2 Nisan 2020 Perşembe

Bağımlılığın kırılganlığı: BUGÜN RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÖLSE


LOJİSTİK YALNIZLIK

Kendi ölümümü düşünürüm sık sık. Henüz bir arkadaş grubu whatsappım yok ama arkadaşlarım öldüğümü bir whatsapp mesajıyla duyuracaktır. Facebook’ta öldüğüm ilan edilecektir. Bazı arkadaşlarımın öldüğü haberlerine böyle aldım. Kimi kansere yenilmişti. Hatta çoğu kansere yenilmişti. Bazıları trafik kazasında hayatını kaybetmişti. Bir sevgi cümlesi içindeki öznenin yokluğunu “kaybettik” sözcüğü ifade etmek kadar acıtıcı, incitici bir sözcük daha icat edilmemiştir kanımca. Neticede ölecektim. Yalnız ölecektim. Çünkü ben İstanbul’da kendiliğiyle yaşayan biriyim. Evde tek başıma olsam da sosyal bir hayatım var. Sadece kitap yazmayla, resim çizmeyle veya başka şeylerle uğraşmıyorum. Çok sevdiğim, paylaştığım, yiyip içtiğimiz, sohbetler ettiğimiz, gülüp eğlendiğimiz bir iki insan var çevremde. Uzaktalar hepsi. Merter’de Beş katlı bir apartman dairesinde yaşıyorum. Yan komşum bir Suriyeli. En Üst katta üç dairede yabancılar oturuyor. Çoğunu tanımıyorum. Beni ne kadar tanıdıklarını bilmiyorum. Üst katımdaki yönetici haricinde apartmanda sohbet ettiğimiz çok fazla insan yok. Öldüğümde kimsenin haberi olmayacak büyük bir ihtimalle. Koktuğumda bir şeylerden şüphelenecek insanlar. Sonrası lojistik bir konu, maaşlı insanlar var bu iş için, ölüm sonrası için bir iş kolu var: Polislerin çağrılması. Evden belediye-belki itfaiye ekiplerince cesedimin çıkarılması öncesi kokusunun giderilmesi. Cesedimin torbaya sarılması… Aileye haber verilmesi. Belki otopsi, sonra sosyal medyadan ölümümün duyurulması, cenazemin Konya’ya götürülüp götürülmeyeceği vb. Bu süreç içinde kimse olmayacak muhtemelen. Bütün bunları yabancılar yapacak, kendi olağan hayatları içinde. Bir yük olmasa da... Hayat da devam edecek. Evliliğin bu gibi şeyler için de icat edilmesine olumlu bakılabilir… Öldükten sonra lojistik bir yalnızlık da yaşamaz insanlar. Bunları niçin yazıyorum?
BİR KÜÇÜK, GÜZEL AYRINTI OLMAK

Hasta olan birine çorba yapmak, işini kaybetmiş birisine maddi destek olmak, ihtiyaç sahibi olanlara çeşitli yardımlarda bulunmak, hatta ölen birisinin ardından helva pişirmek bize kendimizi sadece kendimizi iyi hissettirmez. Kolektif bir bilincin yasta ve sevgide karşılıklı birleşebildiğini de göstergesidir. Bunun bir başka göstergesi ise biz öldükten, bütün lojistik işlet tamamlandıktan, ardımızdan iyi dilekler edildikten sonra, biz mezarımızdaki hayata geçtikten sonra hayatın devam ettiği gerçeğidir. Artık insanların hayatında bir süre küçük ve belki güzel bir ayrıntıyızdır, o kadar.
KÜÇÜK ÖLÜM KARŞISINDA BÜYÜK ÇARESİZLİK
“Resûlullah ölmemiştir ve sağdır. Ona sadece Hz. Musa’ya ârız olan saika gibi bir saika arız olmuştur. Kim Muhammed öldü derse onu kılıcımla iki parça ederim” diye bağırmıştı Hazreti Ömer, Hazreti Peygamber öldüğünde. Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer’in “Resûlullah vefât etmedi” sözlerini duymuştu ve ona şöyle seslenmişti: “Kim ki Muhammed’e tapıyorsa, bilsin ki, Muhammed ölmüştür. Kim ki Allah’a ibadet ve kulluk ediyorsa bilsin ki, Allah Hayy’dır, ölümsüzdür.” Sonra da şu âyet-i kerimeyi okur: “Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler gelip geçti. O ölür veya öldürülürse gerisin geri mi döneceksiniz? Kim geri dönerse Allah'a en küçük bir zarar vermiş olmaz. Fakat şükredenlere Allah mükâfatını verecektir.”
DAHA ANLAMLI ADANMIŞ İLİŞKİLER
Bugün ülkenin partili cumhurbaşkanının ölmesi hayatımızı durduracak mı? Ülke içinden çıkılmaz bir duruma mı sürüklenecek? Türkiye bölünecek mi? Bu ve benzer soruların hiçbir anlamı yok. Hayatınızda hastalandığınızda çorba yapan birisi var mı? İşinizi kaybettiğinizde size maddi olarak destek çıkacak birisi var mı? Arkadaşlığınız, babalığınız, anneliğiniz, eşliğiniz, çocukluğunuz vb. daha adanmış mı? “Ben bütün samimiyetimle senin yanında olmaya adamak istiyorum” diyeceğiniz insanlar olsun. “Hastalandığında beni aramanı istiyorum, sana hazır da olsa ben çorba pişirip, getireyim” diyen insanlar olsun. Böyle insanlarla insan oluruz, toplum oluruz, ülke oluruz ve parçalanmayız.
BİZİ PROPAGANDAYLA BİRBİRİMİZİ BAĞLAYIP ÖLDÜREN İKTİDARLAR
Sorunlarımız iktidarda kimin olduğuyla, para veya yeni bir telefon uygulamasıyla çözülemez. Avukatlar da doktorlar da her şeye çare olamaz. Bir noktadan sonra mutlaka yanımızda olan, bize adanmış, bizim adandığımız gerçek insanlara gerçekten ihtiyaç hissederiz. Bugünkü acılarla baş etmek,  yasımızı kendiliğimizle yaşamak, matemi defedip, yaşamın bu incitici yanıyla başa çıkmak bu insanlarla mümkün olabilir. Hiçbir iktidar ve lider yoktur ki ölümsüz olsun; ölümsüz olan şey, ben ölürken yanımda olup, dudaklarımı pamukla ıslatandır. Böyle insanları yaşattığımız sürece ne toplum parçalanır, ne ülke bölünür… İktidarlar, liderler, yöneticiler endüstridir. Propagandalar, komplo teorileri bu endüstrilerin çarklarını, insanları parçalayarak çevirmek içindir. Sırf biz birbirimize adanmayalım diye vardır bu sahtelikler. İnsan insanın kurdu olursa nasıl her şey bir bütün olarak kalabilir ki? İyi günde kötü günde hastalıkta sağlıkta bizi birbirimize bağlayan birbirimize adanmışlığımızdır, iktidara ve onun yöneticilerine bağlılığımız değil. Son birkaç cümle: Bugün Recep Tayip Erdoğan ölse, biri çıkıp açıklama yaparak “Recep Tayyip Erdoğan öldü” diyecek. Hepsi bu. İktidarlardan değil hassas güzellikler geliştirebileceğiniz insanlara adanın ve adanmışlık bekleyin. İktidarlara ve onun yöneticilerine değil, aramızdaki bağın gönüllülük esasına dayalı zevkini çıkarın. Son cümle: Bir kelebeğin ihtişamını yakalamak için onu eline alıp öldürenlerden olmayın.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder