18 Mayıs 2017 Perşembe

BENİM ÜLKEMİN ADI

Merak ediyorsun, belki hangi ülkeden olduğumu düşünüp duruyorsun ve soruyorsun, ülkesinin adı nedir diye; ben bir adı olmayanlar ülkesindenim. Ülkemin adı sana bağlı. Aklından ne geçerse bana - hey … ülkeli, diye seslen. Yıllar öncesinden olmuş şeyleri düşünüyorsan, diyelim biri sana bir sürü şey söyleyip sorular sordu, sen de cevabını bilemedin.
Benim ülkemin adı bu.
Belki de birileri adalet arıyordu, hangi kapıyı çalsa yüzüne kapanıyordu, hak ortadan kalkmıştı.
Benim ülkemin adı bu.
Biri senin inandıklarına küfretti. Sen sustun, sana küfredenin yanlış yaptığını da biliyorsun. Bir şeyler yapmak istiyordun, küfretmedin, acı acı gülümsemek zorunda kaldın.
Benim ülkemin adı bu.
Belki çocukken, sokakta oyun oynarken, ya da yaşlanmışken ve pencerede dışarıyı seyrederken, ya da bisiklet sürerken, yürürken, garda tren beklerken, havaalanında uçak yolcularken, ya da öylece otururken bir anda bir patlamayı anımsadın, parçalanıp ölen insanlar canlandı yine kafanın içinde.
Benim ülkemin adı bu.
Ya da bir yerlerde yürürken aniden etrafın polislerle çevrelendi.
Benim ülkemin adı bu.
Belki de bir parkın ortasında kalakaldın. Düşman gibi göğe yükselen bir gökdelenin gölgesi düştü üzerine, seni seven birini aradın. Seni buldu bulacakken, sana ellerini uzatacakken, sana dokunacakken bir hafriyat kamyonunun altında kalıverdi. Ölümü duyumsadın. Sonra ağlamak istedin.
Benim ülkemin adı bu.
Çok uzaklardaymış gibi birilerinin ölüm orucu eylemi yaptığını duydun. Ses, soluk bir yangından başa bir şey değildi.
Benim ülkemin adım bu.
Belki de özgürce yatağına uzanmış, neredeyse uyumak üzereydin, bir şeye ağladın, kendinle ilgili. Hiç bitmeyen, hiç başlamayan günlerin, hiç olan günlerin uykuları, rüyaları uzaklaştıran, acı veren yorgunluğu.
İyi niyetler linç edilirken.
Benim ülkemin adı bu.
Etrafın hırsızlarla, katillerle, karanlık güçlerle sarılmışken kader düşüncesini seni kucaklamıyor, Cennet’in iç açıcı yanı kalmamış; mizah da yok olmuş. İlerleme fikrinde olanlar her şeyi ezip geçiyor, kara delikler.
Benim ülkemin adı bu.
Ya da tekme atılmış bir sokak köpeğini, kuyruğu kesilmiş bir sokak kedisini seviyordun, niye sevdiğini unuttun, yine de sevmenin iyi bir şey olduğuyla sevmeyi sürdürdün.
Belki yanlış ayakla yola çıkılmış.
Benim ülkemin adı bu.
Ya da geç vakitlerde ağaçlarla çevrili bir yerde geziyorsun, yere bir elma düştü, çıkardığı ses seni artık büyülemiyor.
Benim ülkemin adı bu.
Belki elektrikler kesildiğinde tedirgin olmaya başladın, elektrikler varken tedirgin olduğun gibi.
Benim ülkemin adı bu.
Görünen dumandan başka bir şey değil.
Benim ülkemin adı bu.
Ya da biri sana “Yeni bir ülke” dediğinde, kendini daha da kötü hissettin, bunu sana herkes söyleyebilirdi, yeniyi herkes severdi. Yeni elbise, yeni araba, yeni ev, yeni ülke, yeni dünya: Eskiyi seçici bir alışkanlıkla yakarak yeninin içinde kimsenin ısınamayacağını, bu yüzden her şeyin yerini kaygının aldığını söylerken, kimseni sana inanmayacağını da biliyordun, bunu onlara anlatacak birilerini olmalıydı.
Benim ülkemin adı bu.
Belki de hakikatin, hırs ve nefretle dolu olanlardan saklandığını anlatamadan, bu yüzden her kurban için bir kötülük gerekçesi icat edildiğini, karanlığın her yerden yükseldiğini, içten bir gülümsemenin giderek soluklaştığını, mutsuzluğun ve saplantılı bir yaşamın etrafında koşturmaya başladığını görüp, söyledikçe sana inanların her gün daha da azaldığını gördün.
Benim ülkemin adı bu.
Vurun falancaya, vurun filancaya.
Benim ülkemin adı bu.
Ya da ister yeni, ister eski, ister cennet, ister cehennem olsun gururu okşayan sloganlar başarılı olur.
Benim ülkemin adı bu.
İnsanın küçümsenmesi, aşağılanması, yerin dibine geçirilmesi, kendi köklerine saldırması, kendini yerden yere vurması, çıkış noktasını mahvetmesi, yaşadıklarının cezasını çekmesi, sahtekarlık ve ağıt arasında kalması, düşünmemesi, okumaması, kayıtsızlık.
Benim ülkemin adı bu.
Belki oyalanır gibi yaşamak.
Benim ülkemin adı bu.
Ya da birbirine iftira kadar yakın olup birbirini seven ve birbirinden nefret edenler.
Benim ülkemin adı bu.
Ne kadar aşağıya düştüğünü göremeyecek kadar karnı tok, sırtı pek.
Benim ülkemin adı bu.
Gitgide yaklaşıyoruz daha da katlanılmaz olana.
Benim ülkemin adı bu.
Belki “Benden sonra tufan”dır hepimizin itiraf edemediği.
Benim ülkemin adı bu