Öylesine zorlarlar ki, artık dikkat etmekten adım atamaz hale geliriz.
Hata
yapma korkusu bizi dondurur.
Kontrolcü
bir ikilemin içinde kazanılmış başarılar bile bizi tedirgin eder, “acaba?”
deriz.
“Acaba
oldu mu?”
“Her
şeyi doğru yaptığına emin misin?”
Sanki
içselleştirilmiş bir ebeveyn ölü sesiyle fısıldar orada, “Fırını gerçekten
kapattın mı?”
“Bu
sınavı kazanabilecek misin?”
“Bu
işin üstesinden gelebilecek misin?”
Günümüzde
o içselleştirilmiş ebeveyn rolünü sosyal medya üstleniyor. Belki de
birçoğumuzun aynı şeyleri paylaşıp durmasının ardında bu depresif hal vardır.
Garanticilik.
Herkesin
paylaşmış olduğu şeyi paylaşmak tepkiyi de minimuma indirmektir. Hemen herkesin
aynı şeyleri onaylayıp durması da bundan olsa gerek. Stabil bir konfor olanı ve
karşılıklı onayın verdiği haz.
Dikkat
patolojisinin bizi getirdiği yer kabul edilmiş içselleştirilmiş bir ebeveyn. Böylece
ortaya çıkan şey beğeni (like) zehirlenmesi.
“Acaba
odumu” ya bile gerek yoktur artık, çünkü her şeyi doğru yaptığına emin olunan
bir çerçeve vardır dışımızda, onlar mutlaka onaylayıcı olacaktır. “Herkes
fırını kapatmıştır(!)”
Hepimiz
birbirimizin sosyal maskesini yüzünde tutmak için çabalarız ve bunu başarırız.
Kaygı
bozukluğumuz dikkat etmek kaynaklı durmuş, hareketsiz olmaktan memnuniyet
duyar, çünkü artık hiçbir şey üretmiyor, sadece var olanı elden ele
dolaştırıyoruzdur.
Artık
canlı bir makineyizdir dijital dünyada. Üstelik bu durum dijital yani
simülasyon ile gerçek hayatın sınırlarını fululaştırır.
Böylece
her gün iyi görünmek dikkat patolojisinin ana bileşeni haline gelir ve
içselleştirilmiş ebeveynin (sosyal medyanın) fısıltısı bizi hiçbir şeyden emin
olmadığımız yerde kendinden emin, özgüvenli tutar. Böylece çevrimiçi örgütlülük
patolojisine kapılanlar, hem kendi kendine katlanır hem de kendi içine
katlanır, kendisini sevme rolü yapar, böylece kendini kendi patolojik dikkat
beğenisine gizler; kontrol ve bu kontrolün hareketsizlik etkisi yaşam biçimi
olur.
Uzun lafın kısası yoktur: Aşırı
dikkat dikkatsizliktir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder