsun veya neleri istemiyorsun mesela?
Zeynep: Aslında bütün bu söylediklerim arasında var ne yapmak isteyip ne yapmak istemediğim. Okuluma döneceğim. Arkadaşlarımla görüşeceğim. Bu eskisi gibi mi olacak emin değilim ama… 
Ali: Bu dönemde edindiğin ve hoşuna giden yeni bir alışkanlık edindin mi? Örneğin her şeyi internetten almak yerine markete, mağazalara koşmak gibi..?
Zeynep: Hayır aslında günlük rutinimde sadece okula gitmemek ve arkadaşlarımla yüz yüze konuşamamak değişti.
Ali: Bu süreç içinde herhangi bir nesneyle veya canlıyla özel bir bağ kurduğunu hissediyor musun? (Burada bilgisayar, cep telefonu ve belki kitaplar sayılmaz, onlar zaten kanımca hayati önem taşıyor böylesi bir dönemde.)
Zeynep: Kedimle ayrılmaz iki dost olduk :)
Ali: Bu tecrit döneminin bir tür içe dönüş veya terapi etkisi yarattığını düşünür müsün, yoksa bir başka açıdan bir işkence gibi mi?
Zeynep: Bu zamanını nasıl değerlendirmek istediğine bağlı bir soru aslında. İnsan isterse kendini geliştirir istemezse de bunu bir işkenceye dönüştürür.
 Ali: Gelecek yıl, belki doğum gününde pencereden dışarıya, belki ufka, gündoğumuna veya gün batımına baktığında ne görmeyi dilersin?
 Zeynep: Etrafta gülüşen koşup oynayan çocukların sesiyle beraber güzel bir manzara görmeyi dilerim.
 Ali: Peki pencere kenarında vakit geçiriyor musun bu aralar?
YAŞAMIN KIYMETİNİ BİLMEK
Zeynep: Arada balkona çıkıyorum. Sayılır mı? :)
 Ali: Sürecin dünyayı, insanları değiştireceğine dair büyük sözler söyleniyor, sen ne düşünüyorsun bu konuda?
 Zeynep: Bu süreç umarım insanlara yaşamın kıymetini anlamaları konusunda vesile olur.
 Ali: Eklemek istediklerin var mı bu süreçle ilgili:
 Zeynep: Hayır yok. Bu güzel sohbet için teşekkür ederim. 
 Ali: Çok teşekkür ederim. Sağlıkla kal lütfen.


Zeynep Şarkaya kimdir: TED Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Öğrencisi, Fotoğraf Sanatçısı, Amatör resim sanatıyla uğraşıyor. Merhabalar ben TED Üniversitesi sınıf öğretmenliği öğrencisiyim bu günlerde ilkokul çocukları için bir websitesi ve instagram sayfası yarattım acaba destek olup yayılmasını sağlayabilir misiniz? Çocuklara ulaşırsa belki onlara bir faydam dokunur. 
https://enjoyablethings0.wordpress.com/2020/04/22/23-nisan/ bu web sitem
İnsta adresi de: enjoyablethings0


[1] Tolstoy, İnsan Ne ile Yaşar, s. 30, Roman Yayınları, 7, Basım, İstanbul, 2009.
[2] Phillips, Adam, Kaçırdıklarımız-Yaşanmamış Hayata Övgü, s. 122, 2. Baskı, Metis Yayınlara, İstanbul, 2015.
[3] Cioran, E. M., Burukluk, s. 38, Metis Yayınları, 3. Baskı, İstanbul, 2015

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder