Dolayısıyla yüz kurtarma oyununu oynama konusunda bel bağlanamayacak birinin sorun oluşturması şaşırtıcı değildir.
9 Ekim 2025 Perşembe
YÜZÜMÜZÜN TOPLUMSALLIĞI: İSTİSMAR TOPLUMU VE BİR YÜZÜN ANLATTIKLARI
1 Ekim 2025 Çarşamba
GÖSTERİŞ AHLAKI VE BEĞENİ VİCDANI: KLAVYE SÖRFÜ
Tiyatroda, oyundan çıktığınızda sahnedeki dram kapının arkasında kalır. Herkes kendi dünyasının oyununa döner.
Oyun seyredilirken ahlaki direniş ve vicdani kaygının sembolü alkıştır. Seyirci ancak alkışlayabilir. Ara sıra güler ve ara sıra yüzünü asıp ekşitebilir. Oyuncular ise oyunun sonunda seyirciye referansla karşılık verirler. Bu etkileşim aynı zamanda birbirinin farkında olma ve birbirini onaylama biçimidir.
O inci çizgi ise tiyatronun kapısıdır ve o dairenin dışına çıkıldığında, seyirci ve oyuncu birbirine sırtını döndüğünde oyun biter, gösteri tamamlanmıştır; herkes kendi senaryosu üzerinden kendi oyununu oynamaya başlar, hem oyuncuların seyircileri seyretmesi açısından hem de seyircinin sahnedekileri seyretmesi açısından seyirci maskesi ve oyuncu maskesi artık birbirinin içine geçmiştir.
Gerçek hayat ile tiyatro sahnesi birbiriyle örtüşür. Şu veya bu maske, şöyle veya böyle bir senaryo önemsizdir, hepimiz kendi oyununu oynarız ve öteki mutlak seyircidir aynı zamanda “ben” de oyuncu olduğum kadar seyirciyimdir. Dolayısıyla gösteri tiyatro mekânını da içine alan daha büyük ve biyolojik bir mekânın, toplumun içinde, sosyal yaşamda sürer.
Elbette her şey bu kadar lineer de değildir; inişler ve çıkışlar vardır hayattı. Senaryo çetrefillidir. Sosyal hayat akıcıdır. Her şey her yere sızar. Oyun oyuncu pozisyonları hızlı değişir. Maskeler bir anda farklılaşır. Roller bazen dinamik bazen pasif hal alır.
Eylem ve eylemsizlik de bu sürekli yeniden yapılanmanın ve sosyal dönüşümün içinde yer alır. İnşaat alanı hemen her zaman hareketlidir. Bu hareketliliğin içinde pasif direniş oyunlar, sessiz çığlık aperatifleri bir devrimci varoluş olgusu gibi sunulur. Özellikle günümüzde buna “klavye-şörlük” deniliyor.
Benim “klavye sörfü” diye adlandırdığım konu bu. Yazıma koyduğum başla açısından da üzerinde durmak istediğim de bu olgu.
Sörfe denizde yapılır, dalgaların üzerinde, biliyorsunuz. Klavye üzerinde sörf de buna benziyor ama son derece korunaklı. Deniz yok, dalga yok, önümüze haberler düşüyor ve bu haberlere göre sosyal medyada pozisyon alıyoruz.
İlk anda bir riyakârlık kokusu sezilebiliyor bu alanda. Yani insanlara oturduğu yerde “dünyayı kurtardığı” suçlaması yapılabiliyor. Bu suçlamayı yapan insanlar haklı mı haksız mı? Mesele bir tespit yapmak mı?
Oturduğumuz yerde artık çok şey yapabiliyoruz. O korunaklı ve konfor alanı bize klavye üzerinden yazınsal “söylemle” her şeyi yaptığımız hissini yaşatabiliyor. Bu aynı zamanda bir gösterinin de ana temasını oluşturuyor. Bu tema ahlaki bir nitelik taşıyor. Hatta bizzat söylemin ahlakını ve söylemin öznesinin ahlakını da çerçevelemiş oluyor.
Örneğin Gazze konusunda insanlar klavye başında başlatılmış olan ve dijital eyleme katılıyorlar. Çünkü artık sokaklara, caddelere çıkıp eylem yapmak konforlu değil hatta kriminal bir durum.
Ya da kadın cinayetleri konusunda dijital bir kampanya başlatılıyor ve insanlar bu kampanyalara klavye başından katılıyorlar. Gösteri ahlaki bu açıdan bir beğeni vicdanı da içeriyor doğal olarak. Ayna kampanyaya katılanlar birbirinin bu kampanya çıkışını destekliyor ve birbirini onaylıyor. Klavye sörfü bir ahlak ve vicdan sürgüne de dönmüş oluyor.
Hareketsizliğin, oturmanın bir eylem biçimi olduğu dijital dünyada klavyeler, klavye söylemleri gösteri ahlakı ve beğeni vicdanını köpürtebiliyor. İnsanlar konfor alanlarında alfabelerindeki harfler kadar siperlerden, ya da burçlardan dijital şiddet dahi uygulayabiliyor açılan kampanyalara katılmayanlara; bu sessiz tepkisellik, sözcük imaları, zehirli harf oyunlarıyla da kendisini faş ediyor.
Dolayısıyla gösteri ahlakı ve beğeni vicdanının “değeri”, “gideri” ve “ekonomisi” de üretilmiş oluyor.
Değeri, oyuncuya değer kattığı hissini verdiği için bir tatmin hissi yaşatıyor.
Gideri, insanlar, gösteri ahlakı ve beğeni vicdanıyla yeni bir sosyalleşme biçiminin üretebiliyorlar; dolayısıyla yalnız olmadığına, dahası yaptıklarının beğenildiğine dair hisle mutlu olabiliyor, farkında olunduğunun keyfine varıyor.
Ekonomisi, kültürel bir kazanç olarak şekilleniyor. Oyuncu tatmin ve farkında olunduğunun bilinciyle yaşamaya başlıyor ve yeni gösteri ahlakı ile beğeni vicdanı için yollar arıyor. Yanı sıra meddi olarak da böylesi bir dünyada zaman zaman IBAN’lar da devreye girebiliyor. Bu da sanal olanın gerçekliğinin gücünü ispat açısından önem arz ediyor, bunu pratik edenler için.
Özetle: Gösteri ahlakı ve beğeni vicdanın bir habitusu var. Bu habitus da hem konfor hem de haz ve fayda üretiyor.
9 Haziran 2025 Pazartesi
İNSTAGRAM ANNESİ, LATTE BABALAR VE SOSYAL MEDYA ÇOCUKLARI: YENİ TREND MODERN İNSTAGRAM AİLELERİ
Sosyal medyayla ilgili araştırmalar yapan Yaşar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Dr. Öğretim Üyesi Ece İpekoğlu, "Instagram anneleri çoğu zaman ev düzeni, çocuk bakımı, sağlıklı beslenme, seyahat gibi konularda ideal bir aile yaşamı sundukları içerikler üretiyorlar. Bu da diğer anneler için bir kıyas ve baskı unsuru haline gelebilir. Halbuki bu paylaşımlar her zaman gerçek yaşamın zorluklarını yansıtmaz. Eskiden baba daha çok geçim sağlayan figürken, artık duygusal olarak bağlı, ilgilenen, oyun oynayan baba modeli öne çıkıyor. Latte babası da bu ‘modern baba’ anlayışının bir temsili gibi" dedi.
LATTE BABALAR
Ebeveynlik artık sadece evde değil, ekranda da yaşanıyor. Instagram annelerinin ardından şimdi de ‘Latte babaları’ sahnede.
Sosyal medyada çocuklarıyla içerik üreten modern babalar, ilgileri ve duygusal bağlarıyla yeni bir ebeveynlik anlayışını temsil ediyor. Uzmanlara göre bu gösterişli paylaşımlar, gerçek yaşamın zorluklarını perdeleyerek ebeveynler arasında kıyas baskısını artırıyor. Sosyal medya platformlarında geçirilen sürelerin her geçen gün artmasıyla birlikte bu platformlar gündelik yaşamı da etkilemeye başladı. Çok takipçi sayısına sahip içerik üreticileri, sosyal medyadaki yeni kavramlarla akımlara yön veriyor. Son dönemde sosyal medyada çocuklarıyla yaptıkları paylaşımlarla belli bir hayat tarzını yansıtan Instagram aileleri ise kullanıcıları etki alanına aldı.
İNSTAGRAM ANNESİ
Doktora tezinde çalıştığı "Instagram Annesi" ve "Latte Babası" kavramlarını anlatan Yaşar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Dış Ticaret Programı Dr. Öğretim Üyesi Ece İpekoğlu, "Sosyal medya platformlarının hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmesiyle birlikte, ebeveynlik anlayışı da bu yeni mecralarda kendine özgü ifadeler bulmaya başladı. Özellikle Instagram gibi görsel odaklı platformlarda belirginleşen bu iki figür dikkat çekiyor. Her ne kadar ebeveynliğin farklı yönlerini temsil etseler de bu iki kavram modern ebeveynliğin sosyal medya yansımalarını anlamak için önemli birer pencere sunuyor" şeklinde konuştu.
HEM ANNE HEM İÇERİK ÜRETİCİSİ: SOSYAL MEDYA ÇOCUKLARI
"Instagram Annesi" kavramının ortaya çıkış sürecini anlatan Dr. Öğretim Üyesi Ece İpekoğlu, "Aslında bu fenomenin kökeninde etki pazarlaması yatıyor. Etki pazarlamasında "İnfluencer" dediğimiz takipçileri olan ve onlara hayatlarından ya da ilgili konuları ile alakalı paylaşımlarını bu takipçileri ile paylaşan kişilerin, annelik üzerinden paylaşımlar yapması ile ortaya çıkıyor. Genel hatlarıyla, çocuklarının günlük yaşamını, bakımını, gelişimini, aile yaşantısını, çocuğa ya da anneye özel ürünleri sıklıkla Instagram üzerinden paylaşan anneleri tanımlar. Bu anneler genellikle belli bir estetik anlayışla içerik üretir. Instagram anneleri zamanla geniş takipçi kitlelerine ulaştı ve birçok marka bu kişilere ürünlerini tanıtmak için sponsorlu iş birlikleri teklif etmeye başladı. Böylece bu anneler hem influencer oldular hem de "instamom" kavramı altında yeni bir dijital meslek rolü üstlendiler" diye aktardı.
"KIYAS VE BASKI UNSURU HALİNE GELEBİLİR"
Anneliği idealize edebilen bu kavramın sosyal medya kullanıcıları üzerindeki olumsuz etkisinden bahseden İpekoğlu, şunları söyledi:
"Instagram anneleri çoğu zaman ev düzeni, çocuk bakımı, sağlıklı beslenme, seyahat gibi konularda ideal bir aile yaşamı sundukları içerikler üretiyorlar. Bu da diğer anneler için bir kıyas ve baskı unsuru haline gelebilir. Takipçi anneler için ideal bir anne kavramı altında kendini yetersiz hissetme ortaya çıkabilir. Aynı zamanda farklı sosyokültürel gruplar özelinde ekonomik anlamda da baskı unsuru haline gelebilir; çünkü etkiledikleri kitleye aynı zamanda bir hayat tarzı da sunuyorlar. Takipçiler bu hayat tarzına özlem duyarak duygusal anlamda etkilenebilirler. En iyi bebek arabası, beşik, oyuncak, eğitim materyali gibi ürünlerin olmazsa olmaz gibi sunulmasına neden olabilir. Ya da anne figürlerini çoğunlukla fiziksel olarak fit, bakımlı, kariyer sahibi ama çocuğun da çok zaman ayırıyor gibi örneklerle karşılaşıyoruz. Halbuki bu paylaşımlar her zaman gerçek yaşamın zorluklarını yansıtmaz, gerçekte uykusuz geceler, yorgunluk, ekonomik problemler de var. Bunun tam tersini yapan kişiler de var, yani anneliği her hali ile paylaşan, takipçilere yalnız olmadıklarını hissettiren içerik üreticileri de var tabii."
GELENEKSEL BABA ROLLERİNE BİR ALTERNATİF
"Latte Babası" kavramının ise geleneksel baba rollerine bir alternatif olarak ortaya çıktığını söyleyen İpekoğlu, "Bu figür, babaların çocuk bakımında daha aktif, ilgili ve görünür hale geldiği bir imaj sunuyor. Geleneksel rollerin aksine annenin iş hayatında olup babanın çocuk bakımını üstlendiği ve bundan oldukça memnuniyet duyduğu bir model. Bu babalar genellikle; bebek arabasıyla yürüyüş yapan, bebek sargısı ile bebek taşıyan, çocukla kitap okuyan ya da oyun oynayan, estetik filtrelerle günlük yaşamını Instagram’da paylaşan babalardır. Görsellerinde de bakımlı, rahat ama stil sahibi giyimli, organik ürünler veya modern çocuk ürünleriyle iç içe, baba-çocuk ilişkisini duygusal ve sıcak bir şekilde yansıtan bir figür olarak karşımıza çıkıyor" dedi.
"SOSYAL MEDYA ERKEKLERİN DUYARLI YÖNÜNÜ GÖSTEREBİLİYOR"
Yeni araştırmasının da konusu olan "Latte Babası" kavramının, sosyal medyada erkekler için yeni bir babalık modeli sunarak toplumsal cinsiyet rollerini dönüştürme potansiyeli taşıdığına dikkat çeken İpekoğlu, şöyle devam etti:
"Bu değişim hem her yönü ile ele alınmalı. Latte babası, babalık rollerinin değişmeye başladığının bir göstergesi ve olumlu bir dönüşüm sinyali taşır. Ancak bu figürün estetik hale getirilmiş ve seçici temsili, toplumsal cinsiyet eşitliğini gerçek anlamda yansıtmakta yetersiz kalabilir. Eskiden baba daha çok geçim sağlayan figürken, artık duygusal olarak bağlı, ilgilenen, oyun oynayan baba modeli öne çıkıyor. Latte babası bu ‘modern baba’ anlayışının bir temsili gibi. Sosyal medya, erkeklerin sadece güçlü, ya da otoriter değil; bakım veren, şefkatli, duyarlı yönlerini de gösterebildiği bir alan hâline geldi. Latte babası bu boşluğu dolduruyor. Pazarlama açısından düşünürsek bu kavram aynı zamanda bir tüketim figürü. Şık bebek arabası, kahve, çocuk kitapları gibi unsurlarla pazarlamaya uygun bir Baba tipi sunuluyor."
Doktora tezinde çalıştığı "Instagram Annesi" ve "Latte Babası" kavramlarını anlatan Yaşar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Dış Ticaret Programı Dr. Öğretim Üyesi Ece İpekoğlu, "Sosyal medya platformlarının hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmesiyle birlikte, ebeveynlik anlayışı da bu yeni mecralarda kendine özgü ifadeler bulmaya başladı. Her ne kadar ebeveynliğin farklı yönlerini temsil etseler de bu iki kavram modern ebeveynliğin sosyal medya yansımalarını anlamak için önemli birer pencere sunuyor" şeklinde konuştu.
