Kışkırtılmış bir alaycı dervişin
şekerci dükkanı ziyaretinden sonraki kanlı düellosu: Puşkin
Tarihi iyi biliyordu ve
feodalitenin yivleri arasında burjuva-aristokrasi kıyılarına çarpıp duran Rus feodalitesini-taşrasını
ve köylüsünü de. Ancak en iyi bildiği iki şeyden biri yazmaktı. Diğeri ise
aşktı. Yazmaya şiirle başlayan Puşkin’i aynı gecenin aynı ayına hiçbir zaman birlikte
bakmadıkları ve bakmayacakları Generalin Kızı Natalya Gonçarova’ya aşık olur. Natalya çıplak
ayaklı şiirler yazar bir şairi neden istesin. Puşkin üzgündür. Her reddediş bir
umutsuzluğu da peşinden sürükler. Puşkin umutsuzluğa kapılmıştı. Moskova’dan
uzaklaşır. Rus ordusuna katılır. Daha sonraları da yapacağı gibi ölümün kıyısında
gezmektir yaptığı. Orduyla Erzurum’a kadar gelir. Yol izlenimleri Erzurum
Yolculuğu ile kitaplaştırır. Erzurum daha sonra onun birçok eserinin esin
kaynağı da olacaktı... Yüreğini soğuttu
bu iklimden sıcak yurduna döndü. Tekrar Natalya’nın kapısını çaldı. Natalya
kayıtsızdı bu adama ve aşkına. Ancak yine de evlenmişlerdi. Evliliği kendisene
ilgisiz bir kadının varlığıyla sürüp gitti. Rus burjuvasının despotluğu
yüzünden başı sürekli karanlık duvarlara vurulan Puşkin yazmayı bırakmadı. En
karanlık gecelerinde yazdığı eserleri yıllarca başucu eseri olmuştur. Gogol ile
de bu dönemde tanışır. Ölü Canlar’ın yeşerebileceği iklim de böylece oluşur.
İddiaya göre Puşkin, Ölü Canlar için Gogol’e ilham vermişti. Her ne kadar
evliliği kendisi açısından iyi gitse de Puşkin karısı güzel, çekici, son derece
şık, asil ve kendi güzelliğine hastalık derecesinde aşık Natalya’yı, Çarın muhafızlarından,
evlatlık Dantes’e kaptırmak üzeredir. Bir yazarın sonu elbette ihanetle gelmez.
Puşkin ile Fransız asıllı Rus Dantes, düello için sözleşirler. Puşkin, düello günü
Petersburg Nevski Prospekt’deki Wolf şekercisine uğrar… Ağzına bir şeker atar
ve tetiğini çeker. Ağır yaralanan Puşkin birkaç gün sonra hayatını kaybeder.
Cenazesine kendisini seven ve kendisinden nefert eden binlerce kişi vardır; cenaze
geçerken bir kapıcının “Hakiki Rus öldü” dediği işitilir. Puşkin’in
kitaplarının, şiirlerinin dışında zamana kalan bir güzel kızı vardı. Muhteşem
varlığıyla hayatına devam eden Puşkin’in kızı ise bir başka büyük yazar Lev Tolstoy’u
etkilemiştir. Anna Karanina’nın Puşkin’in kızının tasfiri olduğu söylenir. Ölü
Canlar yazarlarla diridir aslında, zira onları parayla da olsa toplayan biri
vardır;
“…
Çiçikof:
Benim istediğim köleler
değil… Ben… ölmüşleri istiyorum…” cevabını verdi.
“Nasıl? Afedersiniz… kulağım
biraz ağır işitir… Garip bir söz işittim gibi oldum…
Pavel İvanoviç:
“Son nüfus sayımına göre
hâlâ sağ zannedilmekte olan ölüleri almak istiyorum…” dedi.
Manilof’un piposu yere
düştü; ağzı açıldı ve taş kelmiş gibi bu durumda donakaldı. Dostluğun
faydalarından, iyiliklerinden bahseden iki dost, bir aynanın iki tarafına karşı
karşıya asılmış bazı insan resimleri gibi
gözlerini birbirine dikerek hareketsiz durdular…” (Gogol, Ölü Canlar’dan
bir pasaj)
aliulurasba,imaj:fotodali
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder