Unutmak bir felaketin mi yoksa iyi olanın mı eşiği?
Unutmanın
menfi ya da müspet olduğunu tam bilemiyoruz.
Platon’dan
Freud’a, Nietzsche’eye kadar tarih boyunca dünürler ve insanlar kafa yormuşlar
“unatmak” üzerine.
Kimi
düşünürlere göre unutmak hızla tedavi edilmesi gereken patolojik ir durum.
“Aktif
unutma” olgusunu kullanan Nietzsche unutmayı olumlar. Hatta ona göre insanı
mutluluğa götüren şeydir unutmak edimi. Nietzsche’ye göre anılar olmadan
yaşamak, hatta asude bir yaşam sürebilmek gerekir ve bunun için de unutmak
elzemdir. Hayvanlar hatırlamaz, onların anıları yoktur bu görüşe göre ve onlar
olabildiğince mutludurlar
Freud
ise hatırlamanın da unutmanın da değerli olduğunu söyler ve bu durum diyalektiktir
yani birbirini yok ederek var kılar.
Günümüzde de unutmak hayatta kalma biçimi olduğu
gibi tam tersi unutmamak da yaşama tutunmak olarak kendini var edebilmekte.
Neyi unuttuğumuz veya neyi unutmak istediğimiz ile neyi unutmak istemediğimiz
aslında belirleyici oluyor unutma konusunda.
Şu soru önemli: Hatırasız mı yaşayalım.
Balık hafızalı olmak günümüzde hayatta kalmanın yeni
biçimi olabilir mi; yani bunca bilgi bombardımanı altındayken?
Ya da son yirmi yılı mı unutacağız veya 100 yıl
öncesini mi?
Unutmak hayati öneme sahip kanımca; eğer neyin
unutup neyi unutmayacağımızı bilebilirsek.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder