21 Ağustos 2024 Çarşamba

ESKİ ORTAMIN REDDİ YENİ ORTAMIN KABULÜ: VASATA UYUM


Çok klişe gibidir değil mi: “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.

Ya da birlikte olduğumuz insanların ortalaması olduğumuz savı?

Yaşam aslında bir kısır döngü; bu kısır döngüyü bilinçsizce kırma girişimlerimizdir aşık olmamız, sevmemiz, sevgili, dost, arkadaş, eş vb. arayış, pratik ve oyalanmalarımız.

Temel bir değişiklik gerçekleştirmeden gösterdiğimiz bütün çaba yaşamın kısırdöngüsüne katkıdan başka bir şey olmasa gerek. Belki de bu yüzden çoğumuzun yüzünde buruk bir gülümseme var, kendisinden habersiz olduğumuz. Belki de kırılganlığımız ve bu kırılganlığımız gizlemenin bir yöntemi olarak öfkemizin temel kaynağı şu temel değişikliği yapmamamızdır.

Nedir bu temel değişiklik?

Bir tutkuya kapılık gitmek ya da öfkeyle veya kederle kendini kaybetmek…

Hemen hiçbir zaman kendimizden koptuğumuzun farkına varamayız.

Çoğumuz bizim olmayan hayatları yaşarız ve “biz” dediğimizde o sorunsala işaret etmekten başka bir şey yapamayız.

 Belki de en başta tespit etmemiz gereken şey “kimin” veya “kimlerin” hayatını yaşadığımızdır. Bu daha ilk aşamada bize vasatlık kısırdöngüsünden kurtulma fırsatı verecek ve yaşamı da yeni bir hayatın giriş kapısı haline dönüştürebilecektir.

Ama daha ilk anda “ben kimsenin hayatını yaşamıyorum” tepkisiyle de karşılaşabiliriz. Bu düşünce bir melankolidir.

Bir vasatın içinden gelip vasata katkı mı yapıyoruz, yoksa bir vasatın içinden gelip o kabuğu kırdık mı? Hoş burada vasatı kötülemiyorum; mesele vasatın şu veya bu nitelikte olması değil; buradaki temel argüman vasatı üreten ortam ve biz bu ortamda nerede duruyoruz?

Eskiyi reddedebilmek için yeniyi bilmemiz yetmiyor, onu içselleştirmemiz de yetmiyor, yeniyi aktive edip, hayata geçirmemiz, eyleme dökmemiz, pratik etmemiz gerekir, her şeye rağmen. Buna karşı direnç ise benim kendimden kopup kopmadığım, daha açıkçası beni kimlerin inşa edip etmediği son derece önemlidir. Daha açıkçası benim kendime yalanım ve kendime direncim beni kim yapıyor; vasata uyduran biri mi, vasatın inşasına uyumlu biri mi, eskiyi reddederken yeniyi inşa edemeyen ama kendini yeniyle hemhal oluyormuş gibi kandıran biri mi?

Vasatın sürüyle bağı kutsaldır, vazgeçilmezdir, bir inanış, bir ibadet biçimi, bir tapınmadır.

Vasatın bütün niteliğini üreten sürüyü hayal kırıklığına uğramayı reddedişi kadar hiçbir şey ele vermez.

Vasatın dışına çıkmak öylesine enderdir ki, çünkü ancak insan kendi kendini kendinden inşa edebildikten sonra, bir değerli yalnızlaşmayla buna ulaşabilir. Ötekilerin gözünde kendini çekilmez kılmayı ilmeyen kimse de yalnızlığına göz kulak olamazJ.  

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder