16 Eylül 2024 Pazartesi

TERÖRÖRİZE OLMUŞ İLİŞKİLER: İNSANLARIN BİRBİRİNE MARUZ KALMASI


Seni olduğun yere ben koymadım.

Travmatik bir toplumda ilişkiler de terörize olur. Sosyal psikolojide kıtlık psikolojisi vardır: Kıtlık, insanların sınırlı kaynaklarla sınırsız istek ve ihtiyaçlarını tatmin etme şeklidir. İnsanlar kıt olan bir şeye daha yüksek değer verir, bol miktarda olan ise daha düşük değer alacaktır.

Sosyal psikolojideki kıtlık psikolojisi ise yüzeysel olarak:  Partnerlerden birinin ihtiyaçları karşılanıyorsa ise diğerininki eksik kalacakmış gibi bir rekabet içine girilir ve partnerlerden biri diğerini düşman gibi görmeye başlar.

Etkileşimler inşa edilir; aşk inşa edilir; inançlar inşa edilir. Ancak itina ile ve inanılması güç bir sevgi ve aşkla inşa ettiğimiz her şey yerle bir olabilir ve bizler o inşa ettiğimiz ve yıkılan şeyin anlamı altında kalabiliriz.

Bazen ilişkilerde şöyle oluyor: Biri çok yaralı oluyor ve kendisini değil de yarasını sevmemizi istiyor ve ihtimal bunu bilmeden yapıyor. İlişkiler burada terörize oluyor. Çünkü benliğimizin yıkılmaması için bütün suçu ötekine atıyoruz. Ancak ötekinin ve onun temsil ettiği anlamın altında birlikte kalınıyor. Bütün baş etme stratejileri çöküyor.

Artık ilişki birbirine maruz kalmaya dönüşüyor.

Ama sahi bir ilişkide kazanan olunca ne oluyor? Mağdur rolünü oynayan neyi amaçlıyor?

Kazanmak mı yoksa mağduru oynamak mı kazançlı.

-          Senin yüzünden!

Düşüşten kim sorumluydu? Ya da düşüştün o’nun olması veya o’nun sorumlu olduğunu bilmek bize ne kazandırıyor.

Düşüşken kimin sorumlu olup olmasının belki de hiçbir önemi yok; belki de önem diye bir şey de yok; düşünce geri kalkmaktan sorumlu olan biz değil miyiz?

Şu da bir gerçek ki:

Aşırı zeki olmamıza gerek yok,

Aşırı duygusal olmamıza gerek yok,

Bir şeyi istemek ve bunun üzerinde çalışmak, emek sarf etmek…

Terörize olmuş ilişki, sadece bir haklılık veya mağduriyet üretmiyor; insanların birbirine maruz kalmasını da üretiyor. Benlik sürekli kazaya maruz kalıyor, bu da öznenin suçlu arayışındaki bıkkınlığı “o” diyerek damgalayıp, savuşturmasına vesile oluyor.

Ancak aslında sorun çözülmüyor. Çünkü temelde ilişkilerin terörize olması bir iktidar savaşı olarak karşımıza çıkıyor ve bu savaşı yürütenin sürekli mağdur rolünü oynamasının istekli zorunluluğu kısa vadeli rahatlamalarının narkotik etkisi olarak ortaya çıkıyor.

Şu bir gerçek ki hepimiz her şeyde sınırlıyız ve belki de bu kıtlık içinde yaşamayı öğrenmek her şeye yeni bir başlangıç yapmak demek olabilir…

  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder