Bazen demokrasiye yenilirsiniz! Verdiğiniz oylar size sosyal ve psikolojik soykırım olarak döner. Uzandığınız her kurtuluş ümidi avuçlarınızla birlikte avuçlarınızın içinde çürür ve bu uyanamadığınız bir karabasan gibi sürer.
Askeri
darbe dönemlerinde cumhuriyet demokrasiye ihanet etmişti, günümüzde ise
demokrasi cumhuriyeti ihanet etti ve etmeye de devam ediyor.
Demokrasinin
cumhuriyete ihanetine askeri rejim deniliyor; cumhuriyetin demokrasiye ihanetine
ise sosyal biliciler kibarlıkları korudukları için Jakoben diyorlar. Ancak aslına
Jakobenlik totaliter bir sistem olmaktan ötedir. Peki bu yönetim biçimine “mafyatik”
diyebilir miyiz?
Jakobenler
kendilerini demokrasi içinde konumlandırma telaşından kurtulamamışlardı, hatta
bir araya geldikleri kulübe Jakoben Demokratik Kulübü adını dahi vermişlerdi.
Ancak bu ad vermeyle olmuyor. Jakobenler kendi görüşlerini dayatmak için halka
rağmen halk için her şeyi yapmışlardı, en önemlisi de kan dökmüşlerdi oluk oluk.
Buna da keskin devrimcilik pratiği adını veriyorlardı.
Hatırlarsınız,
Raskolnikov’da iyi niyetli bir katil olduğunu acımasızca kendisine ispatlamaya
çabalıyordu. Robin Hood da iyi samimi bir hırsızdı. Robinson Krusoe bir
faydacıydı. Örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Bu
açıdan totaliter bir rejimi demokrasi içinde düşünme imkânı var ama mafyatik
bir yönetim biçimini anayasal imkanı var mıdır? Anayasal ve yasal olmayan bu
koddaki bir iktidar, her kutsal olanı çiğneyerek bütün trafiği yönetir ve
yönlendirir, kazandığı paralarla siyasetini konsolide eder. Yasa dışılık oradan
bütün topluma yayılır. Az da olsa kendisini öteki karşısında güçlü hisseden
hızla konum değiştirir ve kendi rasyonalitesini ötekine dayatır.
Mafya
dediğim iktidarın karanlık yüzüdür; pratikle kendini ve iktidarını pekiştiren
iktidar bilinçaltıdır. Burada ne olup bittiğini asla bilmeyiz, tahmin
edebiliriz, hepsi bu kadar. Ancak aslında orada ne dönüp bittiği suyun
yüzeyinin zorla berrak tutulmaya çalışılmasından bellidir. Tıpkı mafya
patiğinde olduğu gibi bodrumlar, koridorlar, karanlık dehlizler ve benzeri yer
altında nelerin döndüğünü herkes bilir ama kimse buna bulaşmak istemez. Hatta
bir kesim bu durumu destekler çünkü nihayetinde mafyanın da bir temizlik gücü
vardır; “bana dokunmayan yılan” istediğini yapabilir, mantığında yani “çalıyor
ama yapıyor da” söyleminde olduğu gibi!
Ortaya
çıkan tehdit kasetleri, rüşvet çarkları, adam kayırmalar, her şeyin belirli bir
aile gurubu içinde dönüp durması, kültürel ve sosyal soykırıma kadar uzanacak
kadar derin ekonomik krizler vb. Şiddetin egemen olmaya başladığı sokaklar.
Yerel yönetimlerce ortadan kaldırılamayacak bir psikolojik ve sosyal pisliğin
kademe kademe her yere yayılışı.
Bu
durumda bütün ülke siyasi fikirler uğruna ölmeye hazırdır. Hangi siyasi
fikirler? Ortada bir siyasi fikir kalmış mıdır? Daha ilerisi ortada bir fikir
kalmış mıdır? Kendi ailesi dışında mafya kime acımıştır, kimi görebilmiştir. Mafyalaşmış
iktidarlar halka karşı miyoplaşmışlardır. Ürettikleri ütopyada her şey istedikleri
gibidir ve kesinlikle her şey kendi istedikleri gibidir. Bunu arzulamışlar,
bunun için çabalamışlardı ve başarmışlardı.
Bu
yazıda bunu tespit ediyor olmamın bir anlamı yok. En başta da söylediğim gibi bazen
cumhuriyet demokrasiye yenilir. Demokraside seçim gününün herhangi bir gün
olmadığını bilmek yenilmemenin ilk koşulu olsa gerek. Ne diyeceğiz şimdi
Amerika”da yaşananlara?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder