23 Şubat 2016 Salı

İNSANLIK İNSANLIĞIN SUİKASTIYLA KARŞI KARŞIYA

Zaman gözlerimizin içine düşmüş kırık bir kukla gibi. Gölge oyununda karanlık bir yangın hissediyorum. Her şey daha kötüye gidiyor. 
Her şey, etrafımızdaki her şey yavanlaşırken edebiyatı, sanatı, geleceği savunmak bir edebiyatçıdan çok kalabalıklara düşmeliydi. 
Hiçbir hastalık yok aslında ama neden bunca kırık döküklük? Hayat nasıl bu derece bir hasta halini alır? Vicdan azabı nasıl bu kadar gösterişli olup caka satabilir? İnsanlık tarihi bunca yıl yaşamışlığın bezginliğin öcünü insanlığı yok ederek mi alacaktı? Acının öğrenilemeyecek bir şey olduğunu bir kez daha anlıyorum. 
İnsanlık, insanlığın suikastıyla karşı karşıya. Bütün yaşam tecrübemiz gelip üstünkörü bir melankolinin kıyısında mı can çekişecekti? 
Sonunda hangi amaca ulaşacağız bilmiyorum ama sanki hepimiz yüzlerimizin ardında siper almış durumdayız. Yüz sadece deliye mi ihanet eder, deli olan mı kendini ele verir ve bu yüzden mi maskesini indirenler kıskıvrak tecrit ediliyor? Artık bu saatten sonra belki de ve yine insanların zaaflarını derinleştirmek gerekir, tıpkı yüzyıllardır ülkeleri yöneten yöneticilerin yaptığı gibi. 
O zaman kimi suçlayacağız ve kimden hesap soracağız;

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder