Duygu estetiği mümkün mü? Bu estetiğin bırakın karşımızdaki muhatabımızı bizdeki etkisi nedir? Benliğimiz duygu estetiği karşısında nasıl bir pozisyon alır ve bunun sonuçları neler olabilir?
Duygularımızın
da üretildiğini kabul edebiliriz. Üstelik bu üretimin sadece benimle ilgili
olmadığını da buraya kayıt düşmek gerekir.
Gündelik
yaşam bir etkileşimin üretilme alanıdır. Rutinlerin, olağan olanların
olağandışı ve rutin dışını belirlediği gündelik yaşamda duygularımızı da
üretiriz.
Gündelik
olağan veya olağandışı sürprizlerin etkileri olur. Bu sürprizler nedir? Bu
sürprizler katalogu doğumdan ölüme kadar tamamen sınırsız ve ama hayatın,
gündelik yaşamın akışı içindeki rutinlerdir.
Bir
arkadaşımız doğurmuştur. Bir diğeri evlenme kararı almıştır. Bir diğeri düşüp
ayağını kırmıştır. Bir başkası annesini kaybetmiştir. Liste uzadıkça uzar.
Bütün bunlar bizde duygusal etkileşimlere neden olur. Hepsiyle tek tek
ilgilenirken bir şey yaparız ve bu bilinçsizcedir: Çocuğu olanla seviniriz,
evlilik kararı alanla umutlanırız, ayağını kıranla üzülür, annesini kaybetmiş
olanla ağlarız.
Gün
içinde girdiğimiz roller (anne, baba, öğretmen, iş arkadaşı, kasiyer,
pazarlamacı, vb.) ne kadar farklıysa duygu üretimimiz de o derece fazla ve
hatta yoğun olur. Peki, bu roller üzerinden yaşadığımız duygular hissettiğimiz
duygular mıdır yoksa sergilediğimiz duygular mıdır? Bunu nasıl belirleriz? Bunu
belirlemek ne anlama gelir?
Hissettiğimiz
duygular ile sergilediğimiz duygular birbiriyle örtüşmüyor ise bu bir çatışma
eşiğine işaret ediyor. Olması gereken ile olan arasındaki uyumsuzluk çatışmaya
neden oluyor. Bunun en tipik örneğini öğretmenlerde, kasiyerlerde veya
hosteslerde görmek mümkün? Onlar gülümsemek, pozitif olmak zorundadırlar;
zorunluluk burada artık kurumsallaşır; yani duygular, o anki ruh hali satın
alınmıştır ve kuruma aittir. Bu derin bir duygusal yabancılaşmadır.
Duygusal
uyumun olmadığı her ilişkide vardır bu yabancılaşma; yani hissettiğimiz ile
sergilediğimiz duygular arasında farkın olduğu bütün etkileşimlerde bu
yabancılaşmayı yaşamak mümkündür.
Uzatmayayım:
Bireysel duygu üretimi ve yönetimi mümkün görünüyor. Dolayısıyla duygu estetiği
de imkân dâhilinde. Cenazede üzülür, düğünde kahkaha atarız. Burada bir sorun
görünmüyor ama tıpkı diğer zorunluluklarda olduğu gibi duygusal
zorunluluklarımızda oluyor ancak bu bizde bir çatışma ve yabancılaşma
doğuruyor.
emek
sürecinde ürün bir gülümseme, bir ruh hali, duygu ya da ilişki olduğunda,
bunlar artık bize ait olmaktan çok şimdi ve buradalıkta girilen rolün
zorunlulukları oluyor. Nihayetinde durun benliğin erozyona uğramasına, duygusal
uyumsuzluk, tükenme ve son kertede DUYGUSAL ÖLÜMe kadar gidebiliyor.
.png)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder