Uzman Psikolojik Danışman-Psikoterapist Op. Dr. Osman Tufan, yaşadığımız çağda savaşların
cephede, son teknolojik silahlarla değil, evimizde virüslerle olduğunu
söylerken, “Savaş psikolojisi önemlidir” dedi.
VİRÜSE
KARŞI PSİKOLOJİK SAVAŞTA NELER YAPILMALI?
Robert Fisk, kendi neslinin en
müthiş gazetecilerinden biri. Bir savaş muhabiri olarak rakipsiz. Büyük
Medeniyetler Savaşı Ortadoğu’nun Fethi aldı neredeyse bin sayfalık kitabında
bir merminin (el bombası, tank vb.) izini sürer. Mermi bir tabancan
çıkmamıştır. Kapitalizmin ve emperyalizmin silahından fırlatılmıştır. O mermi
sadece Ortadoğu’ya ulaşıp orada insanları öldürmez, mermi bir metafor olarak,
tıpkı son kırk yıldaki dijital çağda dünyayı internet ağı üzerinden bir
saniyede dolaşan bir veri (bilgi) gibi dünyayı dolaşır, önüne çıkanı öldürür.
Ölenin birey, toplum, kültür vb. olmasının önemi yoktur. O mermidir. Tıpkı
internette, sosyal medyadaki bilgilerin kime, nasıl, niye, ne için ulaştığının
ve nasıl kullanılacağının önemli olmadığı gibi.
ELLERİMİZİN VE AYAKLARIMIZIN UCUNDAKİ DÜNYADA ELİMİZDEN KAYARKEN
Bauman “burası” ve “orası” ; “iç”
ve “dış”; “yakın” ve “uzak” ayrımlarının anlamı tamamen yitirdiğimizi söyler.
İletişim sadece zaman değil mekân sorununu da ortadan kaldırmıştır. “Anında”
boyutuna inmişizdir artık.[1] Timothy
W. Luke’un gelenekseli anlatmak için kullandıkları organik metaforlar şöyledir
Bauman’a göre: “Çatışma burun buruna, kavga göğüs göğse yapılır. Adalet göze
göz, dişe diştir. Görüşmelerde kalp kalbe karşıdır. Dayanışma omuz omuzadır,
insanlar yüz yüzedir. Dostluk kol kola yürür. Ve değişim adım adım, yavaş
yavaştır.”[2] Bütün
bu geleneksellik son otuz yılda çöpe atıldı. İletişim ve etkileşimin küresel
bir hal alırken, bunun özellikle sağlık açısından etkilerinin neler olabileceğini
bilmiyorduk. Covit-19 bize yeni bin yılın ilk çeyreğinde küresel dünyada
savaşın nasıl olacağını gösterdi. Nasıl ki bizim için her şey anındaysa virüs içinde artık anındadır... Peki bu savaşta uyum sağlayanlar mı kalacak?
Uyum sağlamak nasıl olur? Psikolojimiz bu savaşa karşı nasıl güçlendirilebilir?
Uzman Psikolojik Danışman-Psikoterapist Op. Dr. Osman Tufan, bu ve daha önemli sorulara
cevap verdi. Keyifli okumalar:
SORU:
Savaş dediğimiz şey psikolojide de geçerli midir? Yani cepheler, güçlü olunan
yanlar ve bu güçlü olunan yanlarla düşmanla karşılaşma, beklenmedik anda
düşmanı şaşırtma ve ona ağır darbeler verme vs?
YENİ
BİN YILIN İNSAN PSİKOLOJİSİNE DÖNÜK YENİ SAVAŞ YÖNTEMİ: VİRÜS
Op. Dr.
TUFAN: Elbette, aslında her şey
psikolojiye etkilidir ya da psikoloji her şeye etkilidir. Psikoloji bir
grubu- bir bireyi etkileyen ve belirleyen hareket etme, düşünme, duygulanma ve
sonuçta davranışları içerdiğine göre savaş durumunda bunların hepsini primer olarak etkileyeceğinden savaş
psikolojisi önemlidir. Nasıl belirlenmeli neler yapılmalı süreç
o anın ve sonrasının nasıl takip edilip en az hasarla atlatılacağı belirlenmelidir. Yani savaş geçse de psikolojik etkiler devam
edecektir. İnsanların en temel ihtiyaçlarını fizyolojik
olanlar diye düşünürsek bunlar beslenme yani yeme içme barınma öncelik
olmak üzere, sonra sosyallik yani birlikte yaşama,
paylaşma, güven duyma, saygı duyma ve saygı görme, onaylanma, kabullenilme,
sevilme ihtiyaçları gibi durumlar savaşın sarsacağı durumlardır. İşte bunların ne kadar sağlanabildiği
düşmana ne kadar şaşırtma ve zarar sağladığımızı gösterecektir.
SORU:
Virüs bir meydan okumayla bizi büyük bir değişeme zorladı. Hepimizi eve kapattı.
Bu bir kritik eşikti. Sanırım mücadelemizde asıl bundan sonra başladı ya da
olayın vehametini kavradık. Bunu psikolojik mücadele
parantezi içinde ifade ediyorum. Bu bağlamda özellikle virüsün bu meydan okuma
karşısında psikolojik savaşın psikolojisi nedir? Nasıl olmalıdır? Bunun için
neler gerekir?
CEPHESİZ
SAVAŞ: VİRÜS BİZE DÜŞMANI GÖSTERDİ
Op.
Dr. TUFAN: İşte savaş
dedik ya bu virüs yani covid-19 bize farklı şeylerde gösterdi. Savaşın bugünkü
teknoloji ile sadece cephede silahla olmayacağını ve aslında sadece gözle
görülüp elle tutabildiğimiz düşmanla olmadığını da gösterdi. Hiçbir şartta
korunamayabileceğimizi cepheden uzağız diyemeyeceğimiz durum aslında ve belki
de daha korkutucu oldu. Silahla savaş belki cephe gerisinde olanlar, uzak
olanlar için çok korkunç olmayabilir primer olarak olayın içinde değiliz belki.
Ama bu virüs olayı ortada belirli bir düşman yokken bile bizi aciz bir duruma düşürdü eve kapattı. Ama bizlerin yani insanoğlunun en önemli
varlığı akıl, vehâmetî kavradıktan sonra aklımızı da kullanmaya başladık demektir. İlk cevapta insan için en önemli
şeylerden bahsederken fizyolojik olan ihtiyaçlar dışında güvende olduğumuz hissi demiştim. Devlet büyükleri insanımız
a bu duyguyu sağlayabilirse güvende olduğumuzu devletin güçlü olduğunu ve
üstesinden gelebileceğimize halkımızın inanmamız lâzım. Yani kazanacağımız duygusu yerleşmeli. Peki, bu nasıl olacak? Tedbirin
takdiri bozacağını göstererek mesela elde edilen başarılar öne çıkarılarak
mesela. Ve insanların yapılacak alınacak tedbirlere uygun davranmasını
teşvik ederek.
SORU:
Bu psikolojik savaşta yalnız da değiliz. Hepimiz birbirimizden uzakta olmak
zorunda olsak da birey olarak, zengin, fakir, eğitimli eğitimsiz vb. eşit
şartlardayız. Bu eşit şart psikolojik mücadelenin motoru mu olur yoksa insanda
daha büyük bir psikolojik yıkıma mı sebep olur? Eğer yıkıma sebep olursa bunun
önüne nasıl geçilebilir. Bir ortak psikolojik konsensüs sağlanması
mücadelenin psikolojik kazanımlarını hangi yönde etkiler?
SOSYAL
MEDYA PSİKOLOJİK DESTEKTE NE KADAR ÖNEMLİ?
Op.
Dr. TUFAN: Aslında şartların eşit olması bence mücadelede pozitif katkı
sunar. Özellikle bizde yine olan garibana olur şeklinde söylemler çok
kullanılır. Ama burada bu durum geçerli değil. Hani parası
olan Amerika’ya gider Avrupa’ya gider sözü geçerli değil. Herkes eşit ve herkes ne kadar korunabilirse
o kadar başarılı. Uygulanan yasaklar herkes için eşit sayılır.
Eşit olmayan mecburi haller var tabi çalışan vatandaşlar ve çalıştıkları yerler gibi. Bunlara da maddi, manevi destek önemli... Mesela
en yüksek risk gurubu sağlık çalışanları... Maddi destek bir tarafa ama
akşamları yapılan alkış bile motivasyon için çok iyi. Sosyal medyadan tv’lerden vb destekler önemli.
SORU:
Uyum ve psikoloji arasındaki denge veya uyum ya da çatışma nerede başlayıp
nerede biter. Yani bu covit-19 bağlamında kendimizi yeni şartlara ne kadar
uydurabiliriz veya uydurmalıyız? Benlik yitimi olur mu? Bunu şunun için
soruyorum: Henüz pandemiyle savaş sürüyor, herkesin
psikolojisi uzun süre mücadele etmeye yetmeyebilir. İntiharı bir seçenek olarak
kullanabilirler veya öfkenin virüs üzerinden bir başkasına, topluma yahut da
iktidara yönelmesi kaçınılmaz olabilir. Bu nasıl önlenebilir? Zorunlu uyumun
bir sınırı var mıdır hem pozitif hem de negatif anlamda?
PSİKOLOJİKSİ
KIRILGAN OLANLAR ÇOK ETKİLENİR
Op.
Dr. TUFAN: Elbetteki sıkıntılar
olacaktır. Özellikle kırılgan yapıdaki kişiler çok etkilenebilirler. Olumsuz
örnekler sınırlanmalı bence elde edilen başarı ön plana çıkarılmalı ki
kırılganlar desteklenebilsin. Bu tür kişilerin destek alabileceği hatlar kurulmalıdır, online yada telefon destekleri
sağlanabilmelidir. Çünkü insanlar için en önemli konu hayatta kalmaktır.
Bu pandemide özellikle belirtilen 65 yaş üstü olan, ya da eş hastalıkları olanların yüksek risk
durumu korkuyu artırıyor olabilir. Ve elbette yakınını kaybetme korkusu olan
genç yaş kişilerde de panik oluşturabilir. Bunlar için sosyal hizmetlerce
sağlanacak psikolojik destek önemlidir.
SORU:
İnanç dünyamız da psikolojik varlığımız içinde? Dua, ibadet… Bir bakıma
dinler de virüs karşısında birleşmiş gibi. Kutsal yerler ve ibadethaneler
kapatıldı ama herkes hem kendisi ve hem insanlık için dua ediyor. Dini
haritaların, çatışmalara neden olan pusulaların, rehberlerin önemli kalmamış
gibi. Sadece Tanrı ve insan var ve insan bir çaresizlik içinde en azından şu
anda görünen. Panik olmasak bile bu çaresizlik inanç dünyamızın psikolojisine
de yansıyor. Bu insanın kendi içinde kendisiyle psikolojik anlamda bir inanç,
bir empati, inanç dünyasını yeniden inşa etmede bir yeni bilinç
hesaplaşmasını ortaya koyar mı?
VİRÜS
İNANÇ REKABETİNİ ORTADAN KALDIRDI
Op.
Dr. TUFAN: Aslında inanç dünyası insana manevi destekte en önemli
durum. Covidin inanç ayırt etmediği ortada. Ancak
dünya kurulalı beri inanç nedenli insanlar rekabet içinde olmuşlar ve hatta pek
çok savaşın nedeni inanç farklılıkları. Dini önderler ve din adamlarının
söylemleri bence çok önemli olacaktır. Bu durumu, cezalandırıcı üst adaletin
yani tanrının ortaya çıkardığı söylemler yerine hangi inançtan olursak olalım
birliğe ve birlikteliğin gücüne evrilebilmesi mümkün olur mu? Zannetmiyorum. Yani bu işin üstesinden dünya olarak geldiğimizde yine çoğu kesimde inanç üstünlükleri
tartışması devam edecektir…
Üstün insan olmak ve bunu
çoğunlukla inanca bağlamak. Bence inanç dünyasında yeniden inşa çok düşük bir
kesim haricinde olmaz.
SORU:
Böyle bir uyum sürecinde en çok etkilenecek olanlar küçük yaştakiler olsa
gerek. İnsanlar evdeyken çocuklarıyla nasıl yeni bir ilişki biçimi
geliştirebilir ve bu ilişki ailenin psikolojik dünyasına nasıl bir katkı yapar?
ÇOCUKLAR
İÇİN EN KOLAY UYUM SAĞLANACAK DÖNEM
Op. Dr.
TUFAN: Aslında kayıplar haricinde çocuklar duruma en kolay uyum sağlayacak.
Kayıp durumlarında elbette yaş önemli olmakla birlikte çocuklara da destek verilmeli... Çocukların en çok istediği şey aileyle birlikte
olmak (ergenleri ayıralım). Küçük çocuklar özellikle her şeyi somut düşünürler.
Dolayısıyla sizin evde olmanız ve vakti onlarla geçirmeniz dışarıda ki durumu
onlar için önemsiz hale getirir. Genelde aile bir arada olması sevginin
görülmesi pozitif yansır.
SORU:
Hamile olan kadınların psikolojisi de bu anlamda önemli değil mi? Bu süreç
içinde nasıl bir hamilelik psikolojisi geliştirilebilir?
HAMİLELERE
BU DÖNEMDE YALNIZ OLMADIKLARINI GÖSTERMEK GEREKİR
Op. Dr.
TUFAN: Hamilelik kadında pek çok sebeple duygu-durum değişikliği yapmaktadır. İnsanların aradığı şey güven garantidir aslında. Gelecekten korku olması
sorunu artırır... Hamilelik
normalde de desteğe çok
ihtiyaç duyulan bir dönem... Yalnız olmadığını hissetmesi ona güç
verecektir
SORU:
Yaşlı insanlara karşı virüsle mücadelede ilk anda yapılan şeytanlaştırma
toplumda kendi kendine bir yüzleşme gerçekleştirmiş midir? Yani aslında
hepimizin aynı gemide olduğu… Ya da aynı kuyuya düştüğümüz noktasında?
YAŞLILARA
TAKINILAN TAVIR SEVGİMİZİN GÖSTERGESİ OLDU
Op. Dr.
TUFAN: Yaşlılarımız maalesef hedefte gibi oldular. Süreçte belki anlatımda
destekte sıkıntıda oldu. Sanki virüsü onlar yayacakmış gibi, bir hava oluştu.
Aslında genç nüfus yayımda daha tehlikeli... Fakat etkilenmede yaşlılar ağır oluyor
ve ölümde
çoğunlukla onlarda.
Aslında hepimizin büyükleri anne babası var ve onları kaybetmek korkusuyla
yüzleşmiş olduk, olmadıkları durumun düşüncesi korkusunu yaşadık.
Ve birde gerçekten sevgimiz ne kadarmış gördük.
SORU:
Varsa buraya son düşüncelerinizi alabilirim: Sorularda eksik kalmış olabilir
veya eksik gördüğünüz şeyler olabilir. Onları da bu burada yazabilirsiniz?
Op. Dr.
TUFAN: Evet dünya ve ülkemiz gerçekten zor bir zaman yaşıyor ama insan aklının gücünü görme
fırsatı olarak, basit tedbirlerin önemini kavrayarak ve dünyanın hepimize ait
olduğunu görüp birlikte yaşamayı öğrenerek bu süreci atlatırsak çok güzel olur.
Kurallara hep birlikte uyduğumuzda ne kadar güçlü olduğumuzu, nelerin
üstesinden gelebileceğimizi, yardımın
paylaşımın insanlara
neler sağladığını nasıl güç kattığını gördük böylece. Ülkemiz ve insanlık için
çok ders çıkaracağımız bir durum oldu. Halen devam etse de bunun altından kalkacağımıza
inanıyorum. Teşekkür ediyorum.
Uzman Psikolojik Danışman-Psikoterapist Op. Dr. Osman Tufan
kimdir: Üroloji, Psikoloji, Aile Terapisi. Yetişkin Psikoterapi, Cinsel
Psikoterapi, Aile-Çift Terapi, Çocuklarda Cinsiyet Kimliği Gelişimi ve
Bozuklukları Uzmanı, Uzman Psikolog, Danışman Psikoterapist. Aktif olarak
görevlerini sürdürüyor.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder