25 Mayıs 2024 Cumartesi

YENİ BİR KÖY SOSYALLEŞMESİ: MİLENYUMDA REZİDANSLARDA YAŞAMAK

Görüntü kurtarmıyor.

Kültürel sermayenin olmadığı yerde hemen her şey sakil duruyor.

Günümüzde diğer her şey gibi mekânlar da değişti. Her ne kadar insanların bir ayağı ahır sekisinde, köyünde, anne babası veya büyükanne büyük babasıyla olsa da dış görünüşleri son derece alımlı mekânlar katıldı yaşama. Sadece dış cephe kaplamasından bahsetmiyorum: Son yirmi yılda inşa edilen konutların albenisi yüksek.

İnsan bu konutların içinde nedense kültürel sermayesi çok yüksek ailelerin oturduğunu düşünüyor ama şu kırmızı ışıkta durunca lüks aracının camını açıp kül tablasını boşaltanlar sanki orada oturanlar.

İç göçün özellikle büyük şehirlerde ürettiği yozlaşma, dış cephe kaplamasıyla örtülmeye çalışsa da mekânlar konuşuyor.

Özellikle son yirmi yılda yapılan ve giydirilen mekânların fısıldadığı bir kentleşmeden çok yeni bir varoşlaşma biçimi. Bir köy sosyalleşmesi olsa iyiydi ama…

Hiçbir şey göründüğü gibi değildir elbette ama İŞ MEKÂNA GELİNCE DIŞ GÖRÜNÜŞÜYLE KÜLTÜRSÜZLÜĞÜ GİZLERKEN İFŞA EDİYOR.

İnsanlar mekânlara girerken, mekânlardan çıkarken, mekânlardaki havuzları, spor salonlarını kullanırken, yani yeni konut politikası üzerinden kendi sosyalliklerini üretirken, kendilerini de ele veriyorlar. Anlıyoruz ki, İÇERİSİNDE GÖL MANZARASINDAN BANKA ŞUBESİNE KADAR DİĞER ŞEHİR MEKÂNLARINDAN SOYUTLANAN KONUTLAR BİR KAÇIŞ VE GİZLENME heterotopyaları niteliğinde.

Rezidansta yaşamak bir köy sosyalleşmesi, hatta artık bir köy bile değil bir varoş sosyalleşmesi.

Kentin yeni çeperleri…

Rezidans balkonlarına asılan çamaşırlardan,

Balkonlarda sergilenen tavırlardan,

Pencerelerdeki görsellerden,

Otele giriyormuşçasına evine girip çıkan insanlardan,

Temizlikçilerin evlerde yaşadıklarından, kısaca gündelik bir yaşamın modern olamama çabasını görmek izahı da mizahı da alamayacak kadar sakil bir duruma işaret ediyor.

Paranın satın alamadığı kültürel sermaye ve bu sermayenin paraysa içkinleştirilememesi kentleri milenyumda yeni köyler haline getiriyor ama artık onlar köy de değil ama köy. Tabi buradaki köy ifadesi kent kültürü karşısındaki köy kültürüdür, bunu akılda tutmak gerek.

Şu bir gerçek ki Türkiye’de 70’li yıllardan bu yana yoğun biçimdeki köylere göç politikası bir modernleşme politikası olamadı; köyler boşaldı, köydeki üretim neredeyse sıfıra indi ve sahiden de şu küreselcilerin dediği oldu: Ruhsal ve bedensel tüketiyoruz ve tükeniyoruz.  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder