Madam Batırfılay (Butterfly-Cio-Cio-San)
Puccini’nin üç perdelik operası (17 Şubat 1904) olarak tarihe geçmiştir. Sanat
tarihinin yaratan ile yaratılan arasındaki en belirgin var ediş, ya da yok oluş
metnidir bu eser.
Madam Batırfılay kendisini kocasına adamaya hazır,
15 yaşında gencecik bir geyşadır. Japonya’ya gelen bir Amerikan subayı olan
Pinterkon ile evlenir. Evlenirken dinini de değiştirir. Batırfılay ailesi kızlarını din değiştirdiği için
reddeder. Batırfılay artık kocası Pinterkon ve sadık yardımcısı Suzuki’den
başka kimsesizdir. Hamile de kalan genç kadını bir süre sonra Amerikalı kocası
da terk eder. Batırfılay sabırlıdır, eşini beklemeye başlar; doğurduğu oğlunu büyütür.
Pinterkon ise Amerika’da evlenmiştir. Zaman geçer. 3 yıl sonra Pinterkon,
Japonya’da terk ettiği karısının yanına gider. Pinterkon’u 3 yaşındaki oğluyla
karşılayan Batırfılay kocasının Amerika’da evlendiğini öğrenir, bunu affetmez
ve harakiri yaparak intihar edip, canına kıyar; cezalandırdığı kendisi olur.
Klişe gibi gelir ama değildir… Bu onurlu bir davranıştır ve aslında Pinterkon’a
vicdan azabı da aktarır…
Puccini’nun
bu eseri benim için bir sadakatsizlik örneğinden çok insanlar sevgiyle yaratılanın
kendisini nasıl ortadan kaldırdığıyla ilgilidir. Birini sevmek, birine aşık
olmak ve birine adanmak… Madam Batırfılay nerede hata yapmıştır? Birini severek
mi, birine aşık olarak mı, yoksa birine adanarak mı? Aslında hata yapmamıştır.
Çok sevmenin ölçüsü nedir henüz tam anlamıyla hatları çizilmemiş olsa da o
gerçekten çok sevmiştir. İntiharının altında yatan sebep de bana göre adanmış
bir kalbin aldatılmışlık hissiyle yaşama devam edemeyeceğinden çok, adandığının
daha da açıkçası severek var ettiğinin buna değmeyecek kadar vasat oluşunu
hazmedememiş olmasındadır. “Sen o kadın değilsin” ya da “Sen o adam değilsin”
derken acaba biz ne kadar o’yuz. Kendimizi adamaya hazır insanlar bulduğumuzda
onları köle yapmaya mı çalışıyoruz yoksa kölesi mi olmaya çabalıyoruz? Severken
ne kadar ileri gidebiliriz?
Puccini bize bu muhteşem eseriyle, adanmış olunanın adanan karşısındaki çaresizliğinden çok adananın kendi eserini nasıl çürüttüğünü ve böylece çürüyüp gideceğini gösterdiğini düşünür ve önemserim. Bence insan çok severek sevdiğini kendinden yaratır, yaratılan yaratanı küçümseyip, artık kendisini önemsediğinde kendisini ortadan kaldırır… Bu yüzden Madam Batırfılay’i biliriz Pinterkon hiçbir şey ifade etmez.
Puccini bize bu muhteşem eseriyle, adanmış olunanın adanan karşısındaki çaresizliğinden çok adananın kendi eserini nasıl çürüttüğünü ve böylece çürüyüp gideceğini gösterdiğini düşünür ve önemserim. Bence insan çok severek sevdiğini kendinden yaratır, yaratılan yaratanı küçümseyip, artık kendisini önemsediğinde kendisini ortadan kaldırır… Bu yüzden Madam Batırfılay’i biliriz Pinterkon hiçbir şey ifade etmez.



