30 Mart 2020 Pazartesi

VİRÜSE KARŞI PSİKOLOJİK SAVAŞTA NELER YAPILMALI?


Uzman Psikolojik Danışman-Psikoterapist Op. Dr. Osman Tufan, yaşadığımız çağda savaşların cephede, son teknolojik silahlarla değil, evimizde virüslerle olduğunu söylerken, “Savaş psikolojisi önemlidir” dedi. 

VİRÜSE KARŞI PSİKOLOJİK SAVAŞTA NELER YAPILMALI?

Robert Fisk, kendi neslinin en müthiş gazetecilerinden biri. Bir savaş muhabiri olarak rakipsiz. Büyük Medeniyetler Savaşı Ortadoğu’nun Fethi aldı neredeyse bin sayfalık kitabında bir merminin (el bombası, tank vb.) izini sürer. Mermi bir tabancan çıkmamıştır. Kapitalizmin ve emperyalizmin silahından fırlatılmıştır. O mermi sadece Ortadoğu’ya ulaşıp orada insanları öldürmez, mermi bir metafor olarak, tıpkı son kırk yıldaki dijital çağda dünyayı internet ağı üzerinden bir saniyede dolaşan bir veri (bilgi) gibi dünyayı dolaşır, önüne çıkanı öldürür. Ölenin birey, toplum, kültür vb. olmasının önemi yoktur. O mermidir. Tıpkı internette, sosyal medyadaki bilgilerin kime, nasıl, niye, ne için ulaştığının ve nasıl kullanılacağının önemli olmadığı gibi.
ELLERİMİZİN VE AYAKLARIMIZIN UCUNDAKİ DÜNYADA ELİMİZDEN KAYARKEN
Bauman “burası” ve “orası” ; “iç” ve “dış”; “yakın” ve “uzak” ayrımlarının anlamı tamamen yitirdiğimizi söyler. İletişim sadece zaman değil mekân sorununu da ortadan kaldırmıştır. “Anında” boyutuna inmişizdir artık.[1] Timothy W. Luke’un gelenekseli anlatmak için kullandıkları organik metaforlar şöyledir Bauman’a göre: “Çatışma burun buruna, kavga göğüs göğse yapılır. Adalet göze göz, dişe diştir. Görüşmelerde kalp kalbe karşıdır. Dayanışma omuz omuzadır, insanlar yüz yüzedir. Dostluk kol kola yürür. Ve değişim adım adım, yavaş yavaştır.”[2] Bütün bu geleneksellik son otuz yılda çöpe atıldı. İletişim ve etkileşimin küresel bir hal alırken, bunun özellikle sağlık açısından etkilerinin neler olabileceğini bilmiyorduk. Covit-19 bize yeni bin yılın ilk çeyreğinde küresel dünyada savaşın nasıl olacağını gösterdi. Nasıl ki bizim için her şey anındaysa virüs içinde artık anındadır... Peki bu savaşta uyum sağlayanlar mı kalacak? Uyum sağlamak nasıl olur? Psikolojimiz bu savaşa karşı nasıl güçlendirilebilir? Uzman Psikolojik Danışman-Psikoterapist Op. Dr. Osman Tufan, bu ve daha önemli sorulara cevap verdi. Keyifli okumalar: 
SORU: Savaş dediğimiz şey psikolojide de geçerli midir? Yani cepheler, güçlü olunan yanlar ve bu güçlü olunan yanlarla düşmanla karşılaşma, beklenmedik anda düşmanı şaşırtma ve ona ağır darbeler verme vs?  
YENİ BİN YILIN İNSAN PSİKOLOJİSİNE DÖNÜK YENİ SAVAŞ YÖNTEMİ: VİRÜS
Op. Dr. TUFAN: Elbette, aslında her şey psikolojiye etkilidir ya da  psikoloji her şeye etkilidir. Psikoloji bir grubu- bir bireyi etkileyen ve belirleyen hareket etme, düşünme, duygulanma ve sonuçta davranışları içerdiğine göre savaş durumunda bunların hepsini primer olarak etkileyeceğinden savaş psikolojisi önemlidir. Nasıl belirlenmeli neler yapılmalı süreç o anın ve sonrasının nasıl takip edilip en az hasarla atlatılacağı belirlenmelidir. Yani savaş geçse de psikolojik etkiler devam edecektir. İnsanların en temel ihtiyaçlarını fizyolojik olanlar diye düşünürsek bunlar beslenme yani yeme içme barınma öncelik olmak üzere,  sonra sosyallik yani birlikte yaşama, paylaşma, güven duyma, saygı duyma ve saygı görme, onaylanma, kabullenilme, sevilme ihtiyaçları  gibi durumlar savaşın sarsacağı durumlardır. İşte bunların ne kadar sağlanabildiği düşmana ne kadar şaşırtma ve zarar sağladığımızı gösterecektir. 
SORU: Virüs bir meydan okumayla bizi büyük bir değişeme zorladı. Hepimizi eve kapattı. Bu bir kritik eşikti. Sanırım mücadelemizde asıl bundan sonra başladı ya da olayın vehametini kavradık. Bunu psikolojik mücadele parantezi içinde ifade ediyorum. Bu bağlamda özellikle virüsün bu meydan okuma karşısında psikolojik savaşın psikolojisi nedir? Nasıl olmalıdır? Bunun için neler gerekir? 
CEPHESİZ SAVAŞ: VİRÜS BİZE DÜŞMANI GÖSTERDİ

Op. Dr. TUFAN: İşte savaş dedik ya bu virüs yani covid-19 bize farklı şeylerde gösterdi. Savaşın bugünkü teknoloji ile sadece cephede silahla olmayacağını ve aslında sadece gözle görülüp elle tutabildiğimiz düşmanla olmadığını da gösterdi. Hiçbir şartta korunamayabileceğimizi cepheden uzağız diyemeyeceğimiz durum aslında ve belki de daha korkutucu oldu. Silahla savaş belki cephe gerisinde olanlar, uzak olanlar için çok korkunç olmayabilir primer olarak olayın içinde değiliz belki. Ama bu virüs olayı ortada belirli bir düşman yokken bile bizi aciz bir  duruma düşürdü eve kapattı. Ama bizlerin yani insanoğlunun en önemli varlığı akıl, vehâmetî kavradıktan sonra aklımızı da kullanmaya başladık demektir. İlk cevapta insan için en önemli şeylerden bahsederken fizyolojik olan ihtiyaçlar dışında güvende olduğumuz  hissi demiştim. Devlet büyükleri insanımız a bu duyguyu sağlayabilirse güvende olduğumuzu devletin güçlü olduğunu ve üstesinden gelebileceğimize halkımızın inanmamız lâzım. Yani kazanacağımız duygusu yerleşmeli. Peki, bu nasıl olacak? Tedbirin takdiri bozacağını göstererek mesela elde edilen başarılar öne çıkarılarak mesela. Ve insanların yapılacak alınacak tedbirlere uygun davranmasını teşvik ederek.  
SORU: Bu psikolojik savaşta yalnız da değiliz. Hepimiz birbirimizden uzakta olmak zorunda olsak da birey olarak, zengin, fakir, eğitimli eğitimsiz vb. eşit şartlardayız. Bu eşit şart psikolojik mücadelenin motoru mu olur yoksa insanda daha büyük bir psikolojik yıkıma mı sebep olur? Eğer yıkıma sebep olursa bunun önüne nasıl geçilebilir. Bir ortak psikolojik konsensüs sağlanması mücadelenin psikolojik kazanımlarını hangi yönde etkiler? 
SOSYAL MEDYA PSİKOLOJİK DESTEKTE NE KADAR ÖNEMLİ?

Op. Dr. TUFAN: Aslında şartların eşit olması bence mücadelede pozitif katkı sunar. Özellikle bizde yine olan garibana olur şeklinde söylemler çok kullanılır. Ama burada bu durum geçerli değil. Hani parası olan Amerika’ya gider Avrupa’ya gider sözü geçerli değil. Herkes eşit ve herkes ne kadar korunabilirse o kadar başarılı. Uygulanan yasaklar herkes için eşit sayılır. Eşit olmayan mecburi haller var tabi çalışan vatandaşlar ve çalıştıkları yerler gibi. Bunlara da maddi, manevi destek önemli... Mesela en yüksek risk gurubu sağlık çalışanları... Maddi destek bir tarafa ama akşamları yapılan alkış bile motivasyon için çok iyi. Sosyal medyadan tvlerden vb destekler önemli. 
SORU: Uyum ve psikoloji arasındaki denge veya uyum ya da çatışma nerede başlayıp nerede biter. Yani bu covit-19 bağlamında kendimizi yeni şartlara ne kadar uydurabiliriz veya uydurmalıyız? Benlik yitimi olur mu? Bunu şunun için soruyorum: Henüz pandemiyle savaş sürüyor, herkesin psikolojisi uzun süre mücadele etmeye yetmeyebilir. İntiharı bir seçenek olarak kullanabilirler veya öfkenin virüs üzerinden bir başkasına, topluma yahut da iktidara yönelmesi kaçınılmaz olabilir. Bu nasıl önlenebilir? Zorunlu uyumun bir sınırı var mıdır hem pozitif hem de negatif anlamda? 
PSİKOLOJİKSİ KIRILGAN OLANLAR ÇOK ETKİLENİR
Op. Dr. TUFAN: Elbetteki sıkıntılar olacaktır. Özellikle kırılgan yapıdaki kişiler çok etkilenebilirler. Olumsuz örnekler sınırlanmalı bence elde edilen başarı ön plana çıkarılmalı ki kırılganlar desteklenebilsin. Bu tür kişilerin destek alabileceği hatlar kurulmalıdır, online yada telefon destekleri sağlanabilmelidir. Çünkü insanlar için en önemli konu hayatta kalmaktır. Bu pandemide özellikle belirtilen 65 yaş üstü olanya da eş hastalıkları olanların yüksek risk durumu korkuyu artırıyor olabilir. Ve elbette yakınını kaybetme korkusu olan genç yaş kişilerde de panik oluşturabilir. Bunlar için sosyal hizmetlerce sağlanacak psikolojik destek önemlidir. 
SORU: İnanç dünyamız da psikolojik varlığımız içinde? Dua, ibadet… Bir bakıma dinler de virüs karşısında birleşmiş gibi. Kutsal yerler ve ibadethaneler kapatıldı ama herkes hem kendisi ve hem insanlık için dua ediyor. Dini haritaların, çatışmalara neden olan pusulaların, rehberlerin önemli kalmamış gibi. Sadece Tanrı ve insan var ve insan bir çaresizlik içinde en azından şu anda görünen. Panik olmasak bile bu çaresizlik inanç dünyamızın psikolojisine de yansıyor. Bu insanın kendi içinde kendisiyle psikolojik anlamda bir inanç, bir empati, inanç dünyasını yeniden inşa etmede bir yeni bilinç hesaplaşmasını ortaya koyar mı? 
VİRÜS İNANÇ REKABETİNİ ORTADAN KALDIRDI
Op. Dr. TUFAN: Aslında inanç dünyası insana manevi destekte en önemli durum. Covidin inanç ayırt etmediği ortada. Ancak dünya kurulalı beri inanç nedenli insanlar rekabet içinde olmuşlar ve hatta pek çok savaşın nedeni inanç farklılıkları. Dini önderler ve din adamlarının söylemleri bence çok önemli olacaktır. Bu durumu, cezalandırıcı üst adaletin yani tanrının ortaya çıkardığı söylemler yerine hangi inançtan olursak olalım birliğe ve birlikteliğin gücüne evrilebilmesi mümkün olur mu? Zannetmiyorum. Yani bu işin üstesinden dünya olarak geldiğimizde  yine çoğu kesimde inanç üstünlükleri tartışması devam edecektir… Üstün insan olmak ve bunu çoğunlukla inanca bağlamak. Bence inanç dünyasında yeniden inşa çok düşük bir kesim haricinde olmaz.  
SORU: Böyle bir uyum sürecinde en çok etkilenecek olanlar küçük yaştakiler olsa gerek. İnsanlar evdeyken çocuklarıyla nasıl yeni bir ilişki biçimi geliştirebilir ve bu ilişki ailenin psikolojik dünyasına nasıl bir katkı yapar? 
ÇOCUKLAR İÇİN EN KOLAY UYUM SAĞLANACAK DÖNEM
Op. Dr. TUFAN: Aslında kayıplar haricinde çocuklar duruma en kolay uyum sağlayacak. Kayıp durumlarında elbette yaş önemli olmakla birlikte çocuklara da destek verilmeli...  Çocukların en çok istediği şey aileyle birlikte olmak (ergenleri ayıralım). Küçük çocuklar özellikle her şeyi somut düşünürler. Dolayısıyla sizin evde olmanız ve vakti onlarla geçirmeniz dışarıda ki durumu onlar için önemsiz hale getirir. Genelde aile bir arada olması sevginin görülmesi pozitif yansır. 
SORU: Hamile olan kadınların psikolojisi de bu anlamda önemli değil mi? Bu süreç içinde nasıl bir hamilelik psikolojisi geliştirilebilir? 
HAMİLELERE BU DÖNEMDE YALNIZ OLMADIKLARINI GÖSTERMEK GEREKİR
Op. Dr. TUFAN: Hamilelik kadında pek çok sebeple duygu-durum değişikliği yapmaktadır. İnsanların aradığı şey güven garantidir  aslında. Gelecekten korku olması sorunu artırır... Hamilelik normalde de desteğe çok ihtiyaç duyulan bir dönem... Yalnız olmadığını hissetmesi ona güç verecektir  
SORU: Yaşlı insanlara karşı virüsle mücadelede ilk anda yapılan şeytanlaştırma toplumda kendi kendine bir yüzleşme gerçekleştirmiş midir? Yani aslında hepimizin aynı gemide olduğu… Ya da aynı kuyuya düştüğümüz noktasında? 
YAŞLILARA TAKINILAN TAVIR SEVGİMİZİN GÖSTERGESİ OLDU
Op. Dr. TUFAN: Yaşlılarımız maalesef  hedefte gibi oldular. Süreçte belki anlatımda destekte sıkıntıda oldu. Sanki virüsü onlar yayacakmış gibi, bir hava oluştu. Aslında genç nüfus yayımda daha tehlikeli... Fakat etkilenmede yaşlılar ağır oluyor ve ölümde  çoğunlukla onlarda. Aslında hepimizin büyükleri anne babası var ve onları kaybetmek korkusuyla yüzleşmiş olduk, olmadıkları durumun düşüncesi korkusunu yaşadık. Ve birde gerçekten sevgimiz ne kadarmış gördük. 
SORU: Varsa buraya son düşüncelerinizi alabilirim: Sorularda eksik kalmış olabilir veya eksik gördüğünüz şeyler olabilir. Onları da bu burada yazabilirsiniz? 
Op. Dr. TUFAN: Evet dünya ve ülkemiz gerçekten  zor bir zaman yaşıyor ama insan aklının gücünü  görme fırsatı olarak, basit tedbirlerin önemini kavrayarak ve dünyanın hepimize ait olduğunu görüp birlikte yaşamayı öğrenerek bu süreci atlatırsak çok güzel olur. Kurallara hep birlikte uyduğumuzda ne kadar güçlü olduğumuzu, nelerin üstesinden gelebileceğimizi, yardımın  paylaşımın insanlara neler sağladığını nasıl güç kattığını gördük böylece. Ülkemiz ve insanlık için çok ders çıkaracağımız bir durum oldu. Halen devam etse de bunun altından kalkacağımıza inanıyorum. Teşekkür ediyorum. 

Uzman Psikolojik Danışman-Psikoterapist Op. Dr. Osman Tufan kimdir: Üroloji, Psikoloji, Aile Terapisi. Yetişkin Psikoterapi, Cinsel Psikoterapi, Aile-Çift Terapi, Çocuklarda Cinsiyet Kimliği Gelişimi ve Bozuklukları Uzmanı, Uzman Psikolog, Danışman Psikoterapist. Aktif olarak görevlerini sürdürüyor. 


[1] Bauman , Zygmunt, Küreselleşme, s. 19,  Ayrıntı Yayınları 4. Baskı, İstanbul, 2012
[2] A., g., e., s. 23

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder