6 Nisan 2020 Pazartesi

“BUGÜN, BİR AY SONRA İLK KEZ MARKETE GİTTİM”


Sosyal medyada insanlar kendi karantinalarında neler yaşadıklarını kendilerince göstermeye çalıyorlar ama gerçekte karantinada neler yaşanıyor hiç merak ettiniz mi? Neredeyse bir aydı evden çıkmayan Aysun Büyükyazı karantina günlerini anlattı:

“BUGÜN, BİR AY SONRA İLK KEZ MARKETE GİTTİM”


“Hastalık, hayatın gece karanlığıdır. Daha sıkıntılı süren bir yurttaşlıktır” der Susan Sontag (1933-2004), “Metafor Olarak Hastalık” kitabında. Doğup hayata gelen herkesin biri sağlıklılar, diğeri hastalıklar ülkesinde olmak üzere iki ülkesi olmak üzere çift vatandaşlıktır Sontag’a göre ve “İstisnasız hepimiz bize kalsa sadece ‘iyi’ pasaportuyla yaşamayı tercih etmemize rağmen, günün birinde - en azından bir süreliğine - kendimizi öteki ülkenin hüviyetine taşıyor durumda bulmaktan kurtulamayız”.[1]
Çifte vatandaş olsak da istisnasız hepimiz “iyi” pasaportuyla yaşamayı isteriz elbette ama bu mümkün olmuyor. Bugün aylar önce Çin’de ortaya çıkan Covit-19 virüsü, dünyayı bir korku ve yasa sürüklemiş durumda. Bunların dışında ama bütün bunları bir tedirginlik olarak içimizde büyüten ve bütün bildiklerimizi ve hissettiklerimizi derin bir karanlığa süpürmek isteyen belirsizlik daha da canımızı yakıyor. Blogumda, bu olağanüstü günlerde bazı röportajlar yapıyorum. Sadece tarihe tanıklık etmiş ve geride bir şeyler bırakmış olmak için değil. Belki ben de endişemi böyle atıyorum. Ya da bir yazar ve gazeteci olarak bu süreçte yaşam öykülerine diğer insanların hayatına, düşüncelerine, geçirdikleri süreçlere ve samimi davranışlarına duyduğum büyük ilgimin ortaya çıkaracağı öyküleri, ben de merak ediyorum.
Virüsle birlikte hem geleneksel medya hem de internet tabanlı sosyal medya üzerinden mesaj bombardımanına tutulduğumuz kesin. İnanılması güç bir enformasyon akışı var. Ölü bilgiler bile bu mecrada kendisini yeniden canlandırıyor ve üzerimize düşüyor. İnanıp inanmamak bir travma halini aldı. Psikolojiler alt üst oldu. Toplumsal olarak birbirimize söylediğimiz tek şey evde kalmamız. Peki, evde kalanlarımız ne yapıyor. Ne hissediyorlar? Dışarıya çıkabileceklerini umuyorlar mı? Dışarıya çıkarlarsa ilk yapacakları şey nedir? Karantina gönleri kendilerinde içsel bir değişime neden oldu mu? Karantinayı nasıl kullanıyoruz? Daha birçok soru. Bugün Aysun Büyükyazı ile bir röportaj gerçekleştirdim. İyi okumalar:

Ali: Merhaba Aysun! Öncelikle nasılsın?

Aysun: Biraz dinlenme yorgunu olsam da iyiyim.

Ali: Sevdiklerinden haber olabiliyor musun, onların durumu nasıl?

Aysun: Evet, görüntülü ya da mesajla sıklıkla iletişim halindeyim.

Ali: Virüsün sana bulaşabileceği endişesi yaşıyor musun?

Aysun: Elbette, bana bulaşması demek beraber yaşadığım insanı da tehlikeye atıyorum anlamına gelir aynı zamanda.

Ali: Tecrit sürecini evde yalnız başına mı geçiriyorsun? Ne zamandır tecrit altındasın?

Aysun: Eşimle birlikteyiz. Yaklaşık bir aya yakındır.

Ali: En son ne zaman dışarı çıkmıştın?

Aysun: Bu gün, markete gittim.

Ali: En çok özlediğin üç şey nedir diye sorsam cevabın ne olurdu?

İLK YAPMAK İSTEDİĞİM DENİZ, AÇIK HAV AKAHVALTISI VE ARABA KULLANMAK

Aysun: Deniz, açık hava kahvaltısı ve araba kullanmak.

Ali: İnsanlarla nasıl ilişki kuruyorsun, bu seni tatmin ediyor mu?

Aysun: Sosyal medya ve telefonla. Yeterli değil tabi ama tek güvenilir yol bu.

Ali: Bu süreçte ilişkilerinde değişim oldu mu? En yakınındakiler olsun veya uzaktakiler insanları bakış açında bir duygu ve fikir değişikliği yaşadın mı?

BELİRSİZLİK ÖZLEMİMİ ARTIRIYOR

Aysun: Evet, belirsizlik ailemi arkadaşlarımı daha çok özlememe neden oldu.

Ali: Bu süreçte zaman ve serbest zamanla olan ilişkinde değişiklik yaşadın mı?  Sanki zaman daha çokmuş gibi ama boş zaman da boş değilmiş gibi geldi mi?

Aysun: Evet, aynen öyle oldu. Boş zamanın çokluğu işleri ertelememe ve verimin düşmesine neden oldu.

Ali: Karantina sürecinde yeni bir şeyler öğreniyor musun ya da öğrendiğini düşünüyor musun?

ÇÜRÜDÜĞÜMÜ DÜŞÜNÜYORUM

Aysun: Öğrenmekten ziyade çürüdüğümü hissediyorum açıkçası.

Ali: Bu sürecin biran önce bitmesini umarak mı bekliyor yoksa süreç kendini sana alıştırdı mı bu konuda düşüncelerin neler?

Aysun: Alıştım aslında, bitmesini istememin tek nedeni insanların işlerine ve eski hayat standartlarına kavuşmalarını istemem.

Ali: Bu süreçte seni en çok etkileyen ne oldu? Bunlardan bahsedelim mi biraz?

Aysun: Kendi ölümümden çok yakınlarımın tehlike altında olması beni kaygılandırdı.

Ali: Kış bitiyor, Bahar geliyor! Bir kahve içmek için dışarıda olmak ister miydin?

Aysun: İsterdim elbette ama sağlıkla evde de olur.

Ali: Bütün bunlar geçip gittiğinde yapacağın ilk şey ne olur?

Aysun: Araba kullanmak.

Ali: Peki ya ikinci olarak neyi yapmak isterdin?

Aysun: Şehir dışında yaşayan ve çok özlediğim bir arkadaşımı görmek.

Ali: Bugün düşündüğünde her şeyin eskiden olduğu gibi normal, eski halinde olmasını ister misin? Yoksa artık normallik anormal gelir mi?

Aysun: Gelmez tabi, her türlü şarta ayak uydurabilirim.

Ali: Her şey normale döndüğünde veya eskisi gibi olduğunda neleri istiyorsun veya neleri istemiyorsun mesela?

KARANTİNADA YARARLI ALIŞKANLIKLAR EDİNMEDİM

Aysun: Bunu hiç düşünmedim ama uzaktan eğitim oldukça konforlu oldu benim için, devam edebilir.

Ali: Bu dönemde edindiğin ve hoşuna giden yeni bir alışkanlık edindin mi? Örneğin her şeyi internetten almak yerine markete, mağazalara koşmak gibi..?

Aysun: Hiç yararlı bir alışkanlık edinmedim, tersine her şeyi erteleyen öteleyen bir kişilik yapısı gelişti.

Ali: Bu süreç içinde herhangi bir nesneyle veya canlıyla özel bir bağ kurduğunu hissediyor musun? (Burada bilgisayar, cep telefonu ve belki kitaplar sayılmaz, onlar zaten kanımca hayati önem taşıyor böylesi bir dönemde.)

Aysun: Evet, zaten yakın bir arkadaşıma daha yakın hissettim ve eşimle uzun süre yaşayabileceğimi anladım.

Ali: Bu tecrit döneminin bir tür içe dönüş veya terapi etkisi yarattığını düşünür müsün, yoksa bir başka açıdan bir işkence gibi mi?

Aysun: Ne işkence ne de fırsat benim için, son derece olağan değerlendirdim.

Ali: Gelecek yıl, belki doğum gününde pencereden dışarıya, belki ufka, gündoğumuna veya gün batımına baktığında ne görmeyi dilersin?

Aysun: Kalbimde olan insanların yanımda da olduğunu.

Ali: Peki pencere kenarında vakit geçiriyor musun bu aralar?

Aysun: Hayır

Ali: Eklemek istediklerin var mı bu süreçle ilgili:

Aysun: Benim için oldukça sıradan geçen günlerdi, özel bir şey hissetmedim.

Ali: Çok teşekkür ederim. Sağlıkla kal lütfen.

Aysun Büyükyazı Kimdir: Uzun yıllar sağlık sektöründe çalıştı. MEB’de İngilizce Öğretmeni, İstanbul Üniversitesi Yüksek Lisan mezunu. Beykent Üniversitesi Sosyoloji Doktorası yapıyor. Evli. Tatlı Kız adında bir köpeği var.


[1] Sontag, Susan, Bir Metafor Olarak Hastalık, S. 7, Çeviri: Osman Akınhay, Agora Yayınevi, İstanbul, 2005

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder