29 Mart 2024 Cuma

MAKİNE SOSYOLOJİSİ*

                                   

Bundan on bin yıl öncesinde yaşadığımızı hayal edelim. O günkü aileniz, arkadaşlarınız, kültürünüz, yaşadığınız çevre ve kullandığınız aletleri düşünelim. Şu anda içinde yaşadığınız toplumun size sunduğu imkânlarla o zamankilerle karşılaştırın. İki toplum arasında ne gibi farklar canlanıyor gözümüzün önünde? Bir yazar, günümüz Türkiye’sinde yaşayan kapıcı Süleyman’ın Sultan Süleyman’dan daha çok konfor içinde yaşadığını iddia ediyordu. Öyle ya Sultan Süleyman’ın ne cep telefonu vardı ne de ikinci el de olsa bir otomobili ya da interneti. Hastalandığı zaman özel hekimlerini çağıran Sultan Süleyman’ın devlet hastanesine giden kapıcı Süleyman’dan iyi olma şansı daha yüksek olamazdı çünkü bir MR cihazı bile yoktu. Kendimizi Büyük İskender veya Cleopatra’yla karşılaştıralım. Birçok konuda sahip olduğunuz teknolojik konforun ne kadarı onların gündelik hayatlarında vardı? Örneğin İskender’in, imparatorluğunun diğer ucunda neler olduğunu görmesi için aylarca at sırtında yolculuk yapması gerekiyordu. Cleopatra’nın ise sevgilisi Sezar’dan haber alabilmesi için aylarca beklemeliydi; ne e postası vardı, ne whatsappı

Çok mu abartılı buldunuz bu örnekleri? Hiç de değil. Marks’ın “ölüm emeği” makineler artık hayatımızı çalan irer ucube gibi görünseler de, dayatılmış bir zorunluluğun çözüm üreticileri yaşam kolaylaştırıcıları, bizimle birlikte eyleyiciler. Büyük bir makineseldir yaşadığımız dönüşüm. Günümüzün kapıcısından öğrencisine, ülkenin yöneticisinden çobanına geçmiş yaşamların krallarında olmayan bir teknolojik konfora sahipler. İnsanlık, artık makinelerle sürekli ivme kazanan bir değişim sürecinde yaşıyor. Sadece bir toplum tipinden başka toplum tipine evrilmiyoruz, makinelerle bedenlerimizi paylaşıyoruz, adeta Haraway’in “siborgları” haline geliyoruz. İnsan/organizma ile makine arasında sınır her geçen gün biraz daha insan aleyhine ihlal ediliyor. Makinelerin hayaleti her yeri sarıyor. Mekanlarda makinelere ayrılan alan bizim kendimize ayırdığımız alanlarla yarışıyor. Sanki yeni bir tahakküm biçimi ortaya çıkıyor, ürettiğimiz makinelerle kendi kendimize tahakküm ediyoruz…
*Bir makaleye giriş için...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder