Vicdansızlık, özü şeytani olan etik bir
ilkedir. Karnavallarıyla, eğlencesiyle, dansıyla, müziğiyle dünyanın bir
eğlence yeri olduğunu haykıran meşhur Rio, olimpiyatlara ev sahipliği yapıyor.
Ancak özellikle Amerikalı yüzücülerin,
yarışma öncesi sırtlarına çektirdikleri “bardak” izleri, Rio’ya gelen
mülteciler kadar ilgi çekmiyor. Çekmez de, niye çeksin. Çünkü insan acıyı,
umutsuzluğu kendi üzerine gelmediği sürece dikkate almaz. Başkasının acısı
başkasını ilgilendirir.
Orada, Rio’da “mülteciler takımı” da
var. Vicdan sızımızın uzağında mülteciler bir ülke olmuş. Haberimiz yok.
Sahillerde denizyıldızları gibi can
veren çocuk, anneleri, babaları, kardeşleri, kızlar, erkekler, gençler, yaşlılar,
ikiyüzlülüğümüzün karşısında ölmemişler, direnmişler ve olimpiyatlara gidecek
kadar vicdansızlığımızın içine sızabilmişler, haberimiz olmamış.
Olimpiyat Komitesi sporcuların
belirlenmesinde iyi sporculuk düzeyi, Birleşmiş Milletler tarafından onaylanmış
bir mülteci statüsü, kişisel durum ve öz geçmiş gibi kriterlerin rol oynadığını
açıklamıştı, daha ilk gün. İlginç değil mi kriterler ve özellikle BM tarafından
onaylanmış bir mülteci statüsü edinmek… Kişisel durumları nedir mültecilerin ve
gerçekten bir özgeçmişleri var mıdır yoksa doğrudan özgeçmişlerine “insanların
vicdansızlığı” diye yazsalar geçerli olur mu?
Komite açıklamasında mültecileri
olimpiyatlara almalarında bir hedefi olmadığını açıklamıştı. Açıklamada, “Mülteci takımını Rio’daki
Olimpiyat Oyunları’na buyur (buyur ederek ifadeye dikkat) ederek dünyadaki tüm
mültecilere bir umut (bir umut, ifadeye yine dikkat) mesajı vermek istiyoruz” diyordu.
Komite başkanı yapıyordu bu açıklamayı ve aynı açıklamada şu ifadeler de yer
alıyordu: “Bir ulusal takımları, arkalarında yürüyecekleri bir bayrakları ve
çalınacak bir ulusal marşları olmayan bu mülteciler, Olimpiyat bayrağı ve marşı
altında oyunlara katılmalarını memnuniyetle karşılayacağız.” “Memnuniyetle”
ifadesine de dikkat lütfen.
Bir ekip olmayı başarmış ve gerçeği
yüzümüze vurmak için olimpiyatlara kadar gelmiş mültecilerin bayrağı var
aslında ve renkleri turuncu siyah, yani aslında can yelekleri.
… ötekiler sizi dışlar ve siz ya zindan
ya da giyotine boyun eğersiniz. Her şeyin neyi temsil ettiğinin ne önemi var,
her şeyden yüz çevirmek daha kolay. Mülteciler Rio Olimpiyatlarında ne
kazanacak bilemiyorum ama biz, birbirimize “ihanet” tanımlamaları yapıp hainler
ile ilgili uzmanlığımızı geliştirirken, asıl ihanet insanlığa yapılıyor. Yarın
her şey süt liman olduğunda birbirimizin yüzüne bakarken ne diyeceğiz; “Vay
canına Rio olimpiyatlarına mülteciler katılmıştı ve bayrağı can yelekleriydi”
mi diyeceğiz. Vicdansızlık denizinde çırpınan bize kim can yeleği atacak?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder