Nereden
neye geçiş dönemi?
İlerlemenin
durduğu dönemlerde zaman
donuyor ve ZAMAN donduğu yerde geçmiyor, ELASTİKLEŞİP
SAĞA SOLA, İLERİYE VE GERİYE SÜNÜYOR SANKİ.
Hemen
hepimiz bir başıboşluğun sarhoşluğunu yaşıyor muyuz gibi.
Düşmüyoruz
ama ayakta da değiliz.
Yepyeni
bir sürecin İÇİNDE GEÇİYORUZ her anlamda:
Maddi
ve manevi hemen hiçbir şeyin bizi tatmin etmediği, yaşıyor olmaya tapınmaktan
gözümüzün başka hiçbir şey görmediği;
Kendimizi
beğenmekten ve sevmekten başka bir beğeni ve sevgiye yerin kalmadığı ama KENDİMİZE
BU DÜŞKÜNLÜĞÜMÜZÜN de antidepresanların desteğiyle mümkün olduğu;
Göstermelik
yaşarken, bize istediğimizi gibi bakmadıkları için görünmekten de tam anlamıyla
zevk almadığımız;
Bir
ürün olarak kendimizi sunduğumuz her platformdan alıcıların bize baktığında,
bize dokunduğunda yaralandığımız ama bu acı hissin farkına vardığımızda artık
yaralanmanın bağımlılık yaptığını anlamadığımız;
…
Kısaca
şimdi ve burada olmak inanılması güç bir deneyim gibi geliyor bana.
Ne
gündelik yaşamdaki bizi biz yapan rutinler tatmin ediyor bizi,
Ne
gündelik siyaset,
Ne
sadece Tanrı varlığına inanmak,
Kan
kaybediyoruz ve tam da bu süreci yaşamak zannediyoruz gibi.
Bu
bir geri çekilmeyi de beraberinde getiriyor; sosyal geri çekilme.
Kalabalıklardan, hatta çok yakın olmamak üzere hemen bütün insanlardan; zorunlu
olmadıktan sonra alış-verişe bilge gerek yok… Soysal tecrit sanki bir terapi
gibi; öyle mi gerçekten veya böyle ne kadar yaşanır; yaşanabilir mi?
(imaj:au

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder