Hayat penis ve vajina muhabbetlerinden mi ibaret? Penis ve vajinaların bize anlatmak istediği nedir? Sürdürülebilir krizlerin sarstığı vazgeçmiş insanlar son bir çırpınış olarak kendilerini hazzın Titaniğine mi attılar?
Hadise’nin
başrolünde oynadığı dizinin fragmanı yayınlandı. Sosyal medyada “E bildiğiniz
konulu porno bu” eleştirileri yapıldı. Bazı yorumlar “Hadise’nin ifşası çıksa
da izlesek diye yıllarca bekleyen erkekler dizi fragmanını görür görmez yoruma
linçlemeye gelmişler” şeklindeydi. Bazıları
ise Gain platformunun ülkeye tekrardan erotizm konulu içerikleri geri getirme
andı içtiği eleştirilerini de getiriyordu.
Ülkemizde
dizi ve film senaryolarını genelde erkeklerin yazdığından bağımsız olarak bu
sınırlı yazıda benim asıl üzerinde duracağım konu güçlü iktidarlar karşısında
muhalif sessizliğin kendisi bedenine dönüşü ve bedeni üzerinden iktidar gücüne karşı
bir muhalefet üretme veya yenilgisini kabul ederek hazza yönelme pratiği
olacak.
Ne
demek istiyorum:
Askeri
darbenin gerçekleştirildiği 80’li yıllarda Yeşilçam “lanetli tarihi” olarak da
mimlenen dönemde erotik film furyasına kendisini kaptırmıştı. Yönetime karşı
herhangi bir eleştiride bulunamıyordunuz çünkü sabah kapınızı sütçü değil polis
çalıyordu. Bu dönemde Türk film sektörü “erotik” olarak nitelendirilen seks
filmlerine kaymıştı. Seyircisi boldu, gişe son derece memnun ediciydi.
Günümüzde
de buna benzer bir olay yaşanıyor ve sadece yeni nesil içerik platformu olarak
sunulan Gain platformunda da değil; gündelik yaşanma hemen birçok yerde bir
anda sekse hatta pornografiye evrilen ortizm hâkim bir ideoloji gibi. Bunu Cem
Yılmaz’ın ürettiklerinde de görmek mümkün.
Otoriter
bir iktidara karşı eleştirel yaklaşımlar geliştirilemeyince sağanak kriz
altında yaşayan insanları rahatlatmak kendi bedenlerine dönmelerini sağlamak la
mı mümkün acaba? Burada vajina ne anlama geliyor, penis ne ifade ediyor; beden
dediğimiz o görünür ve bizi biz yapan yapı nalı araçsallaştırılıyor?
Başta
Netfilix olmak üzere hemen birçok yeni nesil içerik platformlarında hem
söylemle hem de bedenle kurulan hâkim ilişki cinsellik üzerinden gerçekleşiyor,
bunu görüyor ve duyuyorsunuz. Bu durum muhalefetin yetmediği yerde insanların
kültürel üretimlerle (sosyal medya, dizi, film vb.) otoriter iktidara karşı
kendisini koruma çabası olabilir mi? Ya da muhalefeti sembolik olarak böyle
yapıyor olabilir mi? İhtimal bu durum gişe de yapıyor tabii ki, yoksa
tekrarlanmaz tıpkı 80’li yıllardaki kendi yok etme pahasına bu alanda at
koşturan Yeşilçam gibi.
Uzatmadan
son derece çarpıcı beden sosyolojisi açısından sosyal-psikolojik örnek sunmak
istiyorum: Cem Yılmaz’ın dizisine dair fragman benzeri bir kareye rastlamıştım.
Çok ilginçti. Erkeğin penisini (iktidarı) kesiyorlar. Kesilen penis masanın/sehpanın
üzerinde, üzerine ise avuç içi kadar bir beyaz pike serilmiş olarak görünüyor.
Bu aslında sembolik olarak erkeğin kendinden üstün bir iktidar karşısında kendi
erkekliğinden (iktidarından) zorunlu vazgeçmesi ifadesi de taşımıyor mu? Kendi
kendini iğdiş ediş artık bir muhalefetin de yapılamayacağı teslimiyete sembolik
vurgu yapmıyor mu?
Yanı
sıra kadınların bu kültürel üretimlerde kendi bedenlerini cinsel olarak
araçsallaştırmaları güçlü bir iktidar ile artık iktidarını kaybetmiş erkekler
arasında kendi varlığını bedeni üzerinden pekiştirme anlamı taşımıyor mu?..
Bütün
bu olup bitenler otoriter bir iktidara karşı toplumsal dinamikleri (ahlak vb.)
yok ederek örtük bir muhalif tutum mu? Mutlak otoriter bir iktidara karşı toplumsal
muhalefette sertleşme sorunu olduğunda devreye cinsellikle başkaldırı veya
toplumun kendi kendini tatmin etmesi ve böylece mutlak iktidarın olağanüstü olumsuz
(kriz) uygulamalarına karşı kendisini uyuşturma mı giriyor? Cevapları kendi
içinde taşıyan bu soruların cevapları elbette önemsiyorum.
(imaj:anonim
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder