8 Ağustos 2016 Pazartesi

AİLESİNİN AFOROZ ETTİĞİ FETÖ’CÜ ENES KANTER’İN AÇIKLAMALARINDA 14 AĞUSTOS ŞİFRELERİ GİZLİ OLABİLİR Mİ? GİZLİ ŞİFRE ERMENİLERE SALDIRI MI?

15 Temmuz darbe girişi sonrası Amerikan Ulusal Basketbol Ligi NBA’de forma giyen basketbolcu Enes Kanter, FETÖ başı Fethullah Gülen’e canını feda edeceğini söylemişti. Amerika’daki Enes bunları söylerken, sosyal medyada FETÖ’nün tetikçiliğine de soyunmuştu.

İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olan baba Mehmet Kanter, 15 Temmuz sonrası hakkında soruşturma açılmıştı.

Baba yaptığı son açıklamada oğlunun FETÖ tarafından hipnotize edildiğini söyledi. Mehmet Kanter, kaleme aldığı mektupla oğlunu evlatlıktan reddettiğini de açıkladı. Aile ortak bir mektup kaleme alarak, özetle “Kendisinin FETÖ terör örgütü tarafından hipnotize olduğunu ve kullanıldığını düşünüyoruz. İnsanlar yanlışlıklar yapabilir. Yanlıştan dönmenin erdem olduğunu defalarca söyledik ancak ikna edemedik. Ben babası ve bütün Kanter aileleri olarak FETÖ terör örgütü tarafından yapılan çirkin darbeyi kınıyor ve lanetliyoruz. Enes’i başta ben babası ve Kanter aileleri evlatlıktan reddediyoruz. Bir an önce soy ismini değiştirmesini istiyoruz. Başta Cumhurbaşkanımız ve Türk halkından böyle bir çocuğum olduğu için utanç duyarak özür diliyorum” denildi.

Enes Kanter’de bir açıkla yaptı. “Yaz Tarih! Ey kâinat duy sesimi” diye başlayan mektubu-açıklaması bana göre son derece ilginç ayrıntılar içeriyor. Bu açıklama Enes Kanter tarafından yazılmamıştı. Ya da bazı önemli ayrıntılar bazıları tarafından bu metne iliştirilmiştir. Bu metni oluşturamayacağından değil, hitap biçimi, seçtiği kelimeler, yazının kompozisyon olarak akışı, kelimelerin seçilmişliği, daha da önemlisi bir iki çok önemli detayın yazının içine gizlenmiş olması ve daha bir sürü ayrıntı.

Zaman zaman duygusal ögeler içeren ama bazı satırları çok ustaca kaleme alınmış bu metni sadece üslup bakımından değil ifade biçimi, giriş, gelişme ve sonuçları itibariyle de analiz etmeye çalıştım; bir bilinçaltını çıkarmak için.
BİR
Öncelikle “Yaz tarih” ve “Ey Kâinat duy sesimi” ifadesi bir haksızlığa uğramış bir mazlumun ifadelerine benzese de tarihe ve kâinata karşı, dolayısıyla geçmiş ve gelecek zamana karşı küstahça bir başkaldırı var. “Yaz tarih” öfkeli bir emir cümlesi olarak kurulmuş. Üstelik üstten bakan, kibirli bir emir cümlesidir. “Yaz kâtip”, “Yaz kızım” veya “Yaz oğlum” ifadelerinde olduğu gibi bir emir cümlesi değil. Doğrudan geçmişe ve geçmişten bugüne ve geleceğe küstahça bir gönderme: “Bizim gibi insanlar ne geçmişte anlaşılabildi ne bugün ne de gelecekte anlaşılabilecek ama sen yine de yazacaksın, emrediyorum, çünkü hâkim olan benim, hâkim olacak olan da benim. Bunu göreceksin; ben zamana hükmediyorum…” deniliyor.
“Ey kâinat duy sesimi” ifadesi ise yine bir emir cümlesidir ama aslında fethedilmiş bir mekân veya mekânsızlığın mekânı ile kâinatın yaratıcısına yani doğrudan Allah’a hitap bir vardır ve ilk emir cümlesine nazaran daha geridedir. Ancak küstah ve hileli bir hitaptır. Zira kâinatı yaratan (zamanı ve mekânı da) Allah’tır. “Ey Allah’ım duy sesimi” yakarışı yerine “Ey kâinat duy sesimi” bir yakınmayla birlikte, Allah’ın karşısında bile güya kendi davasının ne kadar güçlü olduğunu göstermeye çalışmaktadır. Dolayısıyla bu cümlede, doğrudan Allah’ın içindeki durumu bilmediğinden yakınmaktan çok, yakınmasının neden duyulmadığına, muhatap alınmadığına, bir işaret gönderilmediğine ilişkin bir hitap durum vardır ve şöyledir: “Ey Allah, sesimi neden duymuyorsun? Bizi -kesinlikle bizi, yani FETÖ’yü- neden görmüyor, ona-bize yardım etmiyorsun? Sen Allah değil misin? Biz senin davanın hicret ehli cihatçıları değil miyiz?”
Çünkü alt satırlarda (biz senin aracın Peygamberin(!) olan insan için-Fethulah Gülen, her şeyi feda ediyoruz, bak ben evlatlıktan reddedildim, buna rağmen onunlayım - Fetullah Gülen’leyim. Sen Allah’sın, sesimizi şimdi duymayacaksın da ne zaman duyacaksın.) Bu çerçevede “Ey kâinat duy sesimi” ifadesindeki gizli bir özne gibi kullanılan Allah’a öfke kusmak ile “Ey Allah’ın duy sesimi” yakarışı arasındaki fark sanırım kolayca anlaşılabilir.
İKİ
Yukarıdaki iki cümleden sonra gelen paragraf kayıplarıyla ilgilidir. Geçmiş 24 yıla özellikle vurgu yapılıyor. Çünkü 24 yıl kısa bir süre değildir. O güne değin her şey normaldir. Ancak sonra her şey değişmiştir. Kökleri onu reddetmiştir. Bu paragraftaki cümlelerin sonlarındaki son ve sondan bir önceki kelimeler “kaybettim”, “istedi”, “reddetti”, “yok sayıyor”, “istemiyor” ifadeleri, sadece duygusallık içermiyor. Bir kibrin öfkesini de barındırıyor. Buradaki “…bugün 24 senedir…” vurgusu da bunun göstergesidir. “… Beni doğuran anne beni reddetti…” cümlesinde iki kez “beni” ifadesinin geçmesi “Bu nasıl olur?” anlamından çok, “Bu olamaz, korkunç bir gerçek-bir yüzleşme” anlamına gelir. Burada da birçok şey söylenebilir ama çok uzatmak istemem. Bu paragrafta önemsediğim en çarpıcı ifade “Beni doğuran anne beni reddetti” ifadesidir. Yani “ağaç meyvesini nasıl dalından atabilir, beni nasıl kapı dışarı edebilir, ben onun bir parçasıyım, üstelik insanım, bir hayvan değilim, bir geçmişim, bir köküm olmalı, ama yok. Beni doğuran annem bile beni reddetti. Hani Cennet ayaklarının altında olan kadın… beni reddetti, artık beni doğurmamış gibi ben de doğmamış gibiyim…” diyor. Ki, bu “Yaz tarih”, “Ey kâinat duy sesimi” ifadesine de doğrudan bir göndermedir. Zira alttaki paragraf artık bir kökünün olmamasına derin bir üzüntüden çok, “dava” insanı olmasını kimsenin anlamadığına öfkeleniyor. “Allah’a sığınma yerine başka kişilere sığınma ortaya çıkıyor… Diğer cümleleri incelemiyorum, uzatmamak için…
ÜÇ
Anne kendisini yok saydıktan sonra kim vefalı ve fedakâr olabilir, kim ona gözyaşı dökmüştür o büyürken. Yani artık anne onu reddettiği için o da anneyi reddetmiştir, anne zaten hayatında yoktur ki, (kendini ikna, bastırma). “Elbette beni siz büyütmemiştiniz, dolayısıyla beni sahiplenmeniz de mümkün değildi” demek ister ve aslında açıklamasındaki, “Vefalı, fedakâr insanların gözyaşları ile büyüttüğü bu hizmet için bir Enes değil bin Enes feda olsun. Hocaefendi yolunda anam, babam, kardeşlerim, tüm sülalem feda olsun. Bu dava uğrunda bir değil saçlarım adedince başım olsa yine veririm feda olsun. Rabbim benim ömrümden alsın her saniyesini yiğit hocama versin. Hizmet yolunda (Allah veya İslâm değil) cennetim feda olsun, cehennemlere güler geçerim. Canım hocamın sevgisi ana, baba, kardeş bütün sevgilerin üzerindedir” ifadeleri doğrudan sahabenin Peygamber efendimize hitabı gibidir. Oysa ne sahabedir ne de birlikte olduğu, yolundan gittiği, yan yana durduğu insan, yani Fethullah Gülen peygamberdir. Hepsi müphem bir “hizmet” yolunun yolcularıdır, hatta terörist faaliyet içindedirler… Burada da birçok simgesel veri vardır analiz edilebilecek ancak en çarpıcı olanı “Cennetin feda edilmesi”, “Cehennem’e razı olunması”dır ki, bu bir meydan okumaktan çok, aslında bir ifşaattır. Neyin ifşaatıdır? Köksüzleşme tamam, “Beni herkes reddedebilir, ben tek başıma olabilirim ama aslında acizim. Cennetimi bile feda edebilirim, Cehennem’e gülebilirim, yani bu dünyadan geçebilirim ama ya öbür dünya…” Bu konudaki tereddüt bir meydan okuma gibi gelebilir bize oysa metnin alt okuması yapıldığında derin bir çaresizlik sezilmektedir. Bu bir yakalanmışlığın ifadesidir. Zira “Canım hocamın sevgisi” derken hocasının ona sevgisi mi onun hocasına sevgisi mi belirsizdir. Oysa feda ettikleri belirlidir. Ne için feda edildikleri de bellidir. Feda edilenler feda edilene değecek midir?.. Çünkü “hoca”-Fetullah Gülen sadece “yiğittir”. Ya iman, ya itikat ve diğer her şey?.. Uzatmayayım.  
DÖRT-14 AĞUSTOS İÇİN ŞİFRE “PAKRUDİN” Mİ?
En önemli cümle: “Biz bu hizmeti sokakta bulmadık ki birkaç pakrudin dönme* yüzünden bırakalım.” Bu cümle sadece hükümete yönelik olamaz. Yani Enes Kanter için olamaz. Çünkü esas mücadeleyi yapan “lideridir(!)”. Onun söylemesi daha anlamlı olmalı, en azından, bedduasında yaptığı gibi.
FETÖ ‘nün başındaki isim Fethullah Gülen’in** bir duasında gündeme gelen bu kelime ile ilgili araştırmanızı google de yapabilirsiniz. Burada şunu söylemek istiyorum; yazıyı bir bütün olarak deşifre etmeye, ayı metni, bir anlamda yazanın ve yazının bilinçaltını okumaya çalıştım. Bilinçaltını okuyabildim mi bilmiyorum ama 14 AĞUSTOS tarihi ile ilgili FETÖ örgütünün tehditlerinin bununla bir bağlantısı olabilir! Bu iç savaş anlamına gelir. Gezi olayları ile 15 Temmuz’da sokağa çıkan insanlar arasında özellikle internet ortamında yapılan kıyaslamalara bakın derim… Dolayısıyla bu aynı zamanda Türkiye’nin dış müdahaleye açılması anlamına gelir ve daha birçok anlama gelir. Yani Ermenilere veya Ermenilerin kutsal mekânlarına karşı İstanbul’da veya şurada burada bir saldırı olması… Onun için de dikkat çekmek istedim. Çünkü bu ifadenin altında “Anam babam sana feda olsun, hizmet yolunda feda olsun bu dava uğrunda feda olsun” ifadesi yer almaktadır. Biraz komplocu bir yan varmış gibi ancak evet; ancak… ifademi koyuyorum...
Çünkü, “pakrudin dönme” ifadesinden sonraki ikinci cümle bir NBA oyuncusu tarafından şöyle kurulmuştur “…kimsenin zerre şüphesi olmasın. Allah (cc) sahabi ruhunu yeniden dirilten…” Bu cümle “Cihat’ı işaret eder ki, daha önce bu tür söylemler çıkmıştı. Yani Peygamber efendimizin sahabesi aynı zamanda cihatçıdır. Aynı cümle “… bu garip davanın (müphem dava) garip yolcularına (yolcuları belli ve garip değil, gariban vatandaşlar ayrı) sahip çıkacaktır, şahlandıracaktır” diye biter. Ardından ise tabana mesaj olarak “Dayanın ağabeylerim dayanın ablalarım dayanın kardeşlerim. Sıkın dişinizi. İmtihanı kaybetmeyelim. Kazanma kuşağında kaybedenlerden olmayalım…” ifadeleri gelir. Neden “Pakrudin-dönme” kelimesi oraya yerleştirilmiştir? Yani eğer dava “İslâm” davasıyla ki metinde “İslâm”, “Müslümanlık” ile ilgili hiçbir ifade geçmez, “Allah” ismi üç yerde ve “Mevlam” ismi bir yerde geçmektedir, o halde “pakrudin-dönmelerle” ne gibi bir hesap vardır? Ayrıca, “Bundan sonra benim anam babam da benim kardeşim de dünyanın 171 küsur ülkesinde Türk Bayrağını şerefle dalgalandıran o fedakâr hizmet erleridir. Bundan sonra benim ailem o gözü yaşlı hocafendimdir” ifadesi neden kullanılır? Çünkü anlaşılmıştır ki zaten yukarıda bu cümlelerde verilmiştir asıl maksat. Burada neden “171 ülke” ve “Türk bayrağı” kullanılmıştır. Bu hareket milliyetçi bir hareket değildir. Yine ve yeniden tabana (özne belirsiz olsa da) mesaj olarak, “… Zalimler yakın zamanda savrulup gidecektir. Sıkın dişinizi Allah bizimle beraber. Mevlam her şeyi güzel eyleyecek. Bu davadan vazgeçilmez. Allah var gam yok” ifadelerinde “İslam” ve “Müslüman” kelimesi neden hiç geçmez. Metinle ilgili yazılacak aslında daha çok şey var ama kafanızı şişirmeyeyim; saçmalıyorsun diyenlere de hak veririm.

* Ermeniler içinde Yahudi orijinli bir unsurun 2 bin 700 yıldır varlığını sürdürdüğü Pakraduniler (Bagratuni/Bagratids) adı verilen ve asırlarca Ermeni toplumunu yöneten gizli (Kripto) Yahudi asıllı cemaate Pakraduniler deniyor. Ermeni cemaatinden Levon Panos Dabağyan, 2006 yılında Cemaat'in yayını Aksiyon Dergisinde vermiş olduğu röportajında Pakradunilerin Ermenilerden farklı bir yaşam sürdüklerini, geleneklerini devam ettirdiklerini, domuz eti yemediklerini ve çocuklarına İbrani isimler verdiklerini söylüyordu. (Aksiyon Dergisi/Mustafa Aydın Ermenileri Yöneten Yahudiler, 03/04/2006)
**Fethullah Gülen son bedduasında "bütün terör örgütlerinin Allah belasını versin!.. Pakrudin Terör Örgütü’nün Allah belasını versin!.. Pers Terör Örgütü’nün Allah belasını versin!.. Terör örgütü olmayana, 'terör örgütü' diyenlerin Allah belasını versin!.. Paralel olmayana 'paralel' diyenlerin de Allah belasını versin!.. Umduklarının aksiyle onları tokatlasın, yerle bir etsin, hazan yemiş yapraklar gibi savursun, gübreler gibi toprağın bağrına devirsin, gübre kılsın hepsini!.." (9.11.2015)

ENES KANTER (GÜLEN)’in açıklaması
"Yaz tarih!
Ey Kâinat duy sesimi
Bugün 24 senedir ana, baba, kardeş dediğim ailemi ve tüm akrabalarımı kaybettim. Kendi babam soyismimi değiştirmemi istedi. Beni doğuran anne beni reddetti. Beraber büyüdüğümüz kardeşlerim beni artık yok sayıyor. Akrabalarım beni bir daha görmek istemiyorlar.
Vefalı, fedakâr insanların gözyaşları ile büyüttüğü bu hizmet için bir Enes değil bin Enes feda olsun. Hocaefendi yolunda anam, babam, kardeşlerim, tüm sülalem feda olsun. Bu dava uğrunda bir değil saçlarım adedince başım olsa yine veririm feda olsun.
Rabbim benim ömrümden alsın her saniyesini yiğit hocama versin.
Hizmet yolunda cennetim feda olsun, cehennemlere güler geçerim. Canım hocamın sevgisi ana, baba, kardeş bütün sevgilerin üzerindedir.
Biz bu hizmeti sokakta bulmadık ki birkaç pakrudin dönme yüzünden bırakalım.
Anam babam sana feda olsun, hizmet yolunda feda olsun bu dava uğrunda feda olsun.
Kimsenin zerre şüphesi olmasın. Allah (cc) sahabi ruhunu yeniden dirilten bu garip davanın garip yolcularına sahip çıkacaktır şahlandıracaktır.
Dayanın abilerim dayanın ablalarım dayanın kardeşlerim. Sıkının dişinizi. İmtihanı kaybetmeyelim. Kazanma kuşağında kaybedenlerden olmayalım.
Bundan sonra benim anamda babamda benim kardeşlerimde dünyanın 171 kusur ülkesinde Türk bayrağını şerefle dalgalandıran o fedakâr hizmet erleridir. Bundan sonra benim ailem o gözü yaşlı hocaefendimdir.
Zalimler yakın zamanda savrulup gidecektir. Sıkın dişinizi Allah bizimle beraber.
Mevlam her şeyi güzel eyleyecek. Bu davadan vazgeçilmez.
Allah var gam yok."
Enes (Kanter) Gülen

ENES KANTER’İN AÇIKLAMASINDAKİ DUYGUSAL BÖLÜMLER ÇIKTIKTAN SONRAKİ METNİN MESAJ BÖLÜMÜ, BENCE

"Yaz tarih!
Ey Kâinat duy sesimi
Biz bu hizmeti sokakta bulmadık ki birkaç pakrudin dönme yüzünden bırakalım.
Kimsenin zerre şüphesi olmasın. Allah (cc) sahabi ruhunu yeniden dirilten bu garip davanın garip yolcularına sahip çıkacaktır şahlandıracaktır.
Dayanın abilerim dayanın ablalarım dayanın kardeşlerim. Sıkının dişinizi. İmtihanı kaybetmeyelim. Kazanma kuşağında kaybedenlerden olmayalım.
Bundan sonra benim anamda babamda benim kardeşlerimde dünyanın 171 kusur ülkesinde Türk bayrağını şerefle dalgalandıran o fedakâr hizmet erleridir. Bundan sonra benim ailem o gözü yaşlı hocaefendimdir.
Zalimler yakın zamanda savrulup gidecektir. Sıkın dişinizi Allah bizimle beraber.
Mevlam her şeyi güzel eyleyecek. Bu davadan vazgeçilmez.
Allah var gam yok.

Enes (Kanter) Gülen"

(imaj:aliulurasba

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder