BİR NORMAL OLARAK ANORMAL
Normal
öldü!
Hepimiz
kendi deliliğimizin çağını yaşıyoruz.
İyi
niyetli dokunmaların çağı geçti. Kucaklaşmalar eskide kaldı. Güzel söz mazinin
derinliklerine sürüldü. Samimi bakış kendine hapsedildi. Her şey kendini
zehirliyor. Aşk ve kadınla mı çıkmıştık yola? Ah evet, hiçbir günah ilk günahın
yerini tutmuyor. Yolu mu kaybettik? Gideceğimiz yer mi sisler altında kayboldu?
Belki gitmekten vazgeçtik. Artık dönmeye de gücümüz yetmeyecek; hem nereye
dönsek, defalarca kendi kanımıza girdiğimiz o katliam mahalline çıkıyor
yolumuz. Ders çıkartılan hatalar yok artık hayatımızda. Derin bir boşluk ve bu
derin boşluğun kaygısı her yeri sarmış durumda. İki kere iki bir kez daha dört
edecek mi bilmiyorum. İyi niyet ipi kopmuş bir salıncak. Bir şeytan uçurtması –
ah o eski güzel günler sızlanması. Eskiden güzel günler var mıydı?
Eskiden…
Güzel…
Günler…
Zaman
gerçek yüzümüzü ortaya çıkardı. Maskelerimiz düştü.
Ne
hikmetse normali öldürdüğümüz yerde kalan parmak izlerimiz katil olarak bizi
işaret etmiyor.
Normal
öldü!
Ne
çarpıcı bir gerçek ki: İçine düştüğümüz zamanda hepimiz birbirimizi öldürürken
hiçbirimiz katil damgası yemeyeceğiz. Hiçbirimiz yargılanmayacak, mahkûm
olmayacak, ceza çekmeyeceğiz. Cehennemimiz de bul olsa gerek: öldürülmeyi
beklemek ve defalarca öldürülmeyi beklemek; inancandan, duyularından,
fikirlerinden, samimiyetinden, vicdanından, hak arayışından, gururundan,
onurundan defalarca vurulmak ve vurulmak ve bütün bunları en adi savaşta
kazanılmış madalyalar olarak göğsümüzde taşımak, bir kazanca dönüştürmek:
Normalin gazisi anormal değil miydi?
Normal
öldü, artık parmak kıpırdamaz.
Anormal
yaşamak son derece eğlenceli bitmeyen bir seramonidir, normalin cenaze merasimindeki.
Böyle
yaşamak da yaşamaktır; kimse kimsenin beklentisine karşılamak zorunda değil.
Kimsenin kimseyi bir diyet borcu yok. Kimsenin kimseye ihtiyacı yok…
Hepimiz
kendi kirli soluğumuzun gölgesinde yaşarız.
Neden
utanacağız.
Normal
öldü!
Tanrı,
daha önce ölmüştü.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder