Seni olduğun yere ben koymadım.
Travmatik bir
toplumda ilişkiler de terörize olur. Sosyal psikolojide kıtlık psikolojisi
vardır: Kıtlık, insanların sınırlı kaynaklarla sınırsız istek ve ihtiyaçlarını
tatmin etme şeklidir. İnsanlar kıt olan bir şeye daha yüksek değer verir, bol
miktarda olan ise daha düşük değer alacaktır.
Sosyal psikolojideki kıtlık psikolojisi ise
yüzeysel olarak: Partnerlerden birinin
ihtiyaçları karşılanıyorsa ise diğerininki eksik kalacakmış gibi bir rekabet
içine girilir ve partnerlerden biri diğerini düşman gibi görmeye başlar.
Etkileşimler inşa edilir; aşk inşa edilir;
inançlar inşa edilir. Ancak itina ile ve inanılması güç bir sevgi ve aşkla inşa
ettiğimiz her şey yerle bir olabilir ve bizler o inşa ettiğimiz ve yıkılan
şeyin anlamı altında kalabiliriz.
Bazen ilişkilerde şöyle oluyor: Biri çok yaralı
oluyor ve kendisini değil de yarasını sevmemizi istiyor ve ihtimal bunu
bilmeden yapıyor. İlişkiler burada terörize oluyor. Çünkü benliğimizin
yıkılmaması için bütün suçu ötekine atıyoruz. Ancak ötekinin ve onun temsil
ettiği anlamın altında birlikte kalınıyor. Bütün baş etme stratejileri çöküyor.
Artık ilişki birbirine maruz kalmaya dönüşüyor.
Ama sahi bir ilişkide kazanan olunca ne oluyor?
Mağdur rolünü oynayan neyi amaçlıyor?
Kazanmak mı yoksa mağduru oynamak mı kazançlı.
-
Senin yüzünden!
Düşüşten kim sorumluydu? Ya da düşüştün o’nun
olması veya o’nun sorumlu olduğunu bilmek bize ne kazandırıyor.
Düşüşken kimin sorumlu olup olmasının belki de
hiçbir önemi yok; belki de önem diye bir şey de yok; düşünce geri kalkmaktan
sorumlu olan biz değil miyiz?
Şu da bir gerçek ki:
Aşırı zeki olmamıza gerek yok,
Aşırı duygusal olmamıza gerek yok,
Bir şeyi istemek ve bunun üzerinde çalışmak, emek sarf etmek…
Terörize
olmuş ilişki, sadece bir haklılık veya mağduriyet üretmiyor; insanların birbirine
maruz kalmasını da üretiyor. Benlik sürekli kazaya maruz kalıyor, bu da öznenin
suçlu arayışındaki bıkkınlığı “o” diyerek damgalayıp, savuşturmasına vesile
oluyor.
Ancak
aslında sorun çözülmüyor. Çünkü temelde ilişkilerin terörize olması bir iktidar
savaşı olarak karşımıza çıkıyor ve bu savaşı yürütenin sürekli mağdur rolünü
oynamasının istekli zorunluluğu kısa vadeli rahatlamalarının narkotik etkisi
olarak ortaya çıkıyor.
Şu
bir gerçek ki hepimiz her şeyde sınırlıyız ve belki de bu kıtlık içinde yaşamayı
öğrenmek her şeye yeni bir başlangıç yapmak demek olabilir…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder