20 Kasım 2024 Çarşamba

DEMOKRASİ CUMHURİYETE İHANET ETTİ


Bazen demokrasiye yenilirsiniz! Verdiğiniz oylar size sosyal ve psikolojik soykırım olarak döner. Uzandığınız her kurtuluş ümidi avuçlarınızla birlikte avuçlarınızın içinde çürür ve bu uyanamadığınız bir karabasan gibi sürer.

Askeri darbe dönemlerinde cumhuriyet demokrasiye ihanet etmişti, günümüzde ise demokrasi cumhuriyeti ihanet etti ve etmeye de devam ediyor.

Demokrasinin cumhuriyete ihanetine askeri rejim deniliyor; cumhuriyetin demokrasiye ihanetine ise sosyal biliciler kibarlıkları korudukları için Jakoben diyorlar. Ancak aslına Jakobenlik totaliter bir sistem olmaktan ötedir. Peki bu yönetim biçimine “mafyatik” diyebilir miyiz?

Jakobenler kendilerini demokrasi içinde konumlandırma telaşından kurtulamamışlardı, hatta bir araya geldikleri kulübe Jakoben Demokratik Kulübü adını dahi vermişlerdi. Ancak bu ad vermeyle olmuyor. Jakobenler kendi görüşlerini dayatmak için halka rağmen halk için her şeyi yapmışlardı, en önemlisi de kan dökmüşlerdi oluk oluk. Buna da keskin devrimcilik pratiği adını veriyorlardı.

Hatırlarsınız, Raskolnikov’da iyi niyetli bir katil olduğunu acımasızca kendisine ispatlamaya çabalıyordu. Robin Hood da iyi samimi bir hırsızdı. Robinson Krusoe bir faydacıydı. Örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Bu açıdan totaliter bir rejimi demokrasi içinde düşünme imkânı var ama mafyatik bir yönetim biçimini anayasal imkanı var mıdır? Anayasal ve yasal olmayan bu koddaki bir iktidar, her kutsal olanı çiğneyerek bütün trafiği yönetir ve yönlendirir, kazandığı paralarla siyasetini konsolide eder. Yasa dışılık oradan bütün topluma yayılır. Az da olsa kendisini öteki karşısında güçlü hisseden hızla konum değiştirir ve kendi rasyonalitesini ötekine dayatır.

Mafya dediğim iktidarın karanlık yüzüdür; pratikle kendini ve iktidarını pekiştiren iktidar bilinçaltıdır. Burada ne olup bittiğini asla bilmeyiz, tahmin edebiliriz, hepsi bu kadar. Ancak aslında orada ne dönüp bittiği suyun yüzeyinin zorla berrak tutulmaya çalışılmasından bellidir. Tıpkı mafya patiğinde olduğu gibi bodrumlar, koridorlar, karanlık dehlizler ve benzeri yer altında nelerin döndüğünü herkes bilir ama kimse buna bulaşmak istemez. Hatta bir kesim bu durumu destekler çünkü nihayetinde mafyanın da bir temizlik gücü vardır; “bana dokunmayan yılan” istediğini yapabilir, mantığında yani “çalıyor ama yapıyor da” söyleminde olduğu gibi!

Ortaya çıkan tehdit kasetleri, rüşvet çarkları, adam kayırmalar, her şeyin belirli bir aile gurubu içinde dönüp durması, kültürel ve sosyal soykırıma kadar uzanacak kadar derin ekonomik krizler vb. Şiddetin egemen olmaya başladığı sokaklar. Yerel yönetimlerce ortadan kaldırılamayacak bir psikolojik ve sosyal pisliğin kademe kademe her yere yayılışı.

Bu durumda bütün ülke siyasi fikirler uğruna ölmeye hazırdır. Hangi siyasi fikirler? Ortada bir siyasi fikir kalmış mıdır? Daha ilerisi ortada bir fikir kalmış mıdır? Kendi ailesi dışında mafya kime acımıştır, kimi görebilmiştir. Mafyalaşmış iktidarlar halka karşı miyoplaşmışlardır. Ürettikleri ütopyada her şey istedikleri gibidir ve kesinlikle her şey kendi istedikleri gibidir. Bunu arzulamışlar, bunun için çabalamışlardı ve başarmışlardı.

Bu yazıda bunu tespit ediyor olmamın bir anlamı yok. En başta da söylediğim gibi bazen cumhuriyet demokrasiye yenilir. Demokraside seçim gününün herhangi bir gün olmadığını bilmek yenilmemenin ilk koşulu olsa gerek. Ne diyeceğiz şimdi Amerika”da yaşananlara?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder