12 Ağustos 2024 Pazartesi

HAKİKAT VE HAKİKAT SONRASI: BİR ALACAKARANLIK KUŞAĞI OLARAK HOŞGELDİN KAOS


Hakikatin yitirildiği, önemsizleştirildiği ve görmezden gelindiği zamanda hiçbir şey kendi gerçekliğinde değildir.

Hakikat öldüğünde geri kalan her şeyin yaşamından şüphe edebilirsiniz.

Bir kaosta yaşamak nedir?

Kimileri bugünkü hakikat rejimini post-truh çağ olarak niteliyor.

Doğruyu söylemekten kaçınmak, hile yapmak veya gerçeği gizlemek bugünün konusu değil. Tarih insanlığın türlü nedenlerle yalan söylediğini gösterir anekdotlarla iç içedir. Özellikle habercilik ve siyasi mecra söz konusu edildiğinde kulağa tanıdık gelen yalanların örneklerine rastlamak bir rastlantıdan ötedir. Ancak günümüzde hakikat ile ilgili yeni olan ve sosyal hayatı, etik yaşamı sekteye uğratacak, krize sürükleyecek kadar ciddi bir sorunun varlığına işaret etmek gerekmektedir. Sözü geçen sorun, hakikatin görmezden gelinmesi veya umursanmaması şeklinde özetlenemez. Yanı sıra problemin daha kaotik yanı bu tutumun yaygın bir davranış tipi olması ve samimiyetle çelişmeyecek bir şekilde diğerleri tarafından yorumlanabilmesinde de yatmaktadır. Bu nedenle YALANLAR ARTIK KİŞİLERİN ÇOK ZORDA KALDIĞI ZAMANLARDA SIKILA SIKILA SÖYLEDİKLERİ BİR ŞEY OLMAKTAN ÇIKARAK GÜNDELİK YAŞAM İÇİNDEKİ HEMEN BÜTÜN SÖYLEMLERİNİN BÜYÜK VE SÜSLÜ BİR BÖLÜMÜNÜ OLUŞTURMAKTADIR. Ayrıca açık ve seçik olarak diğer varsayımlardan ayrılan bulguların, gözle görülür olguların varlığına rağmen kişisel kanaatlerin bunların önüne geçebilmesi krizi derinleştiren başka bir yanı olarak yaşama dâhil edilmiştir. 

Yani bir hakikat var mıdır?

Eğer bir hakikat var ise bu nasıl bir hakikattir?

Hakikatin bugünkü içler acısı hali dil oyunu olsaydı belki kabul edilebilirdi. Ancak HAKİKATİN BİR FAİLİ MEÇHULE KURBAN GİTMESİ HERKESİ ŞÜPHELİ YAPIYOR. Kimse kimseden şüphelenmiyor veya herkes kendisinin temiz olduğunu iddia ediyor.

Hakikatin yitirildiği, önemsizleştirildiği ve görmezden gelindiği, herkesin bir başkasının yalan söylediğini iddia, herkesin kendisinin temiz olduğunu savunduğu, özellikle de öznenin kendisine sürekli pir-ü pak imajı çizdiği bu zaman post-truh olarak adlandırılıyor.

Oysa bilginin değerini erozyona uğratıldığı, kişilerin bilmedikleri her konuda görüş beyan edebildikleri ve spesifik politik erdem hallerinin hiçe sayıldığı bu an insan için varoluşsal tehditler barındırmıyor mu?

Bizzat oldukça da uzun süredir deneyimlediğimiz bu kaotik durum yüzünden hızlıca niteliğin yitirilmesi, uzun süreli ve rasyonel planlamalar yerine kamusal alanın günlük kaygı ya da çıkarlarla organize edilmesine şahit oluyoruz.

 

Hatta görece bir alacakaranlık özellikle inşa edilmiş durumda. Hakikatin çarpıtıldığı veya yok edildiği bu mecraya uygun politikacıların varlığı da kaçınılmazlıktan öte bir toplumsal vasatın hakikate bakışını ortaya koyması açısından trajik değil mi?

En başta Trump gibi çağın ruhuna uygun son derece özel bir tipe sahip politikacılar hem post-truth çağın nedeni hem de sonucu olarak kabul edebiliriz. Koşulsuz gücün peşine düşen bu liderler ya da politikacılar ironinin/alaycılığın, korkunun ve bıkkınlığın kişileri hileye ve yalan söylemeye yönelteceğini tahmin etmekteydiler. Öyle olmadı mı? Hakikat sonrası siyaset, kamu politikasını görmezden gelerek, duygulara/inançlara hitap ederek ve olgularla desteklenmeyen bir mesajı tekrar tekrar öne sürerek siyaset yapma kültürünü yerleştirmedi mi? Bu bir kaos, bir yıkım değil mi?

(imaj:au

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder