“Yapıyorum çünkü yapabiliyorum.”
Vicdanı
niye insanları biraz korkak yapmıyor?
Hak
neden bizden bir insan yaratmıyor?
Yaşam
hüzün üzerine kurulu değil ama yaşam haz üzerine de kurulu değil.
Yaşamak
bir inanç da değil.
Militanca
bir hevesle hemen her açıdan ötekini kendi hayatına kıstırmak yapabiliyor
olduğu için yapmanın özgürlüğü olmasa gerek.
Asla
olmamız gerektiği kadar iyi değilizdir ve görünen o ki diğerleri de öyle değildir.
Yine
de HER ŞEY ALDIĞIMIZ NEFESİN MUTLULUĞUNDAN SONRA GELİR.
Aldığın
nefesin farkına varmayanlar mıdır yanına kâr kalanlar?
Yanına
kâr kalmak! Belki de bütün mesele budur.
Gayrimeşruluk
korkuyu maskeler, tamam.
Her
yeni gün yanında zorunlu olarak bir miktar hayal kırıklığı getiriyor.
Gerektiği
kadar iyi olmak konusunda bazıları bilinçsizce mi başarısızdır yoksa böyle
yaşamak onların asıl umurunda olan şey midir?
Vicdan
ve hak; sanki belirsizliğe övgü gibi iki sözcük.
“Tanrı
senin hakkında gelecek!”
“Öbür
dünyada hakkımı alacağım!”
“Dur
sen! Ölüm hakkından gelir senin.”
Yaptıkları
her şeyin yanına kâr kalan insanlar ile aynı yeryüzünde yaşamak ve onların da
bir gün selamet yerine kahredici bir azapla azap çektiğini, canının yandığını
görmek…
ÖBÜR
DÜNYA VARLIĞIMIZI DESTEKLEMESE NE OLURDU?
Hepimiz
“yapıyorum çünkü yapabiliyorum” deseydik ne olurdu?
Belki
de hepimiz yapabiliyoruz ama çoğumuz yapmıyoruz. Öyleyse nasıl oluyor da “ama
çoğumuz yapmıyoruz?”
Hayattan
ne alırsak karşılığında ne verdiğimizi bildiğimiz için mi?
Basit
bir haz-acı hesabı mı yaptığımız yoksa daha büyük ir şey için mi kendimizi
tutuyoruz?
Bizim
de yanımıza kâr kalabilir; bir deneseydik; ama hayır, yapmıyoruz,
yapabildiğimiz halde yapmıyoruz. Bunu sadece öbür dünya, cehennem ve Tanrı
korkusuyla açıklamak da mümkün görünmüyor. Yapmıyoruz, o kadar. BU AKUT
DENEYİME KENDİMİZİ KAPTIRMIYORUZ.
Şu
soruyu da sorabiliriz: Şu her türlü kötülük tanımını kendi üzerinde barındıran insanların
yaptıkları gerçekten yanlarına kâr kalıyor mu? Yoksa aslında günün sonunda
ödedikleri bedeli yaptıklarının bedeli olarak görmedikleri için mi gayrimeşruluklarını
sürdürüyorlar? O zaman şu soru da haklı bir soru “gayrimeşrular nasıl
görecekler, yaptıklarının yanına kâr kalmadığını?” Bu körlük de onların ödedikleri
bedelin bir parçası değil mi?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder