Moderniteyle birlikte kentler içeriden ve dışarıdan çalışma-iş mekânlarıyla kurulduğunda, insanlara bu mekânların yanında yaşam alanları oluşturuldu. Neydi bu yaşam alanları: Toplu konutlar, alış veriş merkezleri, çocuk oyun alanları, parklar vb.
İnsanların
iş ve çalışma alanlarından uzaklaştırılmaması bir siyasetti.
İş
ve çalışma mekânlarından uzaklaşanlar için metrolar, toplu taşıma araçları vb.
geliştirildi. Kimsenin kendine bir yaşam alanı kurmasına, kimsenin kendi
zamanını yaşamasına izin verilmiyordu.
“VAKİT
NAKİTTİ” EVET AMA KİMİN İÇİN; kapitalist için olabilir mi?
Kapitalist
üretim biçimi “boş zaman”ı bile belirlemişti. Haftada bir veya iki gün; o kadar.
İNSAN
FAALİYETLERİNİN ALINIP SATILMASI HALİNE GELMİŞTİ YAŞAM.
Modernite
bütün bunları yaparken köleliği de kaldırmıştı. Bu doğruydu çünkü köle yoktu
itaatkârlar, ikna edilmişler, kandırılmışlar toplulukları vardı artık.
Zaman
kaybedilecek bir şey değildi; ZAMAN EMEĞİN HIRSIZLIĞININ ZAMANIYDI;
hatta
zaman yaşam çalma aracı olmuştu.
Okullarda
sitemin askerleri yetiştiriliyordu ve onlar hiçbir zaman belirlenmiş normların
dışına çıkmıyorlardı; çıkamazlardı da zaten.
Oysa
ZAMAN KAYBETMEK GEREKİR!
Yaşamak
işyeri, metro, ev; ev, metro, işleri değil.
Bize
yaşam olarak sunulan hiçbir zaman bir yaşam değildi, olması da mümkün değildi.
Bu
kadar çalışmaya, bu kadar üretmeye gerek yok.
Daha
önce de yazmıştım TEMBELLİK HAKKIMIZIN ÇALINMASIYLA başladı her şey.
Oysa
zaman kaybetmek, BOŞA ZAMAN GEÇİRMEK DE BİR KAZANÇTI ve bu bize yaşamı
duyumsatan bir deneyimdi.
Her
şeyin mümkün olduğu dünyada kıstırılmış olarak yaşamak belirli bir amaca hizmet
ediyor olmaktı.
Güya
kendi hayatımızı yaşarken çıkan hafritaya bakın: Şiddet, bunalımlar ve bunlar
için KAPİTALİSTİN BİZE SUNDUĞU LABORATUAR YAŞAMI!
YAŞAMAK
ZAMAN KAYBETMEKTİR; biriktirilen zamanın, harcanmayan zamanın bize hiçbir
faydası yok. Bize dayatılan zaman kavramını reddetmek için zamanı ihtiyacımız
yok. KAYBEDİLEN ZAMANDIR YAŞANAN ZAMAN!
(imaj: anonim
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder