APOLİTİK GENÇLİĞİN SÜRREALİST ROMANTİZMİ
Yıllarca ülkemizde
gençler apolitik olmakla suçlandılar. 80’lerden sonra, Turgut Özal’ın liberal
politikalarıyla ülke meselelerine karşı gençlerin duyarsızlıkları eşleştirildi.
Aslında içten içe böyle olması da isteniyordu. 80’lerden önce sokak çatışmalarında
birçok genç hayatını kaybetmiş, cezaevlerine girmiş, işkence görmüş ve daha birçok
olumsuzlukla yüzleşmişti, çok sayıda aile yas tutmaya başlamıştı.
2000 yılına gelinceye
kadar gençlerin bu apolitik tutumu hep şikâyet konusu oldu. Dahası bu
apolitlik, bazen cehaletle, bazen klasik söylemle sorumsuzlukla zaman zaman
ahlaksızlıkla eşleştirildi. “Neredeydi bizim zamanız?” Artık “o eski gençler” bulunmaz
hint kumaşıydı. “O eski gençler yok” diyenler, bir zamanlar gençlere “icat
çıkarmayın, politik olmayın” diyenlerdi. Gençler “Fatih’in İstanbul’u
fethettiği” yaş ile “Che Guevera”nın Küba dağlarındaki cesaret ve yiğitliği
arasında, devrimcilik ile bir çağ açmak arasında romantikçe salınıyorlardı. Bu
salınma öykünme öyküsüydü. Nihayetinde istenen de buydu. 80’ler ile 2000’li
yılları arasında apolitik bir gençliğin sürrealist romantikliğine şahitlik
ettik bir nevi; Pamuk Prenses ve yedi cüceler masalı gibi. O gençler gitti peki
yerine hangi gençler geldi diye soracak olursanız, o apolitik gençlerin
çocukları geldi.
ÜLKEYİ KURTARMAK YA
DA TROLLER SAVAŞI
Bugün geldiğimiz
noktada öznel bir gözlem olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki aynı
romantizm aynı karakter oyuncularının aşırı kötü kopyalarıyla trol oyunu
oynanıyor. Anne babaları gibi Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaşta” olan
gençler ile “Che Guevera’nın Küba Dağlarındaki devrimci hareketi”ni kendisinde
romantizmle eşleyen gençler, iki ayrı cephede, iki ayrı trol ordusu haline
gelmiş durumda. Tamamen politize olmuşlar ve neredeyse hiçbir değerleri yok.
Sosyal medyadaki trol savaşları, tam da ülkenin siyasetindeki sasılık, yavanlık
ve düşman üretme ve bütün bu acullukları propaganda ile örtme çabasından öte
değil.
SİBER ZORBALIK
Trol savaşları bir
ideal uğruna yapılıyormuş gibi: Ülkeyi kurtarmak, dünya lideri yapmak.. Oysa bu
iki cephenin ne bir tarihsel bağı var ne de gelecekle ilgili bir kaygısı. İfşa
ve linç her iki trol savaşçılarının ana ekseni. Bu eksen öyle korkunç ki, en
namussuz savaşı bile aratacak nitelikte. Günlük politikanın kirli akıntısına
kendisini kaptıran bu trol savaşçıları siber zorbalıkla ülkenin ilerlemesine
katkı yaptıklarını sanıyorlar. Bir başka sanıları ise muhalif iseler muhalefete,
iktidar yanlısı ise iktidara destek verdiklerini düşünüyorlar… Geleneksel
zorbalığın daha acımasız olanının internet ortamına taşındığı siber zorbalıkla(hatta siber terörizm) kişilere, kurumlara, topluluklara vb. zarar verdiklerini onları kendi
mücadeleleri veya savundukları, ya da destek oldukları görüş karşısında
zafiyete uğrattığını düşünüyorlar. Belki savunmasız insanlar üzerinde bunlar
etkili olabilir, oluyordur da.
Bu iki grup (kendi
içinde parçalı bir yapı aslında) trolün savaşı, taşkınlık, sahte tavır, kışkırtma,
taciz, tehdit, iftira ve aşağılama, ifşa, dışlama ve linç şeklinde
gerçekleşiyor. Bunların sıraları da değişebiliyor. Örneğin troller doğrudan
linçe de girişebiliyorlar.
TROLLER, KENDİNİ BESLEYENLERİN ÖLDÜRÜYOR
Bunu yaparken sadece kinci değiller,
aynı zamanda komikler, sadece kopyacı da değiller aynı zamanda saldırganlar.
Kendilerine göre tarihsel veya güncel intikam hırsları var. Bu intikam
hırslarını kendi aşağılık komplekslerinden aldıkları kadar üstte, görünen
siyasette (iktidarda veya değil) olanların bilinçaltlarını da yansıtıyorlar.
Bu kansız ama bireysel ve toplumsal
dinamiklerin erozyonunu hızlandıran trol savaşları evet metroda yapılıyor
(yeraltında) ama asıl kavga üstte, dolayısıyla trol savaşının korkunç yüzü
üstte.
Dijital dünyadaki trol davranışlarındaki
başkalarını aldatıcı, kışkırtıcı ve saldırgan faaliyetler, yer altından çok
yer üstündeki düşmanlığın bir yansıması. Bu savaşta trol davranışlarını
çözümlediğinizde can sıkıntısı, ilgi çekme ya da başarı elde etme, fenomen
olma, eğlenme, çatışma yaratma, itibar kazanma, başkalarının itibarını ortadan
kaldırma, psikolojik doyum elde etme kötü niyet tamamen bu trol savaşlarını
yönetenlerin (gerçek dünyada) iradelerini yansıttığını görüyorsunuz. Dijital
platformdaki (yeraltındaki) troller savaşlarının tamamen iktidar ya da
muhalefet, tamamen yerüstündeki siyaset tarafından kontrol edildiğini
anlayabiliyorsunuz. Yukarıda (yerüstünde) nasıl ki, gizlenen sadistçe bir
siyaset mücadelesi var ise aşağıda, yeraltında yani dijital platformda da
aynısı ve daha fazlası var (insanlar intihara sürükleniyor, sokakta saldırıya
uğruyor bu yüzden).
TROLLERİ BESLEYENLER KİM
Bu trollerin henüz maddi kaynakları
üzerinde bir araştırma yapılmış değil ama dijital ipuçları takip edilirse,
bunları hangi siyasi grupların finanse ettiği de ortaya çıkar ve böylece bu
savaşın nasıl bir savaş olduğu da ortaya çıkmış olur. Çünkü bu trol
savaşlarında sadece insanlar ve toplum üzerinde bir mühendislik yapılmıyor,
ekonomi ve benzeri önemli maddi ve manevi değerler üzerinde de spekülasyonlar
yaratılıyor, kazançlar ede ediliyor. Dolayısıyla çevrimiçi trol savaşları
idealist bir grubun veya grupların ülkeye ve ülkenin geleceğini, insanlarına
faydacı değil, tam aksine son derece zehirleyici bir etkisi olduğunu
düşünüyorum. Üstelik bu zehirli alan o kadar akışkan ki, bu işi organize
edenleri de zehirlediği görülüyor. Yani aslında troller bir anlamda kendi
beslendikleri damarı da kesebiliyorlar, çünkü bu savaşta yeni damarlar açmak
çok kolay. (au



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder