13 Şubat 2016 Cumartesi

ÖLÜLERİNİZİ SATAR MISINIZ?

Kışkırtılmış bir alaycı dervişin şekerci dükkanı ziyaretinden sonraki kanlı düellosu: Puşkin



Tarihi iyi biliyordu ve feodalitenin yivleri arasında burjuva-aristokrasi kıyılarına çarpıp duran Rus feodalitesini-taşrasını ve köylüsünü de. Ancak en iyi bildiği iki şeyden biri yazmaktı. Diğeri ise aşktı. Yazmaya şiirle başlayan Puşkin’i aynı gecenin aynı ayına hiçbir zaman birlikte bakmadıkları ve bakmayacakları Generalin Kızı  Natalya Gonçarova’ya aşık olur. Natalya çıplak ayaklı şiirler yazar bir şairi neden istesin. Puşkin üzgündür. Her reddediş bir umutsuzluğu da peşinden sürükler. Puşkin umutsuzluğa kapılmıştı. Moskova’dan uzaklaşır. Rus ordusuna katılır. Daha sonraları da yapacağı gibi ölümün kıyısında gezmektir yaptığı. Orduyla Erzurum’a kadar gelir. Yol izlenimleri Erzurum Yolculuğu ile kitaplaştırır. Erzurum daha sonra onun birçok eserinin esin kaynağı da olacaktı...  Yüreğini soğuttu bu iklimden sıcak yurduna döndü. Tekrar Natalya’nın kapısını çaldı. Natalya kayıtsızdı bu adama ve aşkına. Ancak yine de evlenmişlerdi. Evliliği kendisene ilgisiz bir kadının varlığıyla sürüp gitti. Rus burjuvasının despotluğu yüzünden başı sürekli karanlık duvarlara vurulan Puşkin yazmayı bırakmadı. En karanlık gecelerinde yazdığı eserleri yıllarca başucu eseri olmuştur. Gogol ile de bu dönemde tanışır. Ölü Canlar’ın yeşerebileceği iklim de böylece oluşur. İddiaya göre Puşkin, Ölü Canlar için Gogol’e ilham vermişti. Her ne kadar evliliği kendisi açısından iyi gitse de Puşkin karısı güzel, çekici, son derece şık, asil ve kendi güzelliğine hastalık derecesinde aşık Natalya’yı, Çarın muhafızlarından, evlatlık Dantes’e kaptırmak üzeredir. Bir yazarın sonu elbette ihanetle gelmez. Puşkin ile Fransız asıllı Rus Dantes, düello için sözleşirler. Puşkin, düello günü Petersburg Nevski Prospekt’deki Wolf şekercisine uğrar… Ağzına bir şeker atar ve tetiğini çeker. Ağır yaralanan Puşkin birkaç gün sonra hayatını kaybeder. Cenazesine kendisini seven ve kendisinden nefert eden binlerce kişi vardır; cenaze geçerken bir kapıcının “Hakiki Rus öldü” dediği işitilir. Puşkin’in kitaplarının, şiirlerinin dışında zamana kalan bir güzel kızı vardı. Muhteşem varlığıyla hayatına devam eden Puşkin’in kızı ise bir başka büyük yazar Lev Tolstoy’u etkilemiştir. Anna Karanina’nın Puşkin’in kızının tasfiri olduğu söylenir. Ölü Canlar yazarlarla diridir aslında, zira onları parayla da olsa toplayan biri vardır;
“…  
Çiçikof:
Benim istediğim köleler değil… Ben… ölmüşleri istiyorum…” cevabını verdi.
“Nasıl? Afedersiniz… kulağım biraz ağır işitir… Garip bir söz işittim gibi oldum…
Pavel İvanoviç:
“Son nüfus sayımına göre hâlâ sağ zannedilmekte olan ölüleri almak istiyorum…” dedi.
Manilof’un piposu yere düştü; ağzı açıldı ve taş kelmiş gibi bu durumda donakaldı. Dostluğun faydalarından, iyiliklerinden bahseden iki dost, bir aynanın iki tarafına karşı karşıya asılmış bazı insan resimleri gibi  gözlerini birbirine dikerek hareketsiz durdular…” (Gogol, Ölü Canlar’dan bir pasaj) 
aliulurasba,imaj:fotodali

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder