Röportaj: Ali ULURASBA
Sanatçı, Duvar Ressamı ve İzmir'li Özgür Bağlamazlar’ın elinde duvarlar konuşuyor, duvarlar birer kapı oluyor,
açılıyor, ardında siz neyi görmek isterseniz o mekân işte orada var olmaya
başlıyor, ferahlatıcı bir tarihsel aroma ve zamanı kuşatan bir iksirle.
BİR
DUVAR BÜYÜCÜSÜ: SANATÇI ÖZGÜR BAĞLAMAZLAR
“Duvarları kuşatın da /
tutuklayın hepsini/ne böyle gurbet olsun / ne böyle ayrılıklar” diyor Zülfü
Livaneli. Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları şiirinde “Gözlerime çökerken ağır
uyu sisleri/ çiçekliyor duvarı ocağın akisleri”yle bakıyor duvara. Konstantino
Kavafis, ise şöyle sesleniyor“… Ah, önceden fark etmedim örülürken duvarlar / ama
ne duvarcının gürültüsü, ne başka ses / sezdirmeden, beni dünyanın dışında
bıraktılar…”
Duvarlar, edebiyatın,
hatta geniş anlamda sanatın en işlevsel ürünüdür. Şairler, edebiyatçılar,
ressamlar, senaryo yazarları ve yönetmenler kısacası sanatla uğraşanlar yoğun
biçimde “duvar”lara da odaklanmışlardır. Odaklanmayacak gibi değildir duvarlar.
İnsanları birbirinden ayırması ayrıdır duvarların, sırtına yaslanılması, güven
vermesi, koruyucu bir kalkan olması ayrı. Korkuyla cesaretin, ümitle
ümitsizliğin, güvenle, güvensizliğin ve daha birçok karşıt hissin üzerinde
(gölgesinde ve içinde mi demeli) yaşadığı hem kurgusal-imge, hem de gerçektir
duvarlar. Duvarlar insan yapımıdır. Bu yapı üzerine insanlar yine bir şeyler
yaparlar ve kurgu iki kez kurgu, gerçek iki kez gerçek halini alır. Böylece
duvar dediğimiz şey kendi gerçeğini en koyu biçimde yeniden ve bir kez daha yaratır
sanatçıların elinden.
Bir Duvar Ressamı olan
(bana göre duvarlara büyü yapıyor-bütün büyücülerden ve tabii ki Oz
büyücüsünden daha muhteşem, daha gerçekçi ve masalsı) Özgür Bağlamazlar da
“duvarlar” üzerinde çalışıyor. Çalışıyor derken aslında duvarlara, tavanlara boyalarla
büyüler yapıyor, dediğim gibi. Onları taş, toprak, beton, ahşap vs. olmaktan
çıkarıyor. Kalemiyle, fırçasıyla renk renk büyülenen duvarlar, sonsuz
sessizliklerinden silkinip, uyanıyorlar. Renklerle uyanış duvarları duvar
olmaktan çıkarıp, adeta kapı yapıyor. Kapıyı aralıyorsunuz, ardında ne mi var?
İşte sanatçı Özgür
Bağlamazlar, yani “Duvar Büyücüsü” ile yaptığım ve keyifle okuyacağınızı
düşündüğümüz o röportaj:
AU. Duvarlar deyince
hep bir şeyi bir başka şeyden sanki sonsuza dek ayıran bir imge gelir genelde
aklıma. Ancak belki duvarlara bu kadar bu kadar kötü bakmamak lazım. Bazı
duvarlar arkalarında olanları koruma görevi de üstlenir. Ben duvar senin için
ne ifade ediyor öncelikle bir duvar ressamı olarak görüşlerini almak isterim?
DUVARLARIN YENİ ANLAMI:
BİR DÜNYA CENNETİ İNŞASI VE RUHA İLAÇ
Ö.B
Duvarlara yaptığım resimlerin arkalarına açılan bir kapı olduğunu düşünürüm,
kapıdan çıkınca ne görmek istiyorsak onu resmedebiliriz üzerlerine. Ayıran parçalayan
sınırlayan bir şeyi kendi cennetimizi yaratmak, geçmişimize ilaç, bugünümüze
ilham olsun diye kullanmak hoşuma gidiyor. Mekân algısını değiştirmek hoşuma
gidiyor üzerine yaptıklarımla…
A.U.
Hiç bu duvar resimleriyle ilgili ilginç bir tepki aldın mı? Hani bazen camları
görmeyiz de çarparız falan. Resim yaptığın bir duvardan yürüyüp gitmek isteyen
olup da duvara çarptığı oldu mu veya başa bir anın var mı?
LİMON KOKULU DUVARLAR
Ö.B.
Çok fazla güzel, tatlı ve komik anım var. Son işimde Cunda Adası’ında ki güzel
bir otelin koridorunda, üst kata çıkan merdivenlerinin bitişinde insanları
karşılayan bir duvara yaptığım resimde otelin sahibesi Fatoş Hanımın resmi
görünce “Limon kokuyor burası” demesi çok güzel bir andı. Yani Duvara
çarpılmasını istememJ benim için önemli olan yukarıda
anlattığım gibi resimde ki hissiyatın insanlara ulaşması.
A.U.
Bu duvar resimleri aslında resmin anası değil mi? Öyle diyebilir miyiz? Burada
tabii ki ilk çağ mağara resimlerini de kastediyorum?
Ö.B.
Kesinlikle diyebiliriz. Mağara resimleri o dönemin değerleri üzerine geniş bir
anlatım alanıydı zaten günümüzde de dönüşen yaşamlarımızın içinde anlatmak
istediğimiz ayrıntıları, uzaklaştığımız hislerimizi vurgulamak amaçlı duvar
resimleri yapmaya devam ediyoruz.
A.U.
Resim yaparken, yani duvarları boyarken böyle bir öykünün parçası olduğunu
düşünür müsün? Ya da çizerken ne düşünüyorsun?
“GEÇMİŞTE KİLİSE, CAMİ
YA DA SARAY DUVARINI BOYAYAN BİR USTAYDIM”
Ö.B.
Aslında reenkarnasyon varsa geçmişte kesinlikle kilise, cami ya da saray
duvarları boyayan bir ustaydım diye düşünüyorum.
A.U.
Genelde insanlar seni çağırıp şöyle bir duvarım var, şu işi yapacağım buraya
bir şeyler mi çizelim diyor yoksa gerçekten seni bir sanatçı olarak mı görüyorlar.
Çünkü bir profesyonel olsan da, bu işten gelir sağlasan da benim için bir
sanatçısın.
Ö.B.
Bahsettiğiniz iki tarzda da talep alıyorum. Öncelikle müşterilerime başka bir
eşi olmayan bir iş yapmanın güzelliğini anlatıyorum ama illa ki reprodüksiyon çalışma
isteyen müşterilerimi de geri çevirmiyorum. Burada kendimi övmek istiyorum -a
senin ki daha güzel oldu sıkça duyduğum bir şey. Reprodüksüyon bir iş yapmak da
sanata yaklaşmak, keyfi alınca özgün ve kendilerine has işler isteyenler çok
oluyor.
“O DUVARLARIN HEPSİNİ
ALIP EVE GÖTÜRMEK İSTİYORUM"
A.U.
Tam burada şunu sorma istiyorum. Bir duvarı yaptın, çok hoşuna gitti eve
götürmek ister miydin? Ya da içinde böyle bir ukde bırakan bir resmin oldu mu?
Ö.B.
Hepsini alıp evime götürmek istiyorum. Son fırça darbelerinde işi uzatıp bir
gün başından gidemediğim işler oluyor. Hatta çok sevip isim taktıklarım bile
olmuştur
A.U.
Biraz teknik bilgi de almak istiyorum. Ekip olarak mı çalışıyorsunuz? Yoksa tek
mi? Ve bir iş nasıl başlıyor? Nasıl planlanıyor? Sonrasında nasıl tamamlanıyor.
Süreç nasıl işliyor?
Ö.B.
Öncelikle her iş gibi profesyonel bakmak gerekiyor. Planlama kısmı çok önemli.
Çünkü elle yapılan bir iş dolayısıyla fazla zaman alıyor ama bu zamanı en aza
indirmek için kendimce yöntemlerim var. Birbirinden tatlı asistanlarım var,
bazen bir şantiyeden daha hızlı çıkmak için sadece fırça bakımı için bile ayrı
asistanım oluyor.
A.U.
Bildiğim kadarıyla tavan süsleme de var fırçanda. Çok zor olmuyor mu tavan
resmi? Ayrıca bu de eski bir sanat değil mi? Tavan resimleri… Hala Anadolu’daki
bazı evlerin tavanlarında bunu görüyorum…
TARİHİN BUGÜNDE YAŞATILDIĞI
TAVAN RESİMLERİ
Ö.B.
Aslında tavan resminde doğru duruş ile çalışıldığı takdirde insanın postürünü
düzeltmesi söz konusu. Doğru duruş sağlanırsa hiçbir zorluğu kalmıyor. Eski bir
sanat tabi ki Anadolu’da camilerden saraylara kadar uzun bir yolculuğu var.
İstanbul’da günümüzde de yalı resmi olarak varlığını sürdürüyor. Örneğin
İzmir’de modernle klasik desenleri buluşturulup değişik projeler yaptım
A.U.
En uzun çalışman aç gün sürdü? Bittiğinde artı bu işi bırakacağım mı dedin,
yoksa evet buradan devam etmeliyim mi dedin?
Ö.B.
En uzun çalışmam Dubai’de bir yıl sürmüştü. Kesinlikle devam etmeliyim demiştim
ama akabinde yaptığım işler butik oldu iki, üç ay süren. Her işimi çok severek
yaptığım halde bazılarının sonunda bu işi bırakıp kırtasiye açıyorum dediğim
oldu. Ama bu dediğimi malzemelerimi toplayıp işin son haline baktığımda hep
unuttum.
TÜRKİYE’DE DUVAR
RESSAMLIĞINA DÖNÜŞ İYİYE İŞARET
A.U.
Duvar ressamlığı Türkiye’de çok yaygın değil sanırım. Ancak galiba son yıllarda
sokaklardaki duvarlardan, grafitilerden bir içe dönüş var, ev, işyeri vb? Var
mı, yoksa yanılıyor muyum? Bir de grafitilerle mi başladın bu işe?
Ö.B.
Türkiye’de çok yaygın olmadığı doğru fakat şuan benim etrafımda ki talepleri
karşılayamadığım gerçeği de var. Çünkü duvar ressamlığı çok yaygın değil.
Kesinlikle bir içe dönüş var. İtalyan ressamlarının duvar resimlerinin olduğu
evlerde büyüyen müşterilerimde var fakat daha önce hiç bu tarz işlerle
karşılaşmamasına rağmen bir duvar resmine sahip olmak isteyen müşterilerimde
var. Grafitilerle değil aksine cami süslemeleri ve yazılarıyla başladım. Bunun
bugün ki gözüme çok faydası olduğunu düşünüyorum. Tarihi yapılarda ki
süslemelerin mükemmelliği tabi ki tartışılamaz fakat günümüzde ki dini
yapılarda da kayda değer ve oldukça kıymetli eserler olduğunu söylemeliyim.
A.U.
Duvar boyama sanatında bu duvarları kullananlar (yani odaları, işyerlerini vb.)
hiç dönüş oldu mu bu resimler beni ruhsal olarak rahatlatıyor diye?
Ö.B.
Zaten rahatlatsın, heyecanlandırsın, hayallere daldırsın istekleri sebebiyle
talep ediyor insanlar. Dediğim gibi daha önce bu sanatla tanışıklığı olmayan
biri bile içgüdüsel olarak sanatın bu gerçeğinin farkında.