22 Nisan 2020 Çarşamba

Bir Türkiye Çıkmazı: TROL ORDULARININ SAVAŞI


APOLİTİK GENÇLİĞİN SÜRREALİST ROMANTİZMİ

Yıllarca ülkemizde gençler apolitik olmakla suçlandılar. 80’lerden sonra, Turgut Özal’ın liberal politikalarıyla ülke meselelerine karşı gençlerin duyarsızlıkları eşleştirildi. Aslında içten içe böyle olması da isteniyordu. 80’lerden önce sokak çatışmalarında birçok genç hayatını kaybetmiş, cezaevlerine girmiş, işkence görmüş ve daha birçok olumsuzlukla yüzleşmişti, çok sayıda aile yas tutmaya başlamıştı.
2000 yılına gelinceye kadar gençlerin bu apolitik tutumu hep şikâyet konusu oldu. Dahası bu apolitlik, bazen cehaletle, bazen klasik söylemle sorumsuzlukla zaman zaman ahlaksızlıkla eşleştirildi. “Neredeydi bizim zamanız?” Artık “o eski gençler” bulunmaz hint kumaşıydı. “O eski gençler yok” diyenler, bir zamanlar gençlere “icat çıkarmayın, politik olmayın” diyenlerdi. Gençler “Fatih’in İstanbul’u fethettiği” yaş ile “Che Guevera”nın Küba dağlarındaki cesaret ve yiğitliği arasında, devrimcilik ile bir çağ açmak arasında romantikçe salınıyorlardı. Bu salınma öykünme öyküsüydü. Nihayetinde istenen de buydu. 80’ler ile 2000’li yılları arasında apolitik bir gençliğin sürrealist romantikliğine şahitlik ettik bir nevi; Pamuk Prenses ve yedi cüceler masalı gibi. O gençler gitti peki yerine hangi gençler geldi diye soracak olursanız, o apolitik gençlerin çocukları geldi.
ÜLKEYİ KURTARMAK YA DA TROLLER SAVAŞI
Bugün geldiğimiz noktada öznel bir gözlem olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki aynı romantizm aynı karakter oyuncularının aşırı kötü kopyalarıyla trol oyunu oynanıyor. Anne babaları gibi Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaşta” olan gençler ile “Che Guevera’nın Küba Dağlarındaki devrimci hareketi”ni kendisinde romantizmle eşleyen gençler, iki ayrı cephede, iki ayrı trol ordusu haline gelmiş durumda. Tamamen politize olmuşlar ve neredeyse hiçbir değerleri yok. Sosyal medyadaki trol savaşları, tam da ülkenin siyasetindeki sasılık, yavanlık ve düşman üretme ve bütün bu acullukları propaganda ile örtme çabasından öte değil.
SİBER ZORBALIK

Trol savaşları bir ideal uğruna yapılıyormuş gibi: Ülkeyi kurtarmak, dünya lideri yapmak.. Oysa bu iki cephenin ne bir tarihsel bağı var ne de gelecekle ilgili bir kaygısı. İfşa ve linç her iki trol savaşçılarının ana ekseni. Bu eksen öyle korkunç ki, en namussuz savaşı bile aratacak nitelikte. Günlük politikanın kirli akıntısına kendisini kaptıran bu trol savaşçıları siber zorbalıkla ülkenin ilerlemesine katkı yaptıklarını sanıyorlar. Bir başka sanıları ise muhalif iseler muhalefete, iktidar yanlısı ise iktidara destek verdiklerini düşünüyorlar… Geleneksel zorbalığın daha acımasız olanının internet ortamına taşındığı siber zorbalıkla(hatta siber terörizm) kişilere, kurumlara, topluluklara vb. zarar verdiklerini onları kendi mücadeleleri veya savundukları, ya da destek oldukları görüş karşısında zafiyete uğrattığını düşünüyorlar. Belki savunmasız insanlar üzerinde bunlar etkili olabilir, oluyordur da.
Bu iki grup (kendi içinde parçalı bir yapı aslında) trolün savaşı, taşkınlık, sahte tavır, kışkırtma, taciz, tehdit, iftira ve aşağılama, ifşa, dışlama ve linç şeklinde gerçekleşiyor. Bunların sıraları da değişebiliyor. Örneğin troller doğrudan linçe de girişebiliyorlar.
TROLLER, KENDİNİ BESLEYENLERİN ÖLDÜRÜYOR
Bunu yaparken sadece kinci değiller, aynı zamanda komikler, sadece kopyacı da değiller aynı zamanda saldırganlar. Kendilerine göre tarihsel veya güncel intikam hırsları var. Bu intikam hırslarını kendi aşağılık komplekslerinden aldıkları kadar üstte, görünen siyasette (iktidarda veya değil) olanların bilinçaltlarını da yansıtıyorlar.
Bu kansız ama bireysel ve toplumsal dinamiklerin erozyonunu hızlandıran trol savaşları evet metroda yapılıyor (yeraltında) ama asıl kavga üstte, dolayısıyla trol savaşının korkunç yüzü üstte.
Dijital dünyadaki trol davranışlarındaki başkalarını aldatıcı, kışkırtıcı ve saldırgan faaliyetler, yer altından çok yer üstündeki düşmanlığın bir yansıması. Bu savaşta trol davranışlarını çözümlediğinizde can sıkıntısı, ilgi çekme ya da başarı elde etme, fenomen olma, eğlenme, çatışma yaratma, itibar kazanma, başkalarının itibarını ortadan kaldırma, psikolojik doyum elde etme kötü niyet tamamen bu trol savaşlarını yönetenlerin (gerçek dünyada) iradelerini yansıttığını görüyorsunuz. Dijital platformdaki (yeraltındaki) troller savaşlarının tamamen iktidar ya da muhalefet, tamamen yerüstündeki siyaset tarafından kontrol edildiğini anlayabiliyorsunuz. Yukarıda (yerüstünde) nasıl ki, gizlenen sadistçe bir siyaset mücadelesi var ise aşağıda, yeraltında yani dijital platformda da aynısı ve daha fazlası var (insanlar intihara sürükleniyor, sokakta saldırıya uğruyor bu yüzden).
TROLLERİ BESLEYENLER KİM

Bu trollerin henüz maddi kaynakları üzerinde bir araştırma yapılmış değil ama dijital ipuçları takip edilirse, bunları hangi siyasi grupların finanse ettiği de ortaya çıkar ve böylece bu savaşın nasıl bir savaş olduğu da ortaya çıkmış olur. Çünkü bu trol savaşlarında sadece insanlar ve toplum üzerinde bir mühendislik yapılmıyor, ekonomi ve benzeri önemli maddi ve manevi değerler üzerinde de spekülasyonlar yaratılıyor, kazançlar ede ediliyor. Dolayısıyla çevrimiçi trol savaşları idealist bir grubun veya grupların ülkeye ve ülkenin geleceğini, insanlarına faydacı değil, tam aksine son derece zehirleyici bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Üstelik bu zehirli alan o kadar akışkan ki, bu işi organize edenleri de zehirlediği görülüyor. Yani aslında troller bir anlamda kendi beslendikleri damarı da kesebiliyorlar, çünkü bu savaşta yeni damarlar açmak çok kolay. (au

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder