İSTİSMAR
İstismar
insanları saflığından ve samimiyetinden vurmaktır. Dünya Sağlık Örgütü
tarafından tanımlanan dört istismar türü var: Fiziksel istismar, cinsel istismar,
duygusal istismar ve ihmal.
Fiziksel
istismar; yaşamımıza, sağlığımıza, sosyal gelişimimize veya onurumuza zarar
veren ya da zarar verebilme olasılığı yüksek, kasıtlı fiziksel güç
kullanılmasıdır.
Cinsel
istismar: Onay vermediğimiz, onay vermemizin mümkün olamayacağı, hazır olmadığımız
ya da toplumsal yasalar, sosyal normlara aykırı olacak şekilde bir cinsel
etkinliğe dâhil edilmemizdir.
En
yakın ve en uzak çevresel, iş veya değil (sosyal) ilişkilerimizde sözleriyle
ruh sağlığımızı bozacak etkide bulunmak ve bu nedenle kaygı verip, korku salıp
ruh sağlığımız açısından olağan kapasitemizin kullanımının engellenmesidir. Bu
durum bir süreç içinde, pek çok defalar tekrarlanabileceği gibi, tek bir
seferde de gerçekleşebilmektedir.
Kendimize
bakmakla yükümlüyüz ama bu da siyasi ve ekonomik, iktidarlarca engellenebilmektedir.
Beslenme, giyinme, barınma, eğitim, sağlık ve sevgi (boşanma, aile içi şiddet
vb.) gibi temel gereksinimlerimizi karşılamada yetersizlikler ortaya
çıkabilmektedir. Bu da beden ve ruh sağlığımızın veya bedensel, duygusal,
sosyal ya da ahlaki ve inançsal gelişimizde (şiddet eğilimleri, intiharlar vb.)
sapmalara neden olabilmektedir.
Görüleceği
üzere istismar, insanın kendisiyle başlıyor, çocuklara ve yaşlılara, hatta
ölülere kadar uzanabiliyor.
Bir
eylem olarak istismar, istismarın niteliğini de belirliyor. İstismara açığız. İnsan
(hayvanlar da) her şeyle istismar edebiliyor ve edilebiliyor. İstismarın
coğrafyası son derece geniş ve bu genişlik içinde son derece farklı
çeşitlilikleri de barındırıyor. Bu genişlik ve farklılıklar istismara
uğradığımızın farkına varmamızı engelliyor.
İstismar
hemen fark edilebilen bir negatif eylem biçimi de değil. Bir ebeveyn ölünceye
kadar çocuğunu istismar edebiliyor, ya da bir insan mezardan çıkardığı
kadınlara tecavüz edebiliyor. Ancak istismar bu kadarla sınırlı değil. Eline
güç geçirenin istismarından elinde hiçbir gücü olmayanın, kendine acındırarak
istismar ettiği (dilencilik) de karakol kayıtlarında mevcut.
Tam
olarak anlayamadığımız, bu yüzden onay verilip verilmemesi konusunda bir
karımızın olmadığı, hazır olmadığımız ya da kendimizi hazır hissetmediğimiz, içinde
bulunduğumuz ekonomik, bireysel, fiziksel, psikolojik ve sosyal konum
(farklılıklar) ve maddi ya da ruhsal veyahut da sosyal durumumuzun hazır
olmadığı, bize karşı yapılanda yapanın kâr hesabını gütmediğini düşündüğümüz iyi
niyeti istismara açık kapıdır.
İstismar
geleceği şöyle üretiyor: İstenmeyen çocuklar ya da istenmeyen cinsiyette
çocuklar. Doğum anomaliler. Mizaç vb. nedenlerle ailenin beklentilerini
karşılayamayan çocuklar. Zihinsel gerilik. Erken doğum. Kronik hastalık gibi
nedenlerle sürekli bakım gerektiren çocuklar. Engelli çocuklar. Hiperaktivitesi,
tehlikeli davranış sorunları olan çocuklar. Üvey çocuklar. Sık ve uzun süre
ağlayan çocuklar.
Çocuklar
bu şekilde olunca riskler de şöyle ortaya çıkıyor: Anne-baba ya da bakım veren
kişi ile ilişkili şiddet vb. sorunlar. Genç ebeveyn, yalnız yaşayan ebeveynler.
Eğitim eksikliği (Çocuk gelişimi hakkında bilgisizlik, bilinçsizlik). Alkol
ve/veya uyuşturucu kullanıyor olmak. Çocukken istismara uğramış olmak. Fiziksel
veya psikiyatrik bir hastalıkların varlığı. Dürtü ve öfke kontrolünün
yetersizliği. Toplumsal iletişim becerilerinin yetersizliği.
Ebeveyn
ve çocuk bağının kopması, bağın kurulamaması. Çok çocuklu, katı disiplin
uygulayan aileler (aile içi şiddet). Ekonomik sıkıntı, işsizlik. Sosyal destek
sistemlerinin yetersizliği. Evlilikteki veya yakın ilişkilerdeki sorunlar nedeniyle
aile yapısının bozulması. Bunun sonucunda çocukta veya erişkinde duygusal ve
zihinsel sorunların ortaya çıkması. Aile bireyleri arasındaki bağın zayıf
olması, sözel ve psikolojik çatışmaların sık yaşanması.
Uygun
beslenme, barınma ve bakım olanaklarının yetersizliği. İşsizlik oranlarının
yüksek, geçim sıkıntısının yaygın olması. Uyuşturucu ticaretinin varlığı. İstismara
uğrayanların savunuculuğunu yapacak kurum ve yapıların yetersizliği;
rehabilitasyonsuzluk. Hukuksuzluk, hiçbir denetimin olmaması veya yetersizlik.
İnsanları
koruyan yasaların yetersizliği. İnsana verilen değerin düşük olması. Cinsel
ayrımcılık ve toplumsal eşitsizlik. Şiddetin kabul edilir olması, hatta hoş
görüyle karşılanması. Organize şiddetin varlığı (savaş, terör, yüksek suç
oranları). Pedofili. Kontrolsüz internet. Kültürel normların ve kodların iğdiş
edilmesi.
İstismar
bizi iyi niyetimizden yakaladığı için cezasız kalan tek üstü örtülü suçtur.
Peki hepimiz bir istismarın kurbanları mıyız?
imaj:au

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder