28 Haziran 2024 Cuma

ÖĞÜT EKONOMİSİNİN İFLASI


Hemen her şeyin kendi gerçek kimliğini kaybettiği dünyada akışkanlık yeni bir yaşam biçimi halini almış görünüyor.

Bir yerden bir yere akmak modern insanın kaderi.

Nereye aktığımızın, ne için aktığımızın önüne yok; ESKİDEN YOL TERBİYE EDERDİ İNSANI ŞİMDİ AKIŞ İNSANI BAŞTAN ÇIKARIYOR.

Hemen hepimizin hemen her şeyi bildiği şu yaşlı dünyada HİKÂYE ÜRETMEK, çocuksu kalan ve korumaya çalıştığımız yanımız için tek tehdit.

Öykü istemiyoruz: Hikâyeye yabancılığımız veya hikayeden uzaklaşmamız bizi gerçeğe yaklaştırmasa da bizzat deneyim, o öykünün bize sağlayacağı bütün deneyimlerden ve alacağımız hazdan daha keyifli değil.

YAŞAYARAK YAŞAMAK tek gerçek hikâye; fasılasız deneyim çağındayız.

Günümüzde düşünmek, hissetmek zaman kaybı. Kaybedecek zamanımız yok. Hızlıyız, zaman hızlı akıyor çünkü sadece bir yere yetişmek değil derdimiz aynı zamanda kaçmak. Nereye yetişeceğimiz ya da neden kaçtığımız önemi yok.

HEPİMİZ BİRER BİYOLOJİK AFORİZMAYIZ!

Deneyimin bizatihi yaşamın kendisi olduğu yerde öğüt boş lakırdıdır.

Savaşı deneyimleyen ülkelerin insanlarına bakın, bizim neden savaşın içinde olmadığımız sorgulatacak kadar iyi görünüyorlar.

Göç eden insanlara bakın, neden göç ayrıcalığını yaşamadığımıza şaşırıyorlar sanki.

Öğüt çağ dışı!

Ölümü bile doğrudan deneyim yeni bir tutku.

Her şey kendi akışkanlığında bir kimliğe, bir kişiliği, bir cinsiyete, herhangi bir geleneksel veya değil normatifliğe ihtiyaç duymuyor.

Akışkan dünyanın öyküsü yok ama zaten asıl öykü de bu.

(imaj: anonim

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder