15 Ağustos 2016 Pazartesi

RİO-DÜNYANIN UTANÇ OLİMPİYATI

Vicdansızlık, özü şeytani olan etik bir ilkedir. Karnavallarıyla, eğlencesiyle, dansıyla, müziğiyle dünyanın bir eğlence yeri olduğunu haykıran meşhur Rio, olimpiyatlara ev sahipliği yapıyor.

Ancak özellikle Amerikalı yüzücülerin, yarışma öncesi sırtlarına çektirdikleri “bardak” izleri, Rio’ya gelen mülteciler kadar ilgi çekmiyor. Çekmez de, niye çeksin. Çünkü insan acıyı, umutsuzluğu kendi üzerine gelmediği sürece dikkate almaz. Başkasının acısı başkasını ilgilendirir.

Orada, Rio’da “mülteciler takımı” da var. Vicdan sızımızın uzağında mülteciler bir ülke olmuş. Haberimiz yok.

Sahillerde denizyıldızları gibi can veren çocuk, anneleri, babaları, kardeşleri, kızlar, erkekler, gençler, yaşlılar, ikiyüzlülüğümüzün karşısında ölmemişler, direnmişler ve olimpiyatlara gidecek kadar vicdansızlığımızın içine sızabilmişler, haberimiz olmamış.

Olimpiyat Komitesi sporcuların belirlenmesinde iyi sporculuk düzeyi, Birleşmiş Milletler tarafından onaylanmış bir mülteci statüsü, kişisel durum ve öz geçmiş gibi kriterlerin rol oynadığını açıklamıştı, daha ilk gün. İlginç değil mi kriterler ve özellikle BM tarafından onaylanmış bir mülteci statüsü edinmek… Kişisel durumları nedir mültecilerin ve gerçekten bir özgeçmişleri var mıdır yoksa doğrudan özgeçmişlerine “insanların vicdansızlığı” diye yazsalar geçerli olur mu?

Komite açıklamasında mültecileri olimpiyatlara almalarında bir hedefi olmadığını açıklamıştı.  Açıklamada, “Mülteci takımını Rio’daki Olimpiyat Oyunları’na buyur (buyur ederek ifadeye dikkat) ederek dünyadaki tüm mültecilere bir umut (bir umut, ifadeye yine dikkat) mesajı vermek istiyoruz” diyordu. Komite başkanı yapıyordu bu açıklamayı ve aynı açıklamada şu ifadeler de yer alıyordu: “Bir ulusal takımları, arkalarında yürüyecekleri bir bayrakları ve çalınacak bir ulusal marşları olmayan bu mülteciler, Olimpiyat bayrağı ve marşı altında oyunlara katılmalarını memnuniyetle karşılayacağız.” “Memnuniyetle” ifadesine de dikkat lütfen.

Bir ekip olmayı başarmış ve gerçeği yüzümüze vurmak için olimpiyatlara kadar gelmiş mültecilerin bayrağı var aslında ve renkleri turuncu siyah, yani aslında can yelekleri.

… ötekiler sizi dışlar ve siz ya zindan ya da giyotine boyun eğersiniz. Her şeyin neyi temsil ettiğinin ne önemi var, her şeyden yüz çevirmek daha kolay. Mülteciler Rio Olimpiyatlarında ne kazanacak bilemiyorum ama biz, birbirimize “ihanet” tanımlamaları yapıp hainler ile ilgili uzmanlığımızı geliştirirken, asıl ihanet insanlığa yapılıyor. Yarın her şey süt liman olduğunda birbirimizin yüzüne bakarken ne diyeceğiz; “Vay canına Rio olimpiyatlarına mülteciler katılmıştı ve bayrağı can yelekleriydi” mi diyeceğiz. Vicdansızlık denizinde çırpınan bize kim can yeleği atacak?  


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder