7 Mayıs 2024 Salı

FAKİRLİK, ÖTEKİLEŞTİRME VE HÜSRAN SUÇ SEBEBİ Mİ?

 

Her şey şu modern dünyada üretilen TÜKENMİŞLİK SENDROMUNA mı bağlı yoksa her şey suçun ve şiddetin bahanesi mi? 

Suç işleme tutkusunun altında utanmazlık duygusu varsa modernleştiğimizi düşünürken şiddet neden yaygınlaşıyor?


HÜSRANA UĞRAMAK: SUÇUN ADAMLARI VE KADINLARI.

Bizi yöneten duygularımızdır. İyi ve kötü davranışlarımızı belirleyen de duygularımız. Suç tutkusu buradan bekleniyor. EMPATİ VE UTANMA DUYGUSUNUN EKSİK OLMASI VEYA OLMAMASI suç işlemeyi kolaylaştırıyor.

Bazı vakalarda kurban olma ihtimali çok düşük olsa bile, yüksek korku içinde olan insanlar şiddete başvurabiliyor.

Yanı sıra güçlü pozitif duygular, özellikle de heyecan, suça dair eylemlerde itici bir güç. Hatta suçu işleyen bizzat kendi duyguları tarafından baştan çıkarılabiliyor. Örneğin küçük düşürülme durumunda öfke ile hareket etmek gibi.

Şiddet uygulamadan önce, bir takım duygu bariyerlerinin aşılması gerekmektedir. Çünkü duygular şiddeti aktive edebilir, nihayetinde şiddet, korku ve panik uyandıran sosyal durumlara gösterilen bir tepkidir.

SOSYAL KONTROL VE SUÇ İLİŞKİSİ

Buraya kadar elbette bireysellik ve suç üzerine durdum. Çünkü özellikle herhangi bir sosyal kontrolün olmadığı durumda da insanlar suç işlemeye yönelik eylemlere daha yatkın olabiliyorlar.

Sosyal kontrol teorisinde ise duygular kilit öneme sahiptir.

Örneğin UTANÇ DUYGUSU SOSYAL KONTROL İŞLEVİNE SAHİPTİR. Çünkü utanmanın olmadığı durumlarda sosyal bağlar için bir tehlike ortaya çıkabilmektedir. Benzer bir şekilde insanlar, sosyal olarak kabul edilebilen bir davranışı sergilediklerinde gurur duygusunu hissedebilmektedirler. TIPKI SOSYAL KONTROL TEORİSİ GİBİ SELF KONTROL TEORİSİ DE, insanların temel olarak kural dışı eylemlere yönelme güdüsünün olduğunu varsayar. Genel suç teorisi olarak da bilinen self kontrol teorisi, suç işlemenin erken çocukluk sosyalizasyonun bir sonucu olduğunu da ifade eder. Ailelerin çocuklarına aşırı bağlı olduğu ve yanlış davranışları anında cezalandırdığı durumlarda çocukların yüksek seviyede self kontrol geliştirdikleri bulgulanmıştır. Ayrıca self kontrol yaklaşık on yaşında kalıcı hale gelmekte ve kişinin hayatı boyunca varlığını göstermektedir. Bu teoriye göre self kontrolü düşük olan insanlar çabuk öfkelenebilir ve içgüdülerine göre hareket edebilir.

FAKİRLİK, ÖTEKİLEŞTİRME VE HÜSRAN SUÇ SEBEBİ Mİ?

Durkheim’ın anomi teorisinden etkilenen Merton (1938) alt sınıfa mensup gençler arasında kriminal davranışın neden gerçekleştiğini açıklayan klasik GERİLİM TEORİSİNİ kavramını geliştirmiştir. Merton, parasal ve maddi başarının çok fazla bir şekilde vurgulandığı ABD gibi bazı ülkelerde anomik yapıların geliştiğini vurgulamaktadır. Bunun sonucu olarak, YETERİNCE EKONOMİK GÜÇ ELDE EDEMEYEN BİREYLER HÜSRAN DUYGUSU YAŞAMAKTADIRLAR. Bu duyguya tepki olarak ise bazı durumlarda kriminal davranışlar sergilenyebilmektedirler. Kişinin parasal durumu ile ilgili yaşamış olduğu memnuniyetsizlik/hüsran duygusunu doğrudan ölçen bir çalışma, memnuniyetsizlik ve hüsran duygularının kolay yoldan illegal para kazanmak için işlenen suçları büyük ölçüde tahmin etmiştir.

Klasik gerilim teorisinde insanlar kendilerine hak etmedikleri bir yanlış yapıldığında öfke duymaktadırlar. Duyulan bu öfke onları durumu düzeltmeye yönelik olarak harekete geçirilmektedir.

Buraya kadar, tartışmalı da olsa görüleceği üzere uyguların suça sürükleyen önemli birer değişkendir. O halde BÜTÜNLEŞTİRİCİ UTANMA VE YAŞA BAĞLI SOSYAL KONTROL suçu azaltmada etkili olabilir mi? Utanma bilinci daha önceki satırlarda da görüleceği üzere çocukluktan etkili bir argüman olarak ilenmesi halinde suça meyli daha zorlaştıracak bir argüman olarak durmaktadır. Özellikle de AKRAN ZORBALIĞI ile mücadele etkili bir yöntem olarak kullanılabilecektir. Aynı şekilde YAŞA BAĞLI SOSYAL KONTROL teorisine göre yetişkinlerin hayatlarında meydana gelen bazı değişiklikler sosyal kontrol vasıtası ile SUÇTAN KAÇINMA İHTİMALİNİ ARTTIRMAKTADIR. Bu teori özellikle kaçınma davranışında evliliğin rolüne odaklanmakta ve birey dışında meydana gelen süreçlerin kriminal davranışını sınırladığı varsayımı üzerinde durmaktadır.

EVLİLİK SUÇ İŞLEMEYİ DÜŞÜRÜR MÜ?

Nihayetinde yaşam boyunca meydana gelen duygusal değişimler kaçınma davranışı üzerinde doğrudan etkilidir. Mesela ergenlikten yetişkinliğe geçiş sürecinde öfke gibi kriminal davranış ile alakalı olan negatif duygularda azalma yaşanmaktadır. Aynı zamanda insanlar, yaşlandıkça yönetim becerileri ve duygu düzenleme teknikleri geliştirirler. Kimi araştırmacılara göre evlilik bu süreçte önemli bir kırılma noktasıdır ve evliliğin kaçınma davranışı üzerindeki etkisi duygular vasıtası ile gerçekleşmektedir. Kadın ve erkek suçlulardan oluşan bir grup üzerine yapılan araştırmada katılımcıların zaman içerisinde depresyon ve öfke gibi bazı duygularında azalma yaşadığı ve kaçınma davranışını sergiledikleri görülmüştür.

Haliyle suç korkusuna değinmeden suç ve duygu tartışmalarını bitirmek doğru olmaz. Duygu araştırmacılarına göre korku en temel duygulardan biridir. Temel duygular yaşamsal değere sahip evrensel ve çevresel uyaranlara verilerin fizyolojik tepkilerdir. Korku, bireyi tehlike durumunda kaçma ya da savaşmaya yönlendiren bir duygudur. Bireyler güç kaybettiklerinde ya da bekledikleri güce erişemediklerinde korku duygusunu hissetmektedirler.

Suç korkusunu bireysel ya da toplumsal seviyede tahmin eden bazı faktörler vardır. Bunlar cinsiyet, yaş, ırk, suça maruz kalmış olmak ve yaşanılan çevredir.  Kadınlar, erkeklere kıyasla daha fazla suç korkusu yaşadıklarını belirtmiştir. Ancak soygun riski ile çok fazla karşı karşıya kalan erkeklerin kadınlardan daha fazla suç korkusu yaşadıkları da bir vak’adır

Şu bir gerçek ki YAŞANILAN ÇEVREDE FAKİRLİK, IRKSAL VE ETNİK HETEROJENLİK VE İŞSİZLİK ORANLARI YÜKSEK İSE YETERLİ SOSYAL KONTROL SAĞLANAMAZ VE SUÇ ORANLARINDA DA YÜKSELME GÖRÜLMEKTEDİR. Yanı sıra boş binalar, gürültücü komşular, başıboş gençler düzenin olmadığını gösteren sembollerdir. Yaşanılan çevredeki düzensizlik durumu da suç korkusu üretebilmektedir.

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder