SON İSTASYON: DUYGULARA GERİ DÖNÜŞ
Aklın bizi getirdiği yerde yine duygulara muhtaç olduk.
Hiçbir şey bir kalbin atışının yerini tutmaz. Duygularımız tartışmasız her şeyi alt eder.
SOĞUKU YAKINLIKLAR HİÇBİR ZAMAN YAKIN OLMAMIŞTIR.
Beden kendini keşfettikçe, arzuyla ve hazla kendini ortadan kaldırmaya çabaladıkça duygular sessiz bir tanıklıkla ona dur demiştir.
Aklın belleği kanlı bir çığlık.
Duyguların belleği sessiz tanıklık.
Bir geri dönüştür artık çağ. Zaman bizi aklın getirdiği yerden ve zaman akılla bizi getirdiği yerden çıkarmaya çabalıyor.
HER ŞEYİN EKONOMİSİ VARDI ama duyguların pazarı duyguların alınıp satılamayacağının da pazarıydı.
Akılla kendi kuyumuzu kazdık.
Şimdi duygularla o kuyudan çıkmaya çabalıyoruz. İlk günah duyguların işiydi ve oradan akıl çarkına düştük. Rasyonalite, nesnellik, nicelik bize kendi mezarımızı kazdırdı.
Hayat keyifti evet ama biz keyfi yok edici olarak icat ettik ve hayata monte ettik. Yaşamak parçaladı bizi, hepimizi. Savrulmakla kalmadık en küçük uzaklaşma büyük düşmanlıkları üretti. Aklın keyfiyeti duygularımızın sükunetini kabullenme zannetti ve öldürdüğü her duygumuz için kendine kazanç payı çıkardı.
Hayat yaşamaktan çok bir alt üst oluş oldu ve bu alt üst oluş bize dehşeti tattırdı: Savaşlar, felaketler, yokluk, göç…
Gündüzler bir lanet gibi yükseldi güneşin burcundan, gece bir korkunun eşiğini atlayıp karanlıkta yok olmamaya çalışmaktı.
Yalanlar hiyerarşisinde akıl en ön yeri işgal ediyorsa, hemen ondan sonra yalan içinde yalan olan mantık gelir.
Bilgi aşkı pornografik bir rehavete sokar.
Sevmek; insan dışında her şeyi sevmek mümkündür akla ve mantığa göre.
İnsanı gerilmiş arzularının hayvanı olarak gösterir akıl ve mantık.
Yaşamanın bize sadece inanmak ve ümit etmek olduğunu söyler mantık. Yaşamanın insanın kendisine yalan söylemek olduğunu söyler mantık. Hem yaşamaya aklıyla bağlı olan hem de yaşamı reddeden, yaşamı kötüleyen ve onun en büyük yalan olduğunu söyleyen bir mantık.
Duyguların cesareti ve kendi olma gözüpekliği akıl ve mantıktan başka hiçbir şeyi kabul etmeyen filozofların ve bilim insanlarının okulunda değil şairlerin okulunda öğrenilir.
Bugün artık duygulara dönüyor insanlar.
Sevmeyi, inanmayı yeniden keşfediyor.
Manevi ir direnişin nasılını öğrenmeye çabalıyor.
Varlık bir kalbinin atışıyla başlamıştır.
Hayat duygusal bir saplantı değil aklın bataklığından uzak tutulması gereken bir yaşama biçimidir.
Bilgi duyguların bilgisidir.
Ve aşk ilk günahın işidir.
(imaj:au

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder