… yola çıkarken en
iyisini umarsınız. Uçağa yıllar önce ilk kez bindiğimde hostese biraz espri
biraz gerçek, “Düşmeyiz değil mi?” diye sormuştum. Hostes “Uçaklar düşmez,
sadece inemezler” karşılık vermişti. Birbirimize acılı bir tebessüm ile gülümsedik.
Bugün baktığımda hostesin taktiksel bir umut ile bana cevap verdiğini
düşünüyorum.
Umut bir taktik değildir, umut umuttur.
Gemi batarken, uçak
düşerken, otomobilde kaza anında veya herhangi bir korkunç olay karşısında insanlar
durdukları yerde duramazlar. Bilinçli veya bilinçsiz hayata, hayatlarına
kasteden, yaşam alanlarını bir anda veya yavaş yavaş daraltan, yaşamlarına
müdahale eden o tehlikeye karşı, en iyi bildikleri şeyi yaparlar, aktif ya da
pasif savunma veya kendi güvenliklerini alır, o korkunç tehlikeden en az
zararla kurtulduklarına kanaat getirdikten sonra da yanındaki insanlara yardım
etmeye çalışırlar. Ancak en kötüsü vicdansız bir insandan merhamet beklemektir.
Bu tip insanlar umudu taktisel kullandıkları gibi bir politik araç olarak da benimserler
ve bunu hayat biçimi haline getirirler, herkese üstü açık veya kapalı dayatırlar,
bunu da benim yaşam alanıma müdahale olarak görmezler. Onlarda herkesin
kurtuluş reçetesi vardır. Onlar Cennet’in yeryüzü bekçileridir. Onlar bu
dünyanın geçici olduğunu, öbür dünyanın kalıcı olduğunu kendilerine göre
yorumlamışlardır. Onların eğlencesi, dünyanın geçici olduğuna ağıtlar yakıp,
etrafında ilkel kabile mensupları gibi dans etmektir. Dans etmeyenler kabileden
olmadıkları gibi bu dünyaya da fazladır, ateşin gölgesinden bile
faydalanmamalıdırlar. Çünkü diğerlerinin ölümü, sevap hanelerine altın
harflerle kazınacak başarı öyküleri olacaktır Allah’ın karşısında.
Yanılıyorlar. İnsanları birbirinden ayıran birbirini nasıl öldürdükleri değil,
nasıl yaşattıklarıdır. Umut insanın imanıdır.
imaj:aLİULURASBA

