14 Ağustos 2016 Pazar

15 TEMMUZ'U BAHANE EDEREK "KANDIRILMAK"

(Sadece kandırıldık diyenler için söylemiyorum…) “Kandırıldık” neşteriyle, sadece bu sözleri söyleyenler değil herkes açısından zehirleyici bir ilişkinin geçmişini örtmek, ya da her şeyi kesip atmak ve geleceğe bakmak, düşüncelerin üzerindeki kalın, irinli kabuğu ve bu kabuğun zifir karanlığını ortadan kaldırmaya yetmez. Halkın “15 Temmuz” korkusu üzerinden, her şeyi bir gecede değiştirmeye kalkarak, geçmişi belli bir takvim diliminden sonra yok sayarak, gelecek inşa etmeye kalkışmak ham hayaldir. Projemiz ne, planımız nasıl şekillenmiş, akıl nerede, inanç hangi araya sıkıştırılmış, “vatan”, “din” sevgisi ve bağlılığı hâlâ politik bir argüman mı?... Komediye aç değiliz, trajediye ve acıya kusacak kadar doyduk. “Hain yetişiyor” diye bir yerlerin kapısına kilit vurmak ya da onları dış cephe kaplaması veya kentsel dönüşüm rantına kurban etmeden, eksik de olsa fikirsel dönüşüme tabi tutmak belki bir yere kadar anlaşılabilir, kabullenmesem de (dönüşüm çerçevesi belli olmadığı için)… ama şuursuz bir öfkeden kaynaklanmayan, “Hainler ülkenin toprakları üzerinde yetişiyor, ülkeyi de kapatacak mısınız?” sorusunu sormayı da haklı kılar. Buna “Konuyu çarpıtıyorsun” diye cevap verilmeye bilir, hatta beni artık yüz göz olunan “Hain” suçlamasıyla karşılık verebilirsiniz. Ben asıl şu soruları sormak istiyorum: Özelleştirme İdaresi aracılığıyla Atatürk Orman Çiftliğini, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünü, Türk Tarih ve Dil Kurumunu, Kredi ve Yurtlar Kurumunu, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nü özelleştirecek misiniz? Eğer bunu cidden yapacaksanız kimsenin “üç-beş çocuk” yapmasına gerek yok. Bu trajik komik-komik durumun çıtasını yükselteyim… Çünkü Atatürk Orman Çiftliği’ni yok ederek bir doğal doğa düşüncesini ve doğayla irtibatı, Devlet Tiyatroları’nı yok ederek insanın sanat sahnesinde kendisiyle yüzleşmesini-empatisini, Tarih ve Dil Kurumu’nu yok ederek geçmişin derinliğini ve geleceğin ufkunu, Kredi ve Yurtlar Kurumu’nu yok ederek gelecek kurmaya çalışan gencecik insanların, kim olduğu belli olmayanların tuzaklarına açık hale geleceğini, Devlet Opera ve Balesini yok ederek, estetik varoluşu ortadan kaldıracağınızı bilin. Bu kurumlar bu kadar önemlidir. Kapatılmak, satılma yerine desteklenip güçlendirilmesi gerekir. Bunu devlet değil vatandaş yapar. Zaten yapmıştır da. Kurumların bugün işlevsiz hale getirilmesi günlük politik yozlaşmadan kaynaklanmaktadır. Bu düşüncemin ne köhnemiş, çürümeye yüz tutmuş bir solculukla, ne bir slogan haline getirilmiş milliyetçilikle, çağdaşlıkla veya gericilikle ya da şununla bununla bir ilgisi yok. Bağlantısız, bağımsız bir gazeteci ve yazar, aydınlanmaya çalışan, ülkesini, ülkesinin insanlarını nefret ederek de olsa seven (anlayabilecekler için) bir insan sorumluluğuyla, 15 Temmuz’u bahane ederek ülkenin geleceğini yok etmeyin, derim, iyi niyetle bir kez daha düşünün diye de eklerim.
(viralimaj: aliulurasba

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder