15 Ağustos 2016 Pazartesi

YAŞAMAK MEYDAN OKUMAKTIR

 … iyi halleri de var şu doğan güneşin, yadsına yadsına varoluşu cılızlaşan içli geceye karşı. 
Sokrat samimileşir, Nietze naifleşir, Dostoyevski acılı da olsa tebessüm eder, Firida bıyıklı dudaklarının altından imalarda bulunur, Oğuz Atay her gece tutunduğu bir yıldızı söndürüp yatağının başucuna koyar, Sabahattin Ali üzüm bağlarında demlenen şarap gibi toprakla içselleşmek için yürüyüşe çıkar, Murathan Mungan bahçesinden domateslerini toplayacağı mutfakta sepetini arar, Orhan Veli boğaza doğru yürüyüşe hazırlanır, Nazım Hikmet insan manzaraları içinde aşka dair o kareyi arar, Orhan Pamuk uyanmış olmanın tuhaflığına bahane arar, Pavase derin bir sessizlik ve kalp kırıklığıyla günlüklerinin başına oturur, Amin Maalouf keyifle kahvesini yudumlar, Beckett en uzun cümle için ilk hamlesini yapar, Bukowski pansiyonunun penceresinden, gidip gelen yaylı arabalar sokağına şöyle bir bakar, Virgina Woolf kendina ait odasındaki yalnızlığının tozlarını alır, Sait Faik, teknesinden hikâye dolu kıyıyı süzer, Yahya Kemal yeni şiiri için İstanbul’un yeni bir tepesini aramaya başlar, Necip Fazıl kaldırımlara konup rızkını arayan güvercinlerin karıncaları ezmeden nasıl yürüdüklerine kafa yorar, Cemil Meriç uyunmamış gözlerini sözleriyle yıkamak için serin suyun aktığı musluğa uzanır, Peyami Safa bugün kendinde hangi hastalığı icat edeceğini düşünerek günün perdeleri açar, Attila İlhan gece bir A4 kağıdına daktiloyla yazdığı çiviyi söküp, çivinin izini sever, Edip Cansever anlaşılması güç bir şiir bulmak için kapıdan dışarıya düzyazı adımını atar, Dante yüzüne Beatris maskesi geçirerek evden çıkmaya hazırlanır, Orhan Veli her zamanki gibi garip, doğan güneşe hayretle bakar, Can Yücel yatağın içinde elinde sigara yine küfretmek için bahane arar, Ataol Behramoglu günün kahvaltı sofrasında sabahın alaca sessizliğini dinler, Cahit Zarifoğlu şiir yazacağı çocukları işaretlemek için perdeyi aralar, Ahmet Mahdi Tanpınar hülyalı bir Bursa özlemiyle balkonundan uzaklara bakar, Yaşar Kemal dev gibi ayaklarını yataktan zemine değil de sanki bir denize atar, Didem Madak yaşıyor olmanın keyifsizliğine makyaj yapar, Abdurrahim Karakoç yine söz kuşlarını Anadolu'ya doğru uçurur, Ümit Yaşar intihar etmemek için oturduğu koltukta gün ışığını koklar, Turgut Uyar, Ahmet Arif, Gülten Akın, Özdemir Asaf… velhasıl hepimiz gülünç derecesinde hayata sarılırız, biliriz ki yaşamak meydan okumaktır.
(imaj.aliulurasba

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder