(Sadece kandırıldık diyenler için söylemiyorum…)
“Kandırıldık” neşteriyle, sadece bu sözleri söyleyenler değil herkes açısından zehirleyici
bir ilişkinin geçmişini örtmek, ya da her şeyi kesip atmak ve geleceğe bakmak,
düşüncelerin üzerindeki kalın, irinli kabuğu ve bu kabuğun zifir karanlığını
ortadan kaldırmaya yetmez. Halkın “15 Temmuz” korkusu üzerinden, her şeyi bir
gecede değiştirmeye kalkarak, geçmişi belli bir takvim diliminden sonra yok
sayarak, gelecek inşa etmeye kalkışmak ham hayaldir. Projemiz ne, planımız
nasıl şekillenmiş, akıl nerede, inanç hangi araya sıkıştırılmış, “vatan”, “din”
sevgisi ve bağlılığı hâlâ politik bir argüman mı?... Komediye aç değiliz,
trajediye ve acıya kusacak kadar doyduk. “Hain yetişiyor” diye bir yerlerin
kapısına kilit vurmak ya da onları dış cephe kaplaması veya kentsel dönüşüm
rantına kurban etmeden, eksik de olsa fikirsel dönüşüme tabi tutmak belki bir
yere kadar anlaşılabilir, kabullenmesem de (dönüşüm çerçevesi belli olmadığı
için)… ama şuursuz bir öfkeden kaynaklanmayan, “Hainler ülkenin toprakları
üzerinde yetişiyor, ülkeyi de kapatacak mısınız?” sorusunu sormayı da haklı
kılar. Buna “Konuyu çarpıtıyorsun” diye cevap verilmeye bilir, hatta beni artık
yüz göz olunan “Hain” suçlamasıyla karşılık verebilirsiniz. Ben asıl şu
soruları sormak istiyorum: Özelleştirme İdaresi aracılığıyla Atatürk Orman
Çiftliğini, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünü, Türk Tarih ve Dil Kurumunu,
Kredi ve Yurtlar Kurumunu, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nü
özelleştirecek misiniz? Eğer bunu cidden yapacaksanız kimsenin “üç-beş çocuk”
yapmasına gerek yok. Bu trajik komik-komik durumun çıtasını yükselteyim… Çünkü Atatürk
Orman Çiftliği’ni yok ederek bir doğal doğa düşüncesini ve doğayla irtibatı, Devlet
Tiyatroları’nı yok ederek insanın sanat sahnesinde kendisiyle yüzleşmesini-empatisini,
Tarih ve Dil Kurumu’nu yok ederek geçmişin derinliğini ve geleceğin ufkunu,
Kredi ve Yurtlar Kurumu’nu yok ederek gelecek kurmaya çalışan gencecik
insanların, kim olduğu belli olmayanların tuzaklarına açık hale geleceğini,
Devlet Opera ve Balesini yok ederek, estetik varoluşu ortadan kaldıracağınızı
bilin. Bu kurumlar bu kadar önemlidir. Kapatılmak, satılma yerine desteklenip güçlendirilmesi
gerekir. Bunu devlet değil vatandaş yapar. Zaten yapmıştır da. Kurumların bugün
işlevsiz hale getirilmesi günlük politik yozlaşmadan kaynaklanmaktadır. Bu
düşüncemin ne köhnemiş, çürümeye yüz tutmuş bir solculukla, ne bir slogan
haline getirilmiş milliyetçilikle, çağdaşlıkla veya gericilikle ya da şununla bununla
bir ilgisi yok. Bağlantısız, bağımsız bir gazeteci ve yazar, aydınlanmaya
çalışan, ülkesini, ülkesinin insanlarını nefret ederek de olsa seven
(anlayabilecekler için) bir insan sorumluluğuyla, 15 Temmuz’u bahane ederek ülkenin
geleceğini yok etmeyin, derim, iyi niyetle bir kez daha düşünün diye de eklerim.
(viralimaj: aliulurasba

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder