Biliyorum, yine efsunlu bir zamana
geçiyor zaman. Yeniden çay demlemeliyim. Demliği sürmeliyim ateşe. Cızırdasın
eski güğümler misali yanmakta ustalaşmış çaydanlığım. Varsın yansın su
damlaları şevkle, zaten iştiyak içindeydi her şey her şeye. Karışsın ateşin
feryadı suya. Vecd içinde dans ederken bulutlar, rüzgâra vereyim rüzgârı. Güze
gelsin İstanbul, göze gelmesin. Sonbahar, değerini bilenler için som-bahar.
Nasıl kıskanmasın ki mevsimler sonbaharı. En demli mevsimdir sonbahar. Sanki
sonbahar değil de som-bahar. Üşütmez, ısıtmaz da, kararındadır. Sevdiğinizin
üzerine bir hırka yeter, kendisini karşılamak için tören istemez, kendisi bir
törendir zaten. Yaşamla ölümün iç içe
geçtiği tek mevsimdir o. İlk nefes gibi bir son nefes. Hissettire hissettire
gelir. Hazmettire hazmettire gelir. Nazı yoktur sonbaharın. İçi dışı bir bir
mevsim… Yaz gibi yakıcı ve geçici sahte canlılığı ve neşesi, kış gibi hesaplı
içtenliği ve ilkbahar gibi insanı insan olmaktan çıkaran işvebazlığı yoktur.
Eylül’e yazılır şiirler, Ekim’le yapılır devrimler ve Kasımpatıları, ağlayan
bir kadının sevinçle dudak dudağa, hüzünlü gözyaşlarına benzer. İşte bütün
renkler yanaklarında kadınım. Ve sonbahar gelir ve der ki; “Her şey bitti, işte yeni bir başlangıç için
sana çay demleme süresi kadar bir zaman. Al hayrına kullan. Ama kış gibi üşüme,
üşütme; yaz gibi yanma yakma ve ilkbahar gibi asla aldatma.”
Nasıl kıskanmasın ki mevsimler
sonbaharı. Bütün mevsimlerin bir derkenarıdır sonbahar. Öyle bir derkenar ki,
esası aşar, anlama yeni bir anlam ve anlamlar katar. Yaşama yeni bir yaşamın
katılışı gibidir sonbahar. Yazdan, kıştan, ilkbahardan ve bütün zamanlardan bir
iz taşır bu mevsim. Bu yüzden her rengi, her şekli son derece derin ve
simgeseldir. Mesela kurumuş tek bir yaprak yoktur onda, gazel’dir hep bu
mevsimde yapraklar…
Her zaman kıskandıkları gibi kıskansın
yine mevsimler sonbaharı. Öyle ya demini yavaş yavaş alır her şey. Acı bile
demlidir bu mevsimde. Hüznün sevinci, sevincin hüznüdür sonbahar. Sabır yasak
bir bahçenin meyvesiymiş gibi durur ilk anda. Sonra üzerinde ismin yazılıymış
gibi alırsın ve sulu bir elmaya diş geçirircesine geçirirsin dişlerini. Ne bir
kamaşma ne bir yabancılık ne başka bir şey, çay demleniyormuş gibidir işte her
şey. Kış, ilkbahar ve yaz, geçmedi mi?.. Bu yüzden en çok sonbaharda içilir çay,
tabağından deniz damlar üzerinize sakarlığınız değil. Bu yüzden en çok
sonbaharda içilir çay, yeniden dirilişe serenad. Son’dur ama bahardır. Sonbahar
geliyor, hazır mısın?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder