5 Nisan 2020 Pazar

Hafif Bagajlar: ISKALADIĞIMIZ ŞEYLER SÖZLÜĞÜ

Viral romantizm gibi gelebilir ama bugüne kadar biriktirdiklerimizin hiçbiri şu an elimizden tutmuyor. Belki hiç de sevmediğimiz insanlarla aynı evleri paylaşıyor bile olabiliriz. Hiçbir şeyimiz yok neredeyse ama bolca vaktimiz var. Tanrı doğayı dansa kaldırmış pencerelerin ardından seyrediyoruz. Bir yağmur damlasına bile değmekten korkuyoruz.


Öyle ya bugün hangimiz yabancı biriyle tokalaşmayı veya sarılıp öpüşmeyi düşünebilir? Hangimiz tıklım tıklım bir otobüse gözümüzü karartıp atlamak ister? En sıradan zevklerimizi riske etmeden yaşayabileceğimizi kim söyleyebilir. Bilim insanları bile dua ediyor. Mucize bekleniyor. Doktorlar bütün iktidarlardan daha güçlü, hayatta kalmamız için. Gizliden gizliye Tanrı’ya yalvarıyoruz. Virüs her geçen gün aramızdan birini alırken, camların ardında kuşları ve her şeyi seyrediyoruz. Dışarıdaki sessizlik, içerideki gürültümüzü bastırıyor. Sanki film gibi ama gerçek gibi de olan kıyamet günü makinesidir içten içe çalışan. Elbette iki senaryosu olmalı insanın ve her zaman iyimser olana odaklanmalı. Ama bir aydınlanma ruhu içinde olduğumuzu da söyleyemem.


Biliyoruz sözcükler kedi, anlamlar fare oldu. Bal gibi bir acılı durumun içindeyiz. Bugün belki de artık o ağır bagajlarımızın anlamı olmadığını keşfedebiliriz. Iskaladıklarımız neydi o ağır valizlerimizi oradan oraya taşırken? Bulabildiğimiz ve bilebildiğimiz bütün diller de hiç söylemek istemediğimiz o sözler neydi? B:enim biraz daha iyi olmak dışında hiçbir ikinci planım olmamıştı, biraz daha fazla sevmek dışında da bir eylemim… Söylediğim gibi viral bir romantizm gibi gelebilir ama sarılabileceğimiz tek bir insana korkmadan sarılabilmek değil miydi hayatın anlamı? Cebimizdeki, bankamızdaki o paralarla ne yapacaktık ki, sevdiğimiz bir insanla baş başa bir kahve içemiyorsak? Otomobillerimiz parklarda duruyor. Hayatımızda bir tane bir yokken ve hep sıfırlar çoğalırken kim için ne yapabilirdik ki artık? Ölmüş gibi değil miyiz kendi mezarımızın başında. Sahi ıskaladığımız şeyler sözlüğü çok fala kalın değil mi? Gitgide anlamsızlaşması o ağır bagajların orada, durdukları yerde… Sahi orada ne yapıyorsunuz? Dışarıdaki sessizlik ölü sessizlik ve eylemsizliğin mezarını kazıyor. Ellerime hayretle bakıyorum, bir daha sevdiğim insanın elini tutabilecek miyim diye? Acayip dalgalar geçiyor içimden, umutsuz da değilim – ama…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder