LOJİSTİK
YALNIZLIK
Kendi
ölümümü düşünürüm sık sık. Henüz bir arkadaş grubu whatsappım yok ama arkadaşlarım
öldüğümü bir whatsapp mesajıyla duyuracaktır. Facebook’ta öldüğüm ilan
edilecektir. Bazı arkadaşlarımın öldüğü haberlerine böyle aldım. Kimi kansere
yenilmişti. Hatta çoğu kansere yenilmişti. Bazıları trafik kazasında hayatını
kaybetmişti. Bir sevgi cümlesi içindeki öznenin yokluğunu “kaybettik” sözcüğü ifade
etmek kadar acıtıcı, incitici bir sözcük daha icat edilmemiştir kanımca. Neticede
ölecektim. Yalnız ölecektim. Çünkü ben İstanbul’da kendiliğiyle yaşayan
biriyim. Evde tek başıma olsam da sosyal bir hayatım var. Sadece kitap
yazmayla, resim çizmeyle veya başka şeylerle uğraşmıyorum. Çok sevdiğim,
paylaştığım, yiyip içtiğimiz, sohbetler ettiğimiz, gülüp eğlendiğimiz bir iki
insan var çevremde. Uzaktalar hepsi. Merter’de Beş katlı bir apartman
dairesinde yaşıyorum. Yan komşum bir Suriyeli. En Üst katta üç dairede
yabancılar oturuyor. Çoğunu tanımıyorum. Beni ne kadar tanıdıklarını
bilmiyorum. Üst katımdaki yönetici haricinde apartmanda sohbet ettiğimiz çok
fazla insan yok. Öldüğümde kimsenin haberi olmayacak büyük bir ihtimalle.
Koktuğumda bir şeylerden şüphelenecek insanlar. Sonrası lojistik bir konu, maaşlı
insanlar var bu iş için, ölüm sonrası için bir iş kolu var: Polislerin
çağrılması. Evden belediye-belki itfaiye ekiplerince cesedimin çıkarılması
öncesi kokusunun giderilmesi. Cesedimin torbaya sarılması… Aileye haber verilmesi.
Belki otopsi, sonra sosyal medyadan ölümümün duyurulması, cenazemin Konya’ya
götürülüp götürülmeyeceği vb. Bu süreç içinde kimse olmayacak muhtemelen. Bütün
bunları yabancılar yapacak, kendi olağan hayatları içinde. Bir yük olmasa da...
Hayat da devam edecek. Evliliğin bu gibi şeyler için de icat edilmesine olumlu
bakılabilir… Öldükten sonra lojistik bir yalnızlık da yaşamaz insanlar. Bunları
niçin yazıyorum?
BİR
KÜÇÜK, GÜZEL AYRINTI OLMAK
Hasta
olan birine çorba yapmak, işini kaybetmiş birisine maddi destek olmak, ihtiyaç
sahibi olanlara çeşitli yardımlarda bulunmak, hatta ölen birisinin ardından
helva pişirmek bize kendimizi sadece kendimizi iyi hissettirmez. Kolektif bir bilincin
yasta ve sevgide karşılıklı birleşebildiğini de göstergesidir. Bunun bir başka
göstergesi ise biz öldükten, bütün lojistik işlet tamamlandıktan, ardımızdan
iyi dilekler edildikten sonra, biz mezarımızdaki hayata geçtikten sonra hayatın
devam ettiği gerçeğidir. Artık insanların hayatında bir süre küçük ve belki
güzel bir ayrıntıyızdır, o kadar.
KÜÇÜK
ÖLÜM KARŞISINDA BÜYÜK ÇARESİZLİK
“Resûlullah
ölmemiştir ve sağdır. Ona sadece Hz. Musa’ya ârız olan saika gibi bir saika
arız olmuştur. Kim Muhammed öldü derse onu kılıcımla iki parça ederim” diye
bağırmıştı Hazreti Ömer, Hazreti Peygamber öldüğünde. Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer’in “Resûlullah
vefât etmedi” sözlerini duymuştu ve ona şöyle seslenmişti: “Kim ki
Muhammed’e tapıyorsa, bilsin ki, Muhammed ölmüştür. Kim ki Allah’a ibadet ve
kulluk ediyorsa bilsin ki, Allah Hayy’dır, ölümsüzdür.” Sonra da şu âyet-i
kerimeyi okur: “Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de nice
peygamberler gelip geçti. O ölür veya öldürülürse gerisin geri mi döneceksiniz?
Kim geri dönerse Allah'a en küçük bir zarar vermiş olmaz. Fakat şükredenlere
Allah mükâfatını verecektir.”
DAHA
ANLAMLI ADANMIŞ İLİŞKİLER
Bugün
ülkenin partili cumhurbaşkanının ölmesi hayatımızı durduracak mı? Ülke içinden
çıkılmaz bir duruma mı sürüklenecek? Türkiye bölünecek mi? Bu ve benzer
soruların hiçbir anlamı yok. Hayatınızda hastalandığınızda çorba yapan birisi
var mı? İşinizi kaybettiğinizde size maddi olarak destek çıkacak birisi var mı?
Arkadaşlığınız, babalığınız, anneliğiniz, eşliğiniz, çocukluğunuz vb. daha
adanmış mı? “Ben bütün samimiyetimle senin yanında olmaya adamak istiyorum” diyeceğiniz
insanlar olsun. “Hastalandığında beni aramanı istiyorum, sana hazır da olsa ben
çorba pişirip, getireyim” diyen insanlar olsun. Böyle insanlarla insan oluruz,
toplum oluruz, ülke oluruz ve parçalanmayız.
BİZİ
PROPAGANDAYLA BİRBİRİMİZİ BAĞLAYIP ÖLDÜREN İKTİDARLAR
Sorunlarımız
iktidarda kimin olduğuyla, para veya yeni bir telefon uygulamasıyla çözülemez.
Avukatlar da doktorlar da her şeye çare olamaz. Bir noktadan sonra mutlaka
yanımızda olan, bize adanmış, bizim adandığımız gerçek insanlara gerçekten
ihtiyaç hissederiz. Bugünkü acılarla baş etmek, yasımızı kendiliğimizle yaşamak, matemi defedip,
yaşamın bu incitici yanıyla başa çıkmak bu insanlarla mümkün olabilir. Hiçbir
iktidar ve lider yoktur ki ölümsüz olsun; ölümsüz olan şey, ben ölürken yanımda
olup, dudaklarımı pamukla ıslatandır. Böyle insanları yaşattığımız sürece ne
toplum parçalanır, ne ülke bölünür… İktidarlar, liderler, yöneticiler
endüstridir. Propagandalar, komplo teorileri bu endüstrilerin çarklarını,
insanları parçalayarak çevirmek içindir. Sırf biz birbirimize adanmayalım diye
vardır bu sahtelikler. İnsan insanın kurdu olursa nasıl her şey bir bütün
olarak kalabilir ki? İyi günde kötü günde hastalıkta sağlıkta bizi birbirimize
bağlayan birbirimize adanmışlığımızdır, iktidara ve onun yöneticilerine
bağlılığımız değil. Son birkaç cümle: Bugün Recep Tayip Erdoğan ölse, biri
çıkıp açıklama yaparak “Recep Tayyip Erdoğan öldü” diyecek. Hepsi bu. İktidarlardan
değil hassas güzellikler geliştirebileceğiniz insanlara adanın ve adanmışlık
bekleyin. İktidarlara ve onun yöneticilerine değil, aramızdaki bağın gönüllülük
esasına dayalı zevkini çıkarın. Son cümle: Bir kelebeğin ihtişamını yakalamak
için onu eline alıp öldürenlerden olmayın.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder