24 Şubat 2016 Çarşamba

PENİSİ ERKEĞİ
ŞİZOFREN YAPAR MI?

(Not: Bu yazımı bir ayrım yapmak, kadınların yalakalığını, erkeklerin düşmanlığını yapmak için yazmıyorum. Son on yılda işlenen kadın cinayetlerini bir gazeteci hassasiyetiyle araştırmaya, yaş, yöre, sebep, cinayet zamanı, hatta ulaşabildiklerimin doğum tarihleri ve burçları, vb. sınıflandırmaya çalıştım. “Defalarca bıçakladı. Başını kesti. Cesedini parçalara ayırdı, “Namusu için”, “Birleşmek isterken”, “Çocuklarının önünde”… gibi dehşet verici ayrıntılar dışında hiçbir ilginç sonuç yok. Bilim coğrafyasında henüz ülkemizde en son bilim insanının ölmediğini düşünürken, belki bu olayların tasnif edilip, daha da detaylandırabileceğine ve muhteşem sonuçlardan aklı-selim çözümlemeler çıkarabileceğine, sonuçların bu korkunç alanı aydınlatabileceğine ve yaraya merhem adımlar atılabileceğine inanıyorum. Burada şunu da belirteyim. Kadın cinayetlerini akıl hastalığıyla aklayıp, bir kenara çekiliyor da değilim. Bu yazıda yer alan satırlar ise sadece benim kendime göre araştırmalarım sonucu ortaya çıkan düşüncemdir, bilimsel bir yanı yoktur. Burada benim savunduğum bir bilimsellik değildir ama bu düşüncemin Sigmund Freud’un görüşlerine ters olduğunu belirtmek isterim. Burada benim savunduğum doğuştan birçok şeyi getiriyoruz ama hemen hepsi mutasyona uğruyor, aslında bir anlamda, insan olarak fiziksel evrimimiz yok ama hislerimiz, fikirlerimiz evrim (Darvinizm burada gerçekleşiyor) geçiriyor. Saf olan kirleniyor. Kirleneni temizlemek için de vaktimiz var aslında, kullanabilirsek. Şimdi aşağıdaki yazımın bu çerçevede okunmasıyla daha iyi anlaşılabileceğini düşünüyorum. Bu yazımın bir kurtuluş reçetesi olmadığını biliyorum ama çözüme düşünme açılarımızı değiştirmemiz açısından mütevazı bir katkı sağlayabileceğine inanıyorum.)
Kutsal penisler ve aşağılık vajinalar(!) Bir erkekle bir kadın arasındaki en temel fark cinsellik olsaydı Allah insanı yaratmazdı, ya da sadece kadını yaratırdı… Kadınlar acılarından daha az yaşarlar. Hayata bakış açıları her zaman farklıdır. Bu farklılığın içlerindeki annelik, dolayısıyla yaşamı en azından kıyamet ne zaman kopacaksa o zamana kadar devam ettirebilme güdülerinden geldiğine inanıyorum. Kadınlar bu anlamda Cennet için doğururlar ama evlatlarının bazıları Cehennem’i seçecektir. Çünkü bu evlatların bazıları daha yaşarken, dünyamızı Cehennem’e çevirme barbarlığına soyunurlar… Geçiyorum: Penisi erkeği şizofren yapar mı? Araştırmamda gördüm ki, onca cinayetin en temel sebebi ya da baş aktörü penistir. Bildiğimiz penis. Bu nasıl olur diyebilirsiniz. Evet, bu oluyor. Şöyle:  İnsanların cinsel organların aynı zamanda birer simgedir. Sadece cinsel birleşme, çocuk yapma, ya da bir makine gibi seks malzemesi olmayı içermez. Bu, bana göre canlı imgeler erkeği kadına, kadını da erkeğe ve kadının ve erkeğin geçmişine fikren bağlayan birer kapıdır. Cinsel organlarımız bu anlamda birer fikre-dünya görüşüne açılır ve onu işaret ederler. Dolayısıyla nasıl kullandığımızdan, ne işe yaradıklarından çok hangi amaca yönelik ve kime hizmet ettikleri çok önemlidir. Dolayıyla “Ya benimsin ya toprağın”, “Bana yar olmayan kimseye yar olmasın” sözleri… buna bağlı olarak bir başka önemli olduğunu düşündüğüm, bana göre ilginç bir nokta ise genelevlerde kadınların erkeklerle para karşılığında seks yaptıkları yatakları ile geceleri yatmak için kullandıkları yatakları ayrıdır. “Orospular” dediğimiz kadınlar, dostlarıyla kendi gecelerinde, kendi diğer özel yataklarında, yani kirli olmayan, para karşılığında birlikte olmadığı, “temiz olan”, “seks” değil de “aşk yaşadığını düşündükleri” yataklarında yatarlar… Yine bu çerçevede anne olamayan kadın “Kısırdır” ve istenmez, hatta üzerine bir başka kadın getirilebilir, ancak “erkek kısır olmaz”… Uzatmayayım: Dolayısıyla bütün bu ayrıntıymış birbiriyle bağlantılı değilmiş gibi görünen, önemsenmeyen hususlar aslında bir dünya görüşüne, bir fikre işaret eder. Bir anlamda düşünen, fikir yürüten, tarihi, geçmişi ve geleneği… olan vajinalar ve penisler dünyasıdır aynı zamanda yaşadığımız dünya… Dolayısıyla biz aslında kadın cinayetleriyle karşı karşıya değiliz. Kökleri saptırılmış din ile de beslenen bir düşünce biçimi ve yaşayan, canlı, büyük bir dünya ile karşı karşıyayız. Bu kahredici dünyalarında, bozuk fikri altyapılarından kaynaklı buyurgan içgüdüleri ateşlenen erkekler, bir anda şizofrenleşen penislerinin, yani cinsel güdülerindeki sapkın ideallerince kurulan tuzağına çekiliyorlar. Zira muhteşem birleşmelerle (çok önemli psikolojik baskıları olan, dini ve geleneksel temelleri çok derinlerde olan hatta kutsal sayılan söz, nişan, düğün) kadınla birlikte olmaya başlayan erkek, bastırılmış bütün hislerini bir süreliğine özgürleştiren kadını tarafından çoğu zaman zarifçe reddedilişini bir trajediye dönüştürüyor. Bu aynı zamanda penisin yani ezik, ezildikçe kabalaşan güç fikri ile bu fikrin ardındaki her şeyin (soy, aile, mahalle, gelenek, görenek, din vb.) görünür olma güdüsünden kaynaklanıyor. Böylesi bir görüntü eğer artık kalmışsa penisin şerefine düşen gölgenin de kaldırılması demek. Bu fikrin yani bir anlamda düşündüğünü, bir fikri olduğunu, kendi başına yaşayarak deneyimler edindiğini, bir tarihi, geleneği bulunduğunu, destekçileri de olduğunu ve kendini geliştirdiğini sanan tutkulu penisin tersten evrimleşme sürecidir. Bunu yapabilmek için de bağımlısı olduğu erkeği bir araç gibi kullanıyor. Ancak erkek de zaten bu sürecin öznesi; hem araç hem amaç. Bu etkileşim, evrim ve korkunç mutasyon sonucu ortaya kadına karşı vahşet, hatta soykırım diyebileceğimiz kadar korkunç bir durum çıkıyor. Her anlamda birçok altyapısı bulunan penisten erkeğe-erkekten penise geçişli korkutucu tutku, daha da korkutucu bir hal alıp mutasyona uğradığı için en azından bir süre sağlıklı olduğunu düşündüğümüz erkek-penisin, düşünme, akletme ve benzeri melekelerini de bir anda değiştiriyor (Bir kız çocuğuna tecavüz edeni cezaevinde öldüren erkek, kendini bırakıp giden veya gitmek isteyen kadını mutasyon gerekçelerle hunharca öldürebiliyor). Böylece karşımıza içindeki şizofreni hiçbir zaman öldürmeyen, hatta buna tevessül bile etmeyen, bundan beslendiğini de gizleyen bir penisin yansıtma tekniğini kullanarak, bir erkeği nasıl şizofren yapabileceği gerçeği ortaya çıkıyor. Dolayısıyla çözümün bu tutkunun, düşünen insandan düşünmeyen, sakin, anlayışlı… insandan barbar bir insana dönüşmesine, mutasyonuna engel olmak, penisinin hapsettiği erkeği oradan kurtarılması olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Kısaca ve aklımın yettiğince kadın cinayetlerindeki neredeyse kanıksanmaya başlayan trajedinin şifrelerinin, alt yapısında birçok sosyal ve psikolojik sebepler bulunan bu gizli tutku mutasyonunda olduğunu düşünüyorum. Bu fikirsel ve duygusal mutasyonu durdurabiliriz.  Kadınlarımızı da erkeklerimizi de dolayısıyla toplumumuzu da kurtarabiliriz. Bunun için ilk yapmamız gerekenin öncelikle boşanacak değil de yeni evlenen çiftlere en az birkaç ay psikolojik (maddi karşılığı devlet tarafından karşılanacak) destekle sağlanabilir. En azından psikologlarımız yeni evli iki insanın, evlenirken birbirlerine neleri getirdiklerini ve artık nelerin olup olmayacağını, birbirinin hazlarını uyandırırken onun nasıl mutasyona uğramaması gerektiğini bilmelerinde fayda vardır, diye de düşünüyorum.
(aliulurasba,imaj:fotodali

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder