… iyi halleri de var şu doğan güneşin, yadsına
yadsına varoluşu cılızlaşan içli geceye karşı.
Sokrat samimileşir, Nietze
naifleşir, Dostoyevski acılı da olsa tebessüm eder, Firida bıyıklı dudaklarının
altından imalarda bulunur, Oğuz Atay her gece tutunduğu bir yıldızı söndürüp
yatağının başucuna koyar, Sabahattin Ali üzüm bağlarında demlenen şarap gibi
toprakla içselleşmek için yürüyüşe çıkar, Murathan Mungan bahçesinden domateslerini
toplayacağı mutfakta sepetini arar, Orhan Veli boğaza doğru yürüyüşe
hazırlanır, Nazım Hikmet insan manzaraları içinde aşka dair o kareyi arar,
Orhan Pamuk uyanmış olmanın tuhaflığına bahane arar, Pavase derin bir sessizlik
ve kalp kırıklığıyla günlüklerinin başına oturur, Amin Maalouf keyifle
kahvesini yudumlar, Beckett en uzun cümle için ilk hamlesini yapar, Bukowski
pansiyonunun penceresinden, gidip gelen yaylı arabalar sokağına şöyle bir
bakar, Virgina Woolf kendina ait odasındaki yalnızlığının tozlarını alır, Sait
Faik, teknesinden hikâye dolu kıyıyı süzer, Yahya Kemal yeni şiiri için
İstanbul’un yeni bir tepesini aramaya başlar, Necip Fazıl kaldırımlara konup
rızkını arayan güvercinlerin karıncaları ezmeden nasıl yürüdüklerine kafa
yorar, Cemil Meriç uyunmamış gözlerini sözleriyle yıkamak için serin suyun
aktığı musluğa uzanır, Peyami Safa bugün kendinde hangi hastalığı icat
edeceğini düşünerek günün perdeleri açar, Attila İlhan gece bir A4 kağıdına
daktiloyla yazdığı çiviyi söküp, çivinin izini sever, Edip Cansever anlaşılması
güç bir şiir bulmak için kapıdan dışarıya düzyazı adımını atar, Dante yüzüne
Beatris maskesi geçirerek evden çıkmaya hazırlanır, Orhan Veli her zamanki gibi
garip, doğan güneşe hayretle bakar, Can Yücel yatağın içinde elinde sigara yine
küfretmek için bahane arar, Ataol Behramoglu günün kahvaltı sofrasında sabahın
alaca sessizliğini dinler, Cahit Zarifoğlu şiir yazacağı çocukları işaretlemek
için perdeyi aralar, Ahmet Mahdi Tanpınar hülyalı bir Bursa özlemiyle
balkonundan uzaklara bakar, Yaşar Kemal dev gibi ayaklarını yataktan zemine
değil de sanki bir denize atar, Didem Madak yaşıyor olmanın keyifsizliğine
makyaj yapar, Abdurrahim Karakoç yine söz kuşlarını Anadolu'ya doğru uçurur,
Ümit Yaşar intihar etmemek için oturduğu koltukta gün ışığını koklar, Turgut
Uyar, Ahmet Arif, Gülten Akın, Özdemir Asaf… velhasıl hepimiz gülünç
derecesinde hayata sarılırız, biliriz ki yaşamak meydan okumaktır.
(imaj.aliulurasba
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder