Kadınlar sevdikleri
adamlara bir şans daha verirler; gerçekten öyle midir bilmiyorum. Ancak O’na bir
şans vermemişti kadınlar. Oysa o da bir çok yazar (kadın ve erke yazarlar) gibi
ve özellikle sonunda intiharı seçen yazarlar gibi sürgünde hissettiği kendisini
avutacak değil kendisiyle birlikte bu sürgünü en trajik biçimde yaşayacak ruhta
bir kadın arzuluyordu. Tıpkı kendini tatmin etmeyen erkeklerle birlikte olan Sylvia
Plath, Virginai Wolf ve diğer kadın yazarlar gibi. Hayatın ve yazmanın temel sorunu
da buydu: bir insana açılamamak. Ya da onun sizde kendini asla kaybetmemesi…
Edebiyat ve sanat bu çatışmadan doğuyor olsa gerek. Bu çatışma kendi hayatını
kendine verdiği ceza olarak yaşayan Cesare Pavase’nin kadın düşmanı olarak
algılanmasına neden olmuştu. Ancak ben bu düşmanlığa inanmıyorum. Kadınların
kendilerinden güçsüz olana bir idol, güçlü olana ise bir eşya gibi sunduğunu
söyleyecek kadar cüretkâr olan Pavase, hem idoldü birlikte olduğu kadınlar için
hem eşya. Bu yüzden rezilce çektiği ruh buhranları yüzünden aşkla savaşı aynı kefeye koyarken, aşk ilanın
savaş ilanı olduğunu söylüyordu. Doğru söylüyordu aslında. Hatta daha önemlisi
savaş kazanılabilirdi ancak aşkta kazanan yoktu. Kendisi de bu anlamda
kaybedendi. Yaşama Uğraşı (1935-1950) adlı günlüklerinde bu savaşı bütün
çıplaklığıyla görmek mümkün. Kalemi manikürsüz bu genç adam zevk düşkünlüğünden
değil de trajik bir duyarlılıkla yaşamanın bedelini ödüyordu. Yalnız kalmamak
için gece boyunca bir aynanın karşısında otururken düşlediği tam da böyle bir
kadındı: Ben bu yalnızlığımda böylece otururken o da kendi yalnızlığını benimle
birlikte seyretsin. Çünkü şiir anlayışındaki “Şiir, şiir üstüne konuşarak
değil, uğruna emek vererek ortaya çıkar, derken kadınlarla ilişkisinde de aslında
bu geçerliydi” sözleri kadınlarla ilişkisinde de geçerliydi. Kadın, kadın
üstüne konuşarak değil, uğruna emek vererek ortaya çıkar… Dolambaçlı
davranışlarının kurbanı zor adam Pavase ise ile ilgili bu kısa yazıya sığmayacak daha bir sürü şey… “Genellikle
suçun biraz da bizde olduğu çıkar ortaya; işte o zaman, ‘Hoşça kal!’ demek
düşer o kış sabahı duygusuna. Suçun biraz bizde oluşumu mu? Bütün suç bizdedir
oysa, bundan da kurtuluş yoktur…” dolayısıyla yaşadığı hayat cezası halini almıştır Pavase'nin... Yalnız Kadınlar Arasında yalnız bir adam... Bu romanı ile İtalya'nın en önemli edebiyat ödülü olduğu söylenen Strega Ödülü'nü alır... Sadece kariyerinin değil, cezasının da doruk noktasındadır. Ödülünü aldıktan sonra Torino'da, kaldığı bir otel odasında bütün suçları üzerine aldığı o gün intihar günüdür... İddiaya göre ölmek için yirmi bir tane uyku ilacı içmiştir; hayatına giren yirmi bir
kadının şerefine…27 Mayız 1950
(viralimaj:aliulurasba

