Anlamsız bir yaşamın en belirgin özelliğinden biri umursamazlık olsa gerek.
Bir
travma eşiği.
Travmanın
bilgeliğinden bahsederiz ama umursamazlık TRAVMANIN REHBERLİĞİNİ VE BİLGELİĞİNİ
berhava edecek niteliktedir.
Umursamazlık,
kale
almama,
ciddi
görmeme,
dikkate
almama,
saymama,
görmezden
gelme,
göz
ardı etme,
bilinçli
olarak gözden kaçırma…
Toplumsal
okumayı kozmik okumayla birleştirdiğimizde ortaya çıkan travma toplumu olgusu
sanki travma umursamazlığı olarak kendisini gösteriyor.
Travma
özneleştiğinde travmayı yaşayan kendisini iyilik halinde zannediyor.
TRAVMANIN
ÖZNELEŞMESİ veya travmayla özdeşleşmek ne demek?
Savaşta
bir asker sadece öldürmeye odaklanmıştır, ÖLECEĞİNİ AKLINA GETİRMEK İSTEMEZ.
Suya
düşen biri boğulmamaya çalışır oysa bu düşüncesidir onu ölüme çeken.
Travmanın
özneleşmesi biz travmayı değil de travmanın bizi yaşaması demek. Daha açıkçası,
travmanın bizi kendi umursamazlığımızla ele geçirmesi ve bizi kendimize iyi
hissettirmesidir. Psikolojik bir ölüm iyiliğidir travmanın özneleşmesi ve bu
durum tam bir umursamazlık olarak kendisini gösteriyor olmalı.
Sadece
her şeyi küçük, vasat, basit, hatta aşağılık görmek değil, kendi de üstün
görmek umursamazlığım tanımı içinde yer alıyor.
Yapabiliyor
olmak her şeyin yapılacağı anlamı taşımıyor.
Bir
yapma biçimi olarak umursamazlığın ele geçirdiği ben hemen her şeye karşı
üstten bir bakış, düşünce ve hissedişle mesafeliyimdir.
TRAJİK
BİR İNSAN PORTRESİ ÇİZ DESENİZ umursamaz insanları çizerdim. Bir eylemsizlik
olarak umursamazlık adeta ölü lekeleriyle kendisini gösteriyor: yani o
anlamsızlığın ortaya çıkardığı soluksuzluk, cansızlık.
Umursamazlık
TRAJİK İNSANIN RUH ÖLÜMÜNE TUTTUĞU BİLİNÇSİZ YASTIR.
Umursamazlık
nihayetinde kişinin kendisidir, kişinin biçimi ve en dolayımsız çabası,
çekmediği acıların küstah hırsız bekçisi!
(foto: au

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder