“Rakı” dediğimde artık her şey anlaşılır olmuştu. Rakımı suyla mı susuz mu içeceğim, yanında hangi mezeleri aldığım, karşımda nasıl bir partner arzuladığım ve ne tür müzikler dinlediğim bir bir devreye girivermişti. Sahne bir anda Timur Selçuk’un şarap kokulu İspanyol Meyhanesi’ne dönüşmüştü: Bu sanal ortamda üstelik adamakıllı sarhoşuz, elleri ellerimde. Yapay zekâlı robot bir kadın, çığlık çığlığa şarkı söylüyor; belli yıkılmış yapay zekâlı robot bir kadın, hayli çirkin, hayli geçkin, ağlamaklı; zayıf, incecik elli, kalın dudaklı ve yapay zekâlı sesiyle bir tokat gibi patlıyor kulaklarımızda…
Görünen
o ki yapay zekâ (YZ) ve yapay zekâlı robotlar eğlence hayatımızı da değiştirecek.
Gündelik yaşamın stres atma durakları olarak da kabul edebileceğimiz kafeteryalar,
meyhaneler, gazinolar, düğünler, nişanlar, kutsal gün ve geceler, milli ve dini
bayramlar ve gece hayatımızın yapay zekâ ile nasıl bir evrim geçireceği
konusunu henüz kestiremiyoruz.
Kumar
çoktan beri artık sanal casinolarda oynanıyor. Seks işçiliği dijital seks
işçiliğine dönüşmüş durumda. Sanal oyunlar gündelik bir dijital tutku halini
aldı. Dijital evrim çağında teknolojinin gücünden etkilenmeyen sektör kalmadı.
Yeni teknolojilere hızla adapte olabilen en önemli sektörlerden biri de boş
zaman sektörü olarak da ifade edebileceğimiz eğlence sektörü. Yıllar var ki
yapay zekâ eğlence sektörünü yapılandırıyor, düzenliyor, yepyeni bir hale yola
koyuyor.
Çalınan
boş zamanımızın yerine bize yepyeni içerikler sunuluyor. Boş zaman tüketim
alışkanlıklarımız değişti ve değişiyor. Dünyada içerik üreticilerinden daha çok
düşünüp çalışan ve hayata geçiren insanlar var mı bilemiyorum. Yeni iş
modelleri ayrı bir başlık, artık kişiselleştirilmiş içerikler boş zamanlarımıza
yepyeni anlamlar katıyor.
Gündelik
hayatı bir dijital senaryo üzerinden yaşıyoruz. Yapay zekâ tarafından üretilen
boş zaman araçları olarak görüntülere, müziklere kadar her şey yeni ve hatta
artık kişiselleştirilmiş durumda.
İçeriğin
kişiselleştirilmesi, en başa dönersek artık kendi meyhanem var... Takip
ettiğiniz gibi Netflix ve Sportiff gibi kanallarda ve daha birçok alanda
kullanıcı (tüketici) ya da benim tabirimle boş zaman zenginlerinin tercihlerini
analiz etmek için yapay zekâ algoritmaları kullanıyorlar ve kişiselleştirilmiş
öneriler siz dijital platforma girdiğiniz anda önünüze çıkıyor. Böylece dijital
sistemler sadık boş zaman zenginlerini üretmek için yeni yollar keşfettirmeye
çabalıyor. Gündelik hayatımın analizine göre beni dijital raylar üzerinde
tutuyor. Benim için tahmin eden bir sistem beni tatmin ediyor. Derlenmiş
içeriklerle beni içerik denizinde kaybolup gitmekten koruyor ya da beni
kendisine mahkûm ediyor.
Kişiselliğimin
dijital bir platform aracıyla kendi kendime sunulması güvenli mi? Bu kimin
umurunda. İfşa da bir ifade biçimi artık günümüzde.
Yetir
mi diyeceğiz?
“Yeter, yeter
Öleceksek ölelim
Haydi vur kendini şaraba, kedere ve aşka vur
Yeter, yeter
Öleceksek ölelim
Haydi vur kendini şaraba, kedere ve aşka vur
Daha içelim hey
Daha içelim hey hey…”
(imaj:anonim
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder