Sosyal medyada insanlar
kendi karantinalarında neler yaşadıklarını kendilerince göstermeye çalıyorlar ama
gerçekte karantinada neler yaşanıyor hiç merak ettiniz mi? Neredeyse bir aydı
evden çıkmayan Aysun Büyükyazı karantina günlerini anlattı:
“BUGÜN, BİR AY SONRA İLK KEZ MARKETE GİTTİM”
“Hastalık, hayatın gece
karanlığıdır. Daha sıkıntılı süren bir yurttaşlıktır” der Susan Sontag
(1933-2004), “Metafor Olarak Hastalık” kitabında. Doğup hayata gelen herkesin
biri sağlıklılar, diğeri hastalıklar ülkesinde olmak üzere iki ülkesi olmak
üzere çift vatandaşlıktır Sontag’a göre ve “İstisnasız hepimiz bize kalsa sadece
‘iyi’ pasaportuyla yaşamayı tercih etmemize rağmen, günün birinde - en azından
bir süreliğine - kendimizi öteki ülkenin hüviyetine taşıyor durumda bulmaktan
kurtulamayız”.[1]
Çifte vatandaş olsak da
istisnasız hepimiz “iyi” pasaportuyla yaşamayı isteriz elbette ama bu mümkün
olmuyor. Bugün aylar önce Çin’de ortaya çıkan Covit-19 virüsü, dünyayı bir
korku ve yasa sürüklemiş durumda. Bunların dışında ama bütün bunları bir
tedirginlik olarak içimizde büyüten ve bütün bildiklerimizi ve
hissettiklerimizi derin bir karanlığa süpürmek isteyen belirsizlik daha da
canımızı yakıyor. Blogumda, bu olağanüstü günlerde bazı röportajlar yapıyorum.
Sadece tarihe tanıklık etmiş ve geride bir şeyler bırakmış olmak için değil.
Belki ben de endişemi böyle atıyorum. Ya da bir yazar ve gazeteci olarak bu
süreçte yaşam öykülerine diğer insanların hayatına, düşüncelerine,
geçirdikleri süreçlere ve samimi davranışlarına duyduğum büyük ilgimin ortaya
çıkaracağı öyküleri, ben de merak ediyorum.
Virüsle
birlikte hem geleneksel medya hem de internet tabanlı sosyal medya üzerinden
mesaj bombardımanına tutulduğumuz kesin. İnanılması güç bir enformasyon akışı
var. Ölü bilgiler bile bu mecrada kendisini yeniden canlandırıyor ve üzerimize
düşüyor. İnanıp inanmamak bir travma halini aldı. Psikolojiler alt üst oldu. Toplumsal
olarak birbirimize söylediğimiz tek şey evde kalmamız. Peki, evde kalanlarımız
ne yapıyor. Ne hissediyorlar? Dışarıya çıkabileceklerini umuyorlar mı? Dışarıya
çıkarlarsa ilk yapacakları şey nedir? Karantina gönleri kendilerinde içsel bir
değişime neden oldu mu? Karantinayı nasıl kullanıyoruz? Daha birçok soru. Bugün
Aysun Büyükyazı ile bir röportaj gerçekleştirdim. İyi okumalar:
Ali: Merhaba
Aysun! Öncelikle nasılsın?
Aysun: Biraz dinlenme yorgunu
olsam da iyiyim.
Ali: Sevdiklerinden
haber olabiliyor musun, onların durumu nasıl?
Aysun: Evet, görüntülü ya da mesajla
sıklıkla iletişim halindeyim.
Ali: Virüsün
sana bulaşabileceği endişesi yaşıyor musun?
Aysun: Elbette, bana bulaşması
demek beraber yaşadığım insanı da tehlikeye atıyorum anlamına gelir aynı
zamanda.
Ali: Tecrit
sürecini evde yalnız başına mı geçiriyorsun? Ne zamandır tecrit altındasın?
Aysun: Eşimle birlikteyiz.
Yaklaşık bir aya yakındır.
Ali: En
son ne zaman dışarı çıkmıştın?
Aysun: Bu gün, markete gittim.
Ali: En
çok özlediğin üç şey nedir diye sorsam cevabın ne olurdu?
İLK YAPMAK İSTEDİĞİM DENİZ, AÇIK
HAV AKAHVALTISI VE ARABA KULLANMAK
Aysun: Deniz, açık hava
kahvaltısı ve araba kullanmak.
Ali: İnsanlarla
nasıl ilişki kuruyorsun, bu seni tatmin ediyor mu?
Aysun: Sosyal medya ve
telefonla. Yeterli değil tabi ama tek güvenilir yol bu.
Ali: Bu
süreçte ilişkilerinde değişim oldu mu? En yakınındakiler olsun veya uzaktakiler
insanları bakış açında bir duygu ve fikir değişikliği yaşadın mı?
BELİRSİZLİK
ÖZLEMİMİ ARTIRIYOR
Aysun: Evet, belirsizlik ailemi
arkadaşlarımı daha çok özlememe neden oldu.
Ali:
Bu süreçte zaman ve serbest zamanla olan ilişkinde değişiklik yaşadın mı? Sanki zaman daha çokmuş gibi ama boş zaman da
boş değilmiş gibi geldi mi?
Aysun: Evet, aynen öyle oldu. Boş
zamanın çokluğu işleri ertelememe ve verimin düşmesine neden oldu.
Ali: Karantina
sürecinde yeni bir şeyler öğreniyor musun ya da öğrendiğini düşünüyor musun?
ÇÜRÜDÜĞÜMÜ DÜŞÜNÜYORUM
Aysun: Öğrenmekten ziyade
çürüdüğümü hissediyorum açıkçası.
Ali: Bu
sürecin biran önce bitmesini umarak mı bekliyor yoksa süreç kendini sana
alıştırdı mı bu konuda düşüncelerin neler?
Aysun: Alıştım aslında, bitmesini
istememin tek nedeni insanların işlerine ve eski hayat standartlarına kavuşmalarını
istemem.
Ali: Bu
süreçte seni en çok etkileyen ne oldu? Bunlardan bahsedelim mi biraz?
Aysun: Kendi ölümümden çok
yakınlarımın tehlike altında olması beni kaygılandırdı.
Ali: Kış
bitiyor, Bahar geliyor! Bir kahve içmek için dışarıda olmak ister miydin?
Aysun: İsterdim elbette ama
sağlıkla evde de olur.
Ali: Bütün
bunlar geçip gittiğinde yapacağın ilk şey ne olur?
Aysun: Araba kullanmak.
Ali: Peki
ya ikinci olarak neyi yapmak isterdin?
Aysun: Şehir dışında yaşayan ve çok
özlediğim bir arkadaşımı görmek.
Ali: Bugün
düşündüğünde her şeyin eskiden olduğu gibi normal, eski halinde olmasını ister
misin? Yoksa artık normallik anormal gelir mi?
Aysun: Gelmez tabi, her türlü şarta
ayak uydurabilirim.
Ali: Her
şey normale döndüğünde veya eskisi gibi olduğunda neleri istiyorsun veya neleri
istemiyorsun mesela?
KARANTİNADA YARARLI ALIŞKANLIKLAR
EDİNMEDİM
Aysun: Bunu hiç düşünmedim ama
uzaktan eğitim oldukça konforlu oldu benim için, devam edebilir.
Ali: Bu
dönemde edindiğin ve hoşuna giden yeni bir alışkanlık edindin mi? Örneğin her
şeyi internetten almak yerine markete, mağazalara koşmak gibi..?
Aysun: Hiç yararlı bir
alışkanlık edinmedim, tersine her şeyi erteleyen öteleyen bir kişilik yapısı
gelişti.
Ali: Bu
süreç içinde herhangi bir nesneyle veya canlıyla özel bir bağ kurduğunu
hissediyor musun? (Burada bilgisayar, cep telefonu ve belki kitaplar sayılmaz,
onlar zaten kanımca hayati önem taşıyor böylesi bir dönemde.)
Aysun: Evet, zaten yakın bir arkadaşıma
daha yakın hissettim ve eşimle uzun süre yaşayabileceğimi anladım.
Ali: Bu
tecrit döneminin bir tür içe dönüş veya terapi etkisi yarattığını düşünür
müsün, yoksa bir başka açıdan bir işkence gibi mi?
Aysun: Ne işkence ne de fırsat
benim için, son derece olağan değerlendirdim.
Ali: Gelecek
yıl, belki doğum gününde pencereden dışarıya, belki ufka, gündoğumuna veya gün
batımına baktığında ne görmeyi dilersin?
Aysun: Kalbimde olan
insanların yanımda da olduğunu.
Ali:
Peki pencere kenarında vakit geçiriyor musun bu aralar?
Aysun: Hayır
Ali:
Eklemek istediklerin var mı bu süreçle ilgili:
Ali: Çok
teşekkür ederim. Sağlıkla kal lütfen.
Aysun Büyükyazı Kimdir:
Uzun yıllar sağlık sektöründe çalıştı. MEB’de İngilizce Öğretmeni, İstanbul
Üniversitesi Yüksek Lisan mezunu. Beykent Üniversitesi Sosyoloji Doktorası
yapıyor. Evli. Tatlı Kız adında bir köpeği var.
[1] Sontag,
Susan, Bir Metafor Olarak Hastalık, S. 7, Çeviri: Osman Akınhay, Agora
Yayınevi, İstanbul, 2005

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder