ZEYNEP ŞARKAYA: KENDİMİ UNUTTUĞUMUN FARKINA VARDIM BU SÜREÇ İÇERİSİNDE.
(GİRİŞ İÇİN NOT: Röportajı
okuduktan sonra Zeynep Şarkaya’nın karantina altında ilkokul çocukları için bir websitesi ve
instagram sayfası yarattığı sayfaya da göz atıp, katılımın fazla
olmasını sağlayabilirsiniz (Teşekkür ederim).
https://enjoyablethings0.wordpress.com/2020/04/22/23-nisan/)
İNSAN NE İLE YAŞAR
“Fakat bilmem gerekenler
bitmemişti: ‘İnsanın ne ile yaşadığı?’ Tanrı, son dersi de esinleyinceye kadar
beklemeyi sürdürdüm”[1] der Tolstoy’un kahramanı
Simon. Bu aslında biraz da elması değerli kılanın ışığı nasıl kabul edişiyle
koşuttur. Yani hayata nasıl bakıyoruz? Hayattan neler bekliyoruz? Bir anlamda
Tanrı’dan hiç’liğe kadar olan şeyleri nasıl kabul ediyoruz, neye maruz
kalıyoruz bu kabul edişlerimizde ve ne için? Oidipus gibi biz de kendimizin bir
arzu nesnesi miyiz? Yoksa bu batı düşüncesinin bir dayatması mı? Ama şu da bir
gerçek ki virüs bize aslında hayata ve dışımızdaki (insan olarak) dışımızdaki her şeye ihanet ettiğimiz ve acımasızlıkta
başarısız olup acı çektiğimizle[2] Sanki virüs bize hayat
denen metni yeniden keşfetme fırsatı vermiş gibi ama yine sanki henüz yas durumundayız
ve bazı şeyleri yeniden kavramak konusunda heyecanımızı bastırıyoruz. Şunu da
gördük ki hayat oldukça kırılganmış. “Don Kişot, bir uygarlığın gençliğini
temsil eder: Kendine olaylar icat ediyordu. – bizse üzerimize gelen olayların
elinden nasıl kurtulacağımızı bilemiyoruz.”[3] Cioran haksızlık ediyor
olmalı, çünkü uyum sağlayabiliriz, yani birçok şeyi inşa ettiğimiz gibi hayatı
da yeniden icat edebiliriz, acısıyla tatlısıyla… Bugünkü röportajım bir üniversite
öğrencisi olan iki aya yakındır kendi karantinasında olan Zeynep Şarkaya ile. Zeynep,
aktif bir internet kullanıcısı ama geldiği noktada yüzyüze iletişime inancını
vurguluyor. Bu uzun karantina sürecinde keşfettikleri ise Tolstoy’un kahramanı
Simon’un “İnsanın ne ile yaşadığı?” sorusuna cevap gibi; biraz o hepimizin
ağzının içindeki buruk bir tat gibi olsa da. Siz de merak ediyor musunuz
insanın ne ile yaşadığını? Zeynep’in röportajı aşağıda, iyi okumalar:
HERKES GİBİ BEN DE KORKUYORUM
Ali: Merhaba! Öncelikle
nasılsın?
Zeynep: Çok teşekkür ederim. Bu günlerde
nasıl olunabilirse öyleyim.
Ali: Sevdiklerinden haber
alabiliyor musun, onların durumu nasıl?
Zeynep: Aile büyüklerimi düzenli
olarak arıyorum. Şükürler olsun ki hepsi çok iyi.
Ali: Virüsün sana
bulaşabileceği endişesi yaşıyor musun?
Zeynep: Herkes gibi ben de
hastalıktan korkuyorum haliyle. Ancak sosyal mesafeye ve evden çıkmamaya özen
gösteriyorum.
Ali: Tecrit sürecini evde
yalnız başına mı geçiriyorsun? Ne zamandır tecrit altındasın?
GÜNLER HEP AYNI NE ZAMANDIR EVDEYİM BİLEMİYORUM
Zeynep: Günler hep
birbirinin aynısı gibi gelmeye başladığından aslında tam ne zamandır evdeyim
bilemiyorum:) Ailemle beraber evdeyiz.
Ali: En son ne zaman dışarı
çıkmıştın?
Zeynep: 1,5 aydan fazla olmuştur
çıkmayalı.
E: En çok özlediğin üç şey
nedir diye sorsam cevabın ne olurdu?
Zeynep: Güneşin altında sıcacık
çimenlere uzanmayı, arkadaşlarımla dışarıda buluşup kahve içerek sohbet etmeyi
ve sinemaya gitmeyi çok özledim.
Ali: İnsanlarla nasıl ilişki
kuruyorsun, bu seni tatmin ediyor mu?
Zeynep: İnternet üzerinden
iletişim kuruyorum. Ancak tabii ki de yüz yüze iletişim kadar sağlıklı olmuyor.
Ali: Bu süreçte ilişkilerinde
değişim oldu mu? En yakınındakiler olsun veya uzaktakiler insanları bakış
açında bir duygu ve fikir değişikliği yaşadın mı?
BU SÜREÇTE SOSYAL VARLIKLAR
OLDUĞUMU ANLADIM
Zeynep: Bu süreç zarfında
ne kadar sosyal varlıklar olduğumuzu çok iyi anladım. Ailemle daha da yakınlaştık.
Sanırım sürecin tek artısı bu oldu.
Ali: Bu süreçte zaman ve serbest zamanla olan
ilişkinde değişiklik yaşadın mı? Sanki zaman daha çokmuş gibi ama boş
zaman da boş değilmiş gibi geldi mi?
ZAMAN MEVHUMU YİTİRDİM
Zeynep: Bana zaman çok
hızlı geçiyormuş gibi geldi aksine. Günlerim o kadar birbirinin aynısı ki zaman
mevhumumu yitirdim.
Ali: Karantina sürecinde yeni
bir şeyler öğreniyor musun ya da öğrendiğini düşünüyor musun?
Zeynep: Zamanımı iyi
değerlendirme konusunda pek başarılı olduğum söylenemez doğrusu. Ancak kendimi
geliştirmeye, ders çalışmaya ve kitap okumaya çalışıyorum.
Ali: Bu sürecin biran önce
bitmesini umarak mı bekliyor yoksa süreç kendini sana alıştırdı mı bu konuda
düşüncelerin neler?
Zeynep:
Alıştım diyebilirim. Evden çıkınca yerimi yadırgayacağım sanırım ahaha.
Ali: Sürecin sana kazandırdığı zamanı verimli
kullandığını düşünüyor musun? Bu süreçte yeni bir şeyler yaptın mı?
Zeynep: Resim yapmaya başladım. Tuval ve
boyalar sipariş ettim.
KENDİMİN FARKINA VARDIM
Ali: Bu süreçte seni en çok
etkileyen ne oldu?
Zeynep: Kendimi akış
içerisinde ne kadar unuttuğumun farkına vardım bu süreç içerisinde.
Ali: Kış bitiyor, Bahar
geliyor! Bir şeyler içmek için dışarıda olmak ister miydin?
Zeynep: İsterdim tabii ki. Ancak
her durumun şartlarına uymak ve alışmak gerekir.
Ali: Bütün bunlar geçip
gittiğinde yapacağın ilk şey ne olur?
Zeynep: Sanırım şöyle güzel bir
doğa yürüyüşüne çıkarım.
Ali: Peki ya ikinci olarak
neyi yapmak isterdin?
Zeynep: Sinemaya gitmek
tabii ki :)
Ali: Bugün düşündüğünde her
şeyin eskiden olduğu gibi normal, eski halinde olmasını ister misin? Yoksa
artık normallik anormal gelir mi?
Zeynep: Açıkçası buna ne cevap
vereceğimi bilmiyorum.
Ali: Her şey normale
döndüğünde veya eskisi gibi olduğunda neleri istiyorsun veya neleri
istemiyorsun mesela?
Zeynep: Aslında bütün bu
söylediklerim arasında var ne yapmak isteyip ne yapmak istemediğim. Okuluma
döneceğim. Arkadaşlarımla görüşeceğim. Bu eskisi gibi mi olacak emin değilim
ama…
Ali: Bu dönemde edindiğin ve
hoşuna giden yeni bir alışkanlık edindin mi? Örneğin her şeyi internetten almak
yerine markete, mağazalara koşmak gibi..?
Zeynep: Hayır aslında günlük
rutinimde sadece okula gitmemek ve arkadaşlarımla yüz yüze konuşamamak değişti.
Ali: Bu süreç içinde herhangi
bir nesneyle veya canlıyla özel bir bağ kurduğunu hissediyor musun? (Burada
bilgisayar, cep telefonu ve belki kitaplar sayılmaz, onlar zaten kanımca hayati
önem taşıyor böylesi bir dönemde.)
Zeynep: Kedimle ayrılmaz iki
dost olduk :)
Ali: Bu tecrit döneminin bir
tür içe dönüş veya terapi etkisi yarattığını düşünür müsün, yoksa bir
başka açıdan bir işkence gibi mi?
Zeynep: Bu zamanını nasıl
değerlendirmek istediğine bağlı bir soru aslında. İnsan isterse kendini
geliştirir istemezse de bunu bir işkenceye dönüştürür.
Ali: Gelecek yıl, belki
doğum gününde pencereden dışarıya, belki ufka, gündoğumuna veya gün batımına
baktığında ne görmeyi dilersin?
Zeynep: Etrafta gülüşen
koşup oynayan çocukların sesiyle beraber güzel bir manzara görmeyi dilerim.
Ali: Peki pencere kenarında
vakit geçiriyor musun bu aralar?
YAŞAMIN KIYMETİNİ BİLMEK
Zeynep: Arada balkona çıkıyorum.
Sayılır mı? :)
Ali: Sürecin dünyayı,
insanları değiştireceğine dair büyük sözler söyleniyor, sen ne düşünüyorsun bu
konuda?
Zeynep: Bu süreç umarım insanlara yaşamın kıymetini anlamaları
konusunda vesile olur.
Ali: Eklemek
istediklerin var mı bu süreçle ilgili:
Zeynep: Hayır yok. Bu
güzel sohbet için teşekkür ederim.
Ali: Çok teşekkür
ederim. Sağlıkla kal lütfen.
Zeynep
Şarkaya kimdir: TED Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Öğrencisi, Fotoğraf
Sanatçısı, Amatör resim sanatıyla uğraşıyor. Merhabalar ben TED Üniversitesi
sınıf öğretmenliği öğrencisiyim bu günlerde ilkokul çocukları için bir
websitesi ve instagram sayfası yarattım acaba destek olup yayılmasını
sağlayabilir misiniz? Çocuklara ulaşırsa belki onlara bir faydam dokunur.
https://enjoyablethings0.wordpress.com/2020/04/22/23-nisan/ bu
web sitem
İnsta adresi de: enjoyablethings0
İnsta adresi de: enjoyablethings0
[1] Tolstoy,
İnsan Ne ile Yaşar, s. 30, Roman Yayınları, 7, Basım, İstanbul, 2009.
[2]
Phillips, Adam, Kaçırdıklarımız-Yaşanmamış Hayata Övgü, s. 122, 2. Baskı, Metis
Yayınlara, İstanbul, 2015.
[3] Cioran,
E. M., Burukluk, s. 38, Metis Yayınları, 3. Baskı, İstanbul, 2015














