26 Ağustos 2013 Pazartesi

Çay en çok sonbaharda da içilir

Biliyorum, yine efsunlu bir zamana geçiyor zaman. Yeniden çay demlemeliyim. Demliği sürmeliyim ateşe. Cızırdasın eski güğümler misali yanmakta ustalaşmış çaydanlığım. Varsın yansın su damlaları şevkle, zaten iştiyak içindeydi her şey her şeye. Karışsın ateşin feryadı suya. Vecd içinde dans ederken bulutlar, rüzgâra vereyim rüzgârı. Güze gelsin İstanbul, göze gelmesin. Sonbahar, değerini bilenler için som-bahar. Nasıl kıskanmasın ki mevsimler sonbaharı. En demli mevsimdir sonbahar. Sanki sonbahar değil de som-bahar. Üşütmez, ısıtmaz da, kararındadır. Sevdiğinizin üzerine bir hırka yeter, kendisini karşılamak için tören istemez, kendisi bir törendir zaten.  Yaşamla ölümün iç içe geçtiği tek mevsimdir o. İlk nefes gibi bir son nefes. Hissettire hissettire gelir. Hazmettire hazmettire gelir. Nazı yoktur sonbaharın. İçi dışı bir bir mevsim… Yaz gibi yakıcı ve geçici sahte canlılığı ve neşesi, kış gibi hesaplı içtenliği ve ilkbahar gibi insanı insan olmaktan çıkaran işvebazlığı yoktur. Eylül’e yazılır şiirler, Ekim’le yapılır devrimler ve Kasımpatıları, ağlayan bir kadının sevinçle dudak dudağa, hüzünlü gözyaşlarına benzer. İşte bütün renkler yanaklarında kadınım. Ve sonbahar gelir ve der ki; “Her şey bitti, işte yeni bir başlangıç için sana çay demleme süresi kadar bir zaman. Al hayrına kullan. Ama kış gibi üşüme, üşütme; yaz gibi yanma yakma ve ilkbahar gibi asla aldatma.”
Nasıl kıskanmasın ki mevsimler sonbaharı. Bütün mevsimlerin bir derkenarıdır sonbahar. Öyle bir derkenar ki, esası aşar, anlama yeni bir anlam ve anlamlar katar. Yaşama yeni bir yaşamın katılışı gibidir sonbahar. Yazdan, kıştan, ilkbahardan ve bütün zamanlardan bir iz taşır bu mevsim. Bu yüzden her rengi, her şekli son derece derin ve simgeseldir. Mesela kurumuş tek bir yaprak yoktur onda, gazel’dir hep bu mevsimde yapraklar… 

Her zaman kıskandıkları gibi kıskansın yine mevsimler sonbaharı. Öyle ya demini yavaş yavaş alır her şey. Acı bile demlidir bu mevsimde. Hüznün sevinci, sevincin hüznüdür sonbahar. Sabır yasak bir bahçenin meyvesiymiş gibi durur ilk anda. Sonra üzerinde ismin yazılıymış gibi alırsın ve sulu bir elmaya diş geçirircesine geçirirsin dişlerini. Ne bir kamaşma ne bir yabancılık ne başka bir şey, çay demleniyormuş gibidir işte her şey. Kış, ilkbahar ve yaz, geçmedi mi?.. Bu yüzden en çok sonbaharda içilir çay, tabağından deniz damlar üzerinize sakarlığınız değil. Bu yüzden en çok sonbaharda içilir çay, yeniden dirilişe serenad. Son’dur ama bahardır. Sonbahar geliyor, hazır mısın?

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder