Ölmüş
sevdiklerinizle fotoğraf çektirmek ister miydiniz?
…
Şairin
söylediği gibi “Her ölüm erken”midir?
Öykünün
sonu bellidir aslında. Yine de herhangi bir zamanda, bir anda geliveren ölüm
büyük bir şaşkınlık yaratır. Şaşkınlık acıya dönüşür. Ölenin arkasından dökülen
gözyaşları gerçekten ölen için mi dökülür, yoksa o soluksuz bedenin yattığı
toprağın içinde kendimizi gördüğümüz için midir?
Ölüm
bahsi hiç iç açıcı değil.
Var
olma eğilimimiz hiçbir zaman ağır basmayacak.
Yaşamak
da zaten kuşkulu bir lütuftur. Yaşarız, ölüm kuşkusuyla…
Hayatın
sonucu en ağır sonuçlardan daha da ağır olsa dört elle sarıldığımız hayat, bizi
kendisiyle hiç selamlaşmamış gibi bırakır gider. Ardında bıraktığı acı ve derin
bir boşluktur.
Gözyaşlarımız
ölünün arkasından dökülen keşkelerimiz olabilir mi? Her ne için ölenin
arkasından ağlamış olursak olalım, ölen ile bize bir dakikalık daha yaşam şansı
verilseydi ölene ölmeden önce nasıl davranıyorsak öyle davranırdık. Öldükten
sonra çekilen vicdan azabı ne bir özür, ne keşkelerin tamiri ne de bir başka
şey.
Ölü
ile bize bir dakikalık bir yaşam armağan edilmese de insan ölüyle bir arada fotoğraf
çektirmeyi düşünebiliyor.
Ölmüş
sevdiklerimizle fotoğraf çektirmek… Neyle açıklanır İngiltere’deki bu gelenek?
Bu fotoğraflardan bir duyarsızlık ve acımasızlık albümü mü çıkar? Yoksa bir gün
ölecek olan ile ölmüş olanın aynı kare içinde buluşması, bizden önce olmuş
olana yönelik bir özür müdür: Seni yaşatmaya, seni yaşamaya gücüm yetmiyor ama
işte seninle birlikteyim.
Kraliçe
Victoria dönemi (1837-1901) İngiltere’sinde ölülerle fotoğraf çektirmek ölenin
acısıyla başa çıkabilmenin bir yöntemi olarak ortaya çıkmıştı.
Fotoğraflar
garip, etkileyici: Uyuyor gibi görünen çocuklar, zarifçe arkasına yaslanmış
genç kadınlar…
Kraliçe
Viktoria döneminde difteri, tifo, kolera salgınlarıyla Azrail çocuk genç
demeden o derece yoğun çalışıyordu ki, bu fazla mesai yüzünden neredeyse yaşam
askıya alınmış gibiydi… Kraliçe hayata tutunmayı böyle bir modayla insanların
hayatına sızdırmış olmalı…
Yıllar
öncesinden Viktoria dönemine ulaşan “memento mori” yani “Öleceğini unutma” eşyaları,
bir anda fotoğraf albümüne dönüşmüştü.
Ölülerden
kesilen saçlar, kolyeler, yüzükler kutulara konuluyor, balmumundan ölüm
maskeleri yapılıyor, tablolar ile heykeller hayatın dört bir yanında ölümü
sembollerle yaşatıyordu. 1800’lü yılların ortalarında fotoğraf daha popüler ve
ucuz olunca bir anlamda ölüler albümü- memento mori fotoğrafları ortaya çıktı. Ancak
çoğu insan fotoğraflarını
çektirip, anılarını yaşatmak, ailelerin aklına ölümden sonra geliyordu…
Tıp
alanındaki ilerlemeler çocukların yaşama şansını arttırınca, ölüm
fotoğraflarına talep azaldı. (manipülasyon aliulurasba
