26 Ağustos 2013 Pazartesi

Kılık değiştirip duran cinnet

Kılık değiştirip duran bir cinnetle yüz yüzeyiz. Acı acıyla kutsanıyor. İmanlı bir deliyle imansız bir akıllıyı ayırt etmek mümkün değil. İkisi de yasal görünüyor. Cinnetin kılıktan kılığa giren dervişleri bütün dinlerin Kâbe duvarlarına kadar vardılar, artık bütün duvarlar yerle yeksan. İnanmışı, inanmamışı Allah’a çalım atarak sonsuzluğun şerbetini sunuyor insana: Kan. Bu dünyaya sığamayanlar öbür dünyanın coğrafi özelliklerinin sonsuzluğundan dem vuruyor. Deliler için her şey mubah, akıllılar için delilik mubah. Gerçek gerçeğin bühtanı oldu. Beyinlerin içindeki kutsal su, tiride dönmüş, sahte tevazuun küstahlığı piramitleri gölgesiyle ezmiş. Tapınak merkezi öfke kalelerinden zehirli dua bombalar fırlatılıyor. Bayağılığın zirvesinde Yaratıcı yardıma çağrılıyor: Yetiş ya Rab, biz kan ektikçe kan biçiliyor. Kiliseler camiler karşısında mahcup, camiler kiliselerin karşısında ağlamaklı. Fatihler tiranlardan nasıl daha küstah ve kahredici olur? Cemaatlerin cemlerinden hırslı tevazular damlıyor gözlere, gönül gözlerine kurşun dökülüyor. Yaratıcıya inancın ve öldürmenin mubahlığı müminin deliliğinin de mubahlığı. Haç mı, hilal mi, palavra mı? Herkesin zafer düşü öldükten sonrasına dair… Bu dünyayı yaşanabilir yer yapamayan öbür dünyada nasıl bir cennet tahayyül ediyor? Bu dünyaya sığamayan öbür dünyaya nasıl sığabileceğini düşünüyor? İşte bütün ibadethanelerin mezar taşı gökdelenler… Benliğin yaşlı diliyle geviş getirdiği nasihatler, şeytanı bile baştan çıkaracak numaralar. Yeryüzündeki bütün ıstırapların sebebi aldatıcı bir açlık hissiyse, hangi dinde hangi mümin, hangi sofu, nasıl bir fethin yarenliğiyle yar?  

-         Ne istiyorsun?

-         Dahasını!
Dahası için yeryüzü dar olmalı, ahiret yeterli mi?.. Ölümsüzlük bir şehit madalyası gibi göğüslerde taşınıyor ama o göğüs kafesinin altında atıp duran kalp, yok olacağı gün için gün sayıyor. Yokluğu var etmeye çalıştığı yeryüzünde insan, hangi varla ahretine gidecek? Gururun kaynakları sınırlı değil. İnsanın bencilliğinin kaynakları da sınırlı değil. Sersemlemiş bir kadirimutlakçılık… Vicdanla sınırları çizilmemiş bir akıl yokluğu bile parselleyebilir. O akla yok edeceklerini göstermeseniz de olur o bulur. O azgın hırsıyla bulur, hem bu dünyasını hem ahretini inşa eder (!).Ama o Allah ki, nefsin şehvetli dudakları arasında eriyen dualara teslim olmayacak. Ölümsüzlük hava cıva. Masum ölümlüdür ve ne çıkarsa bahtına. İyilik veya kötülükten değil, masumiyetten korkmalı belki de insan. Ölümlülüğün içinde, hiçbir duaya ihtiyacı olmayan, sadece kendini de yaratan Rable aynı sofrada oturan o kutsal masumiyetten korkmalı insan.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder