4 Eylül 2024 Çarşamba

ESNEKLİK VE KATILIK: UYUM


Tarkovski’nin Stalker (1979) filminde çarpıcı bir repliği vardır. Hemen bütün varlıklar doğdukları zaman zayıf ve esnektir, öldüğü zaman ise duygusuz ve kaskatıdır. Sertlik ve güç ölümün dostlarıdır. Esneklik ve zayıflık ise varoluşun, tazeliğin ifade biçimleridir. Kendini sertleştiren hiçbir şey kazanmayı başaramaz.

Uyum, tazelik ve esneklikle gelir.

Bunca olağanüstü felaketlere bakın hayatta kalanlar bunu nasıl başarabilmişler.

Mücadele ve hayatta kalma filmlerine bakın; insanlar nasıl mücadele veriyorlar ve olağanüstü doğa ve toplumsal şartlara nasıl uyum sağlıyorlar.

Uyumun ve sürdürülebilir olmanın esneklik ve zayıflıkta olması bir paradok gibi gelebilir.

Uzağa gitmeye de gerek yok. En yakınımızdaki insanların hayatta kalma mücadele ve azimleri buna örnek gösterilebilir.

Ya da örneğin en son 2024 Paris Olimpiyatlarındaki sporcuların yarış esnasında sergiledikleri performanslara bakın. İnsan vücudu ne kadar esnekleşirse zayıflıyormuş gibi görünüyor oma aslında olan tem tersidir. Vücutlarımız sudan havaya, engellerden düzlüğe kadar her şeye uyum sağladığı sürece kendini geliştirmiş de oluyor.

Bu hayvanlar için de geçerli. Örneğin at yarışları veya köpek yarışları; ya kedilerin esnekliğine ve bu esnekliğin onlarda ürettiği estetikliğe ne demeli…  

Yaşamın devamında ve şekillenmesinde zayıflık ve esneklik rol oynuyor. En ince dalı kırmak için çok uğraşırız ama kalın bir dal kolayca elimizde kalabilir.

Bu durum dil için de geçerlidir.

Söylemin esnekliği (imgeler, eğreltilemeler/metaforlar, teşbihler vb. kullanımıyla) ifade biçimlerimizi zayıf gibi gösterse de aslında gerçekliğin ve düşüncenin daha naif bir biçimde karşıdakine yansıtılmasından başka bir şey değildir.

Kendini sertleştirerek güçlü olduğunu düşünmek de bir düşünme biçimidir ancak bu yaşama uyum sağlayabilmek, oyunda kalmak için yeterli midir? Seçimlerini bu yönde yapmış olan insanlar da var. Sorunların katılıkça, güçle çözümlenebileceğini düşünen insanlar. Şiddete, intikama, cinayetlere, toplu katliamlara yol veren insanlar. Oysa bütün bu olup bitenler ne bireylerde ne de toplumlarda herhangi bir değişim gerçekleştirmemiştir.

Ülke yönetiminden şirket yönetimine ve ev yaşamına kadar hemen bütün yönetim biçimlerinde esneklik ve katılık birbiriyle yarışır. Çoğu zaman hangisinin seçileceği kararsızlığı yaşanır. Çünkü genelde güç ve katılığın disiplin sağladığı bunun karşısında esnekliğin insanları disiplinsiz yaptığı ifade edilir. Oysa baskı altında kimse gerçekten kendisi değildir.  

İnsanlar kendi kendilerini de baskı altına alabilmekteler. Yani sosyal ve psikolojik olarak bazı insanlar kendilerini güçlü ve kaskatı göstermek için özel çaba harcıyor olabiliyorlar; kendilerini savunma, koruma, kendi kendine tanımladığı öteki karşısında belirli bir direnç atmosferinde olduğunu göstermek adına.

Katılığın yorucu ve öfkeyi besleyen bir yanı olduğu da kesin.

Esnekliğin olmadığı yerde yaşam da adeta içine çöküyor.

Katılık insanı daha ağır başlı daha olgun yapmıyor.

Katılık insanın atmak isteyip de bir türlü üzerinden atamadığı en ağır yük haline geliyor.

Hiçbir şey katılık kadar insanın düşüncesini saptıramaz.

Gördüğümüz ve yaşadığımız kadarıyla katıda sağduyuya az rastlanır.

Esnek kendi yaşamının ustasıdır.

Nihayetinde esneklik ve katılık konusunda seçimlerim (ölçülü) belirliyor yaşamı. Sürdürülebilir bir uyum her zaman hayatiyet kazanıyor. Bense kendi içimde yuvarlanıp gidiyorum.

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder