Cioran bir ulusun bandolara artık tepki vermediğinde söneceğini ifade eder ve “Gerileme trompetin ölümüdür” der.
Burada trompeti bir eğlence enstrümanı olarak
alıyorum. Trompetin ölümü demek eğlencenin ölümüdür.
Eğlenceyi kaybettiğimizde her şeyi kaybediyoruz. Mutlu
olmanın ayıp, sevinmenin günah, eğlenmenin cehennemlik suç olduğu bir
coğrafyada hayat asık suratlı değil mi?
Bir toplum eğlencesini nasıl
kaybeder?
Ya da eğlenmek nedir, ne
için eğlenilir, ne elde edilir?
Eğlence bir sosyalleşme biçimidir. Osmanlı döneminde
başta düğün alayı ve ölüm taziyesi olmak üzere, tekke, imarethane (aşevi),
hamam, lonca, sürek avı, kıraathaneler, meddah, zenne, tiyatro (karagöz),
meyhaneler, kerhaneler, keşhaneler, yemek davetleri, sünnet, okula başlamak,
mezuniyet, hatim, mukabele, hafızlık, kandiller, mevlidler… cemiyette topluca bir
araya geldiğimiz veya münferiden gerçekleştirilen eğlencelerimizdir. Eğlence
derken yanlış anlaşılmasın, hastalık, ibadet, tahsil, geçim derdi dışındaki
hayatımızı kastediyorum.
Cumhuriyet
dönemindeyse önce kahvehane, sonra radyo, tiyatro, gazino, sinema (yazlık sinemalar),
randevu evi, pavyon, gazino, lokanta (esnaf dahil), dernek/vakıf, mezuniyet,
lunapark, sirk, stadyum, tv, arena, kütüphane, avm, spa, outdoor, camping, av,
spor, ana okulu, üniversite kantini, okul/şirket kulüpleri, fuar,
panayır/festival, restoran, kafe ve
günümüzde internet kafeler, internet pornosu, yanı sıra web surfing, sosyal
medya, evde bingo oyunları başta olmak üzere eğlenceler, altın günleri, bireysel
olduğundan çok kolektif eğlenceler arasındadır… Gelecekte insanların nasıl
eğleneceğini de eğlenceli buluşları belirleyecek.
Burada
eğlencenin tarifini yapmayacağım. Eğleniyorsanız tarifi de içindedir. Ancak
eğlencenin hem bireysel hem de toplumsal olana katkısının büyük olduğu yadsınamaz
bir gerçek.
Son
yıllarda öncelikle neyi kaybettiğimize bir bakın.
Burada iki kitabı gündeme getirmek istiyorum. İBB yayınlarından çıkan İstanbul Eğleniyor
(1870-1955 Cilt 1) adlı kitap. Diğeri Hovarda Alemi isimli çok ilginç bir kitap.
İstanbul Eğleniyor kitabının yazarı kısa süre önce kaybettiğimiz değerli
akademisyenlerimizden Prof. Dr. Özlem Kumrular.
Eğlenceyi faziletler, asık suratlılığı
kusurlar arasında yerleştirmek gerekirken, gülmenin insanın başına felaket
getireceği, eğlenmenin günah olduğu, zevk almanın cehennemliklerin tabiatında
bulunduğu söylemleri kendi içinde tutarsız. Çünkü eğlenmek tabiatımızda var.
Eğlencesizlik daha beterin fanatizmi.
İt kopuk takımının eğlencesizlik mitosu
benimsenirse bir katliama veya daha kötüsü yeni bir dine hazır olmak gerekir.
Bugün Ağustos’un otuzu: Böyle günlerde
trompetler canlıydı, çalardı, biz güler, eğlenir, dans ederdik. İnsanların
meydanlarda göz kamaştırıcı eylemleri olurdu.




.png)





