Kılık değiştirip duran bir cinnetle yüz yüzeyiz. Acı acıyla
kutsanıyor. İmanlı bir deliyle imansız bir akıllıyı ayırt etmek mümkün değil.
İkisi de yasal görünüyor. Cinnetin kılıktan kılığa giren dervişleri bütün
dinlerin Kâbe duvarlarına kadar vardılar, artık bütün duvarlar yerle yeksan.
İnanmışı, inanmamışı Allah’a çalım atarak sonsuzluğun şerbetini sunuyor insana:
Kan. Bu dünyaya sığamayanlar öbür dünyanın coğrafi özelliklerinin
sonsuzluğundan dem vuruyor. Deliler için her şey mubah, akıllılar için delilik
mubah. Gerçek gerçeğin bühtanı oldu. Beyinlerin içindeki kutsal su, tiride
dönmüş, sahte tevazuun küstahlığı piramitleri gölgesiyle ezmiş. Tapınak merkezi
öfke kalelerinden zehirli dua bombalar fırlatılıyor. Bayağılığın zirvesinde Yaratıcı
yardıma çağrılıyor: Yetiş ya Rab, biz kan ektikçe kan biçiliyor. Kiliseler
camiler karşısında mahcup, camiler kiliselerin karşısında ağlamaklı. Fatihler
tiranlardan nasıl daha küstah ve kahredici olur? Cemaatlerin cemlerinden hırslı
tevazular damlıyor gözlere, gönül gözlerine kurşun dökülüyor. Yaratıcıya
inancın ve öldürmenin mubahlığı müminin deliliğinin de mubahlığı. Haç mı, hilal
mi, palavra mı? Herkesin zafer düşü öldükten sonrasına dair… Bu dünyayı
yaşanabilir yer yapamayan öbür dünyada nasıl bir cennet tahayyül ediyor? Bu
dünyaya sığamayan öbür dünyaya nasıl sığabileceğini düşünüyor? İşte bütün
ibadethanelerin mezar taşı gökdelenler… Benliğin yaşlı diliyle geviş getirdiği
nasihatler, şeytanı bile baştan çıkaracak numaralar. Yeryüzündeki bütün
ıstırapların sebebi aldatıcı bir açlık hissiyse, hangi dinde hangi mümin, hangi
sofu, nasıl bir fethin yarenliğiyle yar?
-
Ne
istiyorsun?
-
Dahasını!
Dahası
için yeryüzü dar olmalı, ahiret yeterli mi?.. Ölümsüzlük bir şehit madalyası
gibi göğüslerde taşınıyor ama o göğüs kafesinin altında atıp duran kalp, yok
olacağı gün için gün sayıyor. Yokluğu var etmeye çalıştığı yeryüzünde insan,
hangi varla ahretine gidecek? Gururun kaynakları sınırlı değil. İnsanın
bencilliğinin kaynakları da sınırlı değil. Sersemlemiş bir kadirimutlakçılık… Vicdanla
sınırları çizilmemiş bir akıl yokluğu bile parselleyebilir. O akla yok edeceklerini
göstermeseniz de olur o bulur. O azgın hırsıyla bulur, hem bu dünyasını hem
ahretini inşa eder (!).Ama o Allah ki, nefsin şehvetli dudakları arasında
eriyen dualara teslim olmayacak. Ölümsüzlük hava cıva. Masum ölümlüdür ve ne
çıkarsa bahtına. İyilik veya kötülükten değil, masumiyetten korkmalı belki de
insan. Ölümlülüğün içinde, hiçbir duaya ihtiyacı olmayan, sadece kendini de
yaratan Rable aynı sofrada oturan o kutsal masumiyetten korkmalı insan.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder