Milliyetçilik, Benedict Anderson’un “Hayali Cemaatler - Milliyetçiliğin Kökenleri ve Yayılması” adlı eserinde “ulus” kavramını yakın geçmişte icat edilen “Hayali Cemaat” olarak nitelendirmiştir. Dil ile canlandırılan ve hayata geçirilen bu hayali cemaat, insanları gözlerini kırpmadan ölüme sürükleyebilen bir anomalidir. Yazar eserinde, güncel bir kavram olan “milliyetçilik” bağlamında dil, etkileşim, kimlik, etnisite, haritalar, nüfus, sayımı bilgileri, mezarlıklar ve müzeler başta olmak üzere bu birçok değere yüklenen anlamı irdeler. “Milliyetçilik” ile “emperyalizm” arasındaki bağın gelişim sürecine değinir.
Eser, birincil bağlamda milliyetçiliğin bir “anomali” olduğu iddiasını taşır. Eserin ikinci ana
teması milliyetçilik kadar, milliyetin “icadı”na ilişkin tezlerdir. Eserdeki üçüncü
ana tema ise anomalinin, yani “milliyetçilik”in “modüler” bir hale gelerek,
yeryüzünün en uzak noktalarına bile ulaşması ve buralarda kendi yeni anlamları
ve taraftar üretmesidir. Anderson’a göre, “milliyetçilik” çağının sonunun
geldiğine dair kehânetler inandırıcılıktan ve gerçeklikten uzaktır. Çünkü her
yıl Birleşmiş Milletlere yeni üyeler eklenmektedir. “Ulusluk” artık günümüzde
politik hayatının en evrensel meşru değeridir. O halde, “milliyetçiliğin büyüsü
rastlantıyı yazgıya dönüştürmüş müdür?”Yani Debra ile birlikte “Evet Fransız
olarak doğmam tamamen tesadüftür ama ne de olsa Fransa’nın kendisi ebedidir”
denilebilir mi? Bu soruya verilecek cevap Cennet’ten uzaklaştıkça fırtınanın
şiddetini artıracağının kestirilip kestirilemeyeceğine de ışık tutacaktır. (Benedicth,
1995, s. 25, 26)
MANEVİ DEĞERLER NEDEN İCAT EDİLMEMİŞ OLSUN? Çünkü kullanışlılar. Ulus
devlet, vatan, millet, bayrak gibi kavramlar icat ediliyor, pratikte insanları
bir arada tutuyor ve iktidar gücü tarafından istediği gibi kullanılabiliyor ise
inanç, vicdan gibi değerler de bir solüsyon görevi görmüyor mu? Aynı zamanda
iktidarların toplumları yönetmelerinde bu değerler azli rol oynamıyor mu?
Günümüzde en seküler kabul edilen Amerika’da, Avrupa’da “inanç”lar oya tahvil
edilmek için kullanılmıyor mu?
O halde manevi değerlerin icat edilip edilmemesi de önemlidir. Bunu
anlayabilmek için elbette dile dönmek, dilin değerlere ne zaman evrildiğine,
iktidar ile manevi değerlerin ilişkisinin ne zaman ve nasıl başladığına bakmak
gerekir. Aslında buna bakmanın en tipik ve kısa yolu da kutsal kitaplar olabilir.
Çünkü kutsallık atfettiklerimiz değerler üzerinden iktidarlarını üretiyorlar.
Şöyle bir etrafınızı bakın inançlar, değerler kimler tarafından en çok
kullanılıyor? Bu inanç ve değerlerin kullanım değerleri ne kadar ekonomik ve
kimlere ne kazandırıyor?
Yani hayali cemaatler aslında bize unu anlatıyor: Önce bir şeyin hayalini
kurmaya başlarız, sonra dile dökülür, sonra hayata geçirilir. Burada tekrar şu
soruyu sorabilirim: MANEVİ DEĞERLER NEDEN İCAT EDİLMEMİŞ OLSUN?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder