24 Eylül 2016 Cumartesi

ÖLÜLER ALBÜMÜ

            

Ölmüş sevdiklerinizle fotoğraf çektirmek ister miydiniz?
Şairin söylediği gibi “Her ölüm erken”midir?
Öykünün sonu bellidir aslında. Yine de herhangi bir zamanda, bir anda geliveren ölüm büyük bir şaşkınlık yaratır. Şaşkınlık acıya dönüşür. Ölenin arkasından dökülen gözyaşları gerçekten ölen için mi dökülür, yoksa o soluksuz bedenin yattığı toprağın içinde kendimizi gördüğümüz için midir?
Ölüm bahsi hiç iç açıcı değil.
Var olma eğilimimiz hiçbir zaman ağır basmayacak.
Yaşamak da zaten kuşkulu bir lütuftur. Yaşarız, ölüm kuşkusuyla…
Hayatın sonucu en ağır sonuçlardan daha da ağır olsa dört elle sarıldığımız hayat, bizi kendisiyle hiç selamlaşmamış gibi bırakır gider. Ardında bıraktığı acı ve derin bir boşluktur.
Gözyaşlarımız ölünün arkasından dökülen keşkelerimiz olabilir mi? Her ne için ölenin arkasından ağlamış olursak olalım, ölen ile bize bir dakikalık daha yaşam şansı verilseydi ölene ölmeden önce nasıl davranıyorsak öyle davranırdık. Öldükten sonra çekilen vicdan azabı ne bir özür, ne keşkelerin tamiri ne de bir başka şey.
Ölü ile bize bir dakikalık bir yaşam armağan edilmese de insan ölüyle bir arada fotoğraf çektirmeyi düşünebiliyor.
Ölmüş sevdiklerimizle fotoğraf çektirmek… Neyle açıklanır İngiltere’deki bu gelenek? Bu fotoğraflardan bir duyarsızlık ve acımasızlık albümü mü çıkar? Yoksa bir gün ölecek olan ile ölmüş olanın aynı kare içinde buluşması, bizden önce olmuş olana yönelik bir özür müdür: Seni yaşatmaya, seni yaşamaya gücüm yetmiyor ama işte seninle birlikteyim.
Kraliçe Victoria dönemi (1837-1901) İngiltere’sinde ölülerle fotoğraf çektirmek ölenin acısıyla başa çıkabilmenin bir yöntemi olarak ortaya çıkmıştı.
Fotoğraflar garip, etkileyici: Uyuyor gibi görünen çocuklar, zarifçe arkasına yaslanmış genç kadınlar…
Kraliçe Viktoria döneminde difteri, tifo, kolera salgınlarıyla Azrail çocuk genç demeden o derece yoğun çalışıyordu ki, bu fazla mesai yüzünden neredeyse yaşam askıya alınmış gibiydi… Kraliçe hayata tutunmayı böyle bir modayla insanların hayatına sızdırmış olmalı…
Yıllar öncesinden Viktoria dönemine ulaşan “memento mori” yani “Öleceğini unutma” eşyaları, bir anda fotoğraf albümüne dönüşmüştü.
Ölülerden kesilen saçlar, kolyeler, yüzükler kutulara konuluyor, balmumundan ölüm maskeleri yapılıyor, tablolar ile heykeller hayatın dört bir yanında ölümü sembollerle yaşatıyordu. 1800’lü yılların ortalarında fotoğraf daha popüler ve ucuz olunca bir anlamda ölüler albümü- memento mori fotoğrafları ortaya çıktı. Ancak           çoğu insan fotoğraflarını çektirip, anılarını yaşatmak, ailelerin aklına ölümden sonra geliyordu…
Tıp alanındaki ilerlemeler çocukların yaşama şansını arttırınca, ölüm fotoğraflarına talep azaldı. (manipülasyon aliulurasba

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder