Her şey şu modern dünyada üretilen TÜKENMİŞLİK SENDROMUNA mı bağlı yoksa her şey suçun ve şiddetin bahanesi mi?
Suç işleme tutkusunun altında utanmazlık duygusu varsa modernleştiğimizi düşünürken şiddet neden yaygınlaşıyor?
HÜSRANA UĞRAMAK: SUÇUN
ADAMLARI VE KADINLARI.
Bizi yöneten
duygularımızdır. İyi ve kötü davranışlarımızı belirleyen de duygularımız. Suç
tutkusu buradan bekleniyor. EMPATİ VE UTANMA DUYGUSUNUN EKSİK OLMASI VEYA
OLMAMASI suç işlemeyi kolaylaştırıyor.
Bazı vakalarda kurban
olma ihtimali çok düşük olsa bile, yüksek korku içinde olan insanlar şiddete
başvurabiliyor.
Yanı sıra güçlü pozitif
duygular, özellikle de heyecan, suça dair eylemlerde itici bir güç. Hatta suçu
işleyen bizzat kendi duyguları tarafından baştan çıkarılabiliyor. Örneğin küçük
düşürülme durumunda öfke ile hareket etmek gibi.
Şiddet uygulamadan
önce, bir takım duygu bariyerlerinin aşılması gerekmektedir. Çünkü duygular
şiddeti aktive edebilir, nihayetinde şiddet, korku ve panik uyandıran sosyal
durumlara gösterilen bir tepkidir.
SOSYAL KONTROL VE SUÇ
İLİŞKİSİ
Buraya kadar elbette
bireysellik ve suç üzerine durdum. Çünkü özellikle herhangi bir sosyal
kontrolün olmadığı durumda da insanlar suç işlemeye yönelik eylemlere daha
yatkın olabiliyorlar.
Sosyal kontrol teorisinde
ise duygular kilit öneme sahiptir.
Örneğin UTANÇ DUYGUSU
SOSYAL KONTROL İŞLEVİNE SAHİPTİR. Çünkü utanmanın olmadığı durumlarda sosyal
bağlar için bir tehlike ortaya çıkabilmektedir. Benzer bir şekilde insanlar,
sosyal olarak kabul edilebilen bir davranışı sergilediklerinde gurur duygusunu
hissedebilmektedirler. TIPKI SOSYAL KONTROL TEORİSİ GİBİ SELF KONTROL TEORİSİ
DE, insanların temel olarak kural dışı eylemlere yönelme güdüsünün olduğunu
varsayar. Genel suç teorisi olarak da bilinen self kontrol teorisi, suç
işlemenin erken çocukluk sosyalizasyonun bir sonucu olduğunu da ifade eder. Ailelerin
çocuklarına aşırı bağlı olduğu ve yanlış davranışları anında cezalandırdığı
durumlarda çocukların yüksek seviyede self kontrol geliştirdikleri bulgulanmıştır.
Ayrıca self kontrol yaklaşık on yaşında kalıcı hale gelmekte ve kişinin hayatı
boyunca varlığını göstermektedir. Bu teoriye göre self kontrolü düşük olan
insanlar çabuk öfkelenebilir ve içgüdülerine göre hareket edebilir.
FAKİRLİK, ÖTEKİLEŞTİRME
VE HÜSRAN SUÇ SEBEBİ Mİ?
Durkheim’ın anomi
teorisinden etkilenen Merton (1938) alt sınıfa mensup gençler arasında kriminal
davranışın neden gerçekleştiğini açıklayan klasik GERİLİM TEORİSİNİ kavramını
geliştirmiştir. Merton, parasal ve maddi başarının çok fazla bir şekilde
vurgulandığı ABD gibi bazı ülkelerde anomik yapıların geliştiğini
vurgulamaktadır. Bunun sonucu olarak, YETERİNCE EKONOMİK GÜÇ ELDE EDEMEYEN
BİREYLER HÜSRAN DUYGUSU YAŞAMAKTADIRLAR. Bu duyguya tepki olarak ise bazı
durumlarda kriminal davranışlar sergilenyebilmektedirler. Kişinin parasal
durumu ile ilgili yaşamış olduğu memnuniyetsizlik/hüsran duygusunu doğrudan
ölçen bir çalışma, memnuniyetsizlik ve hüsran duygularının kolay yoldan illegal
para kazanmak için işlenen suçları büyük ölçüde tahmin etmiştir.
Klasik gerilim
teorisinde insanlar kendilerine hak etmedikleri bir yanlış yapıldığında öfke
duymaktadırlar. Duyulan bu öfke onları durumu düzeltmeye yönelik olarak
harekete geçirilmektedir.
Buraya kadar,
tartışmalı da olsa görüleceği üzere uyguların suça sürükleyen önemli birer
değişkendir. O halde BÜTÜNLEŞTİRİCİ UTANMA VE YAŞA BAĞLI SOSYAL KONTROL suçu
azaltmada etkili olabilir mi? Utanma bilinci daha önceki satırlarda da
görüleceği üzere çocukluktan etkili bir argüman olarak ilenmesi halinde suça
meyli daha zorlaştıracak bir argüman olarak durmaktadır. Özellikle de AKRAN
ZORBALIĞI ile mücadele etkili bir yöntem olarak kullanılabilecektir. Aynı
şekilde YAŞA BAĞLI SOSYAL KONTROL teorisine göre yetişkinlerin hayatlarında
meydana gelen bazı değişiklikler sosyal kontrol vasıtası ile SUÇTAN KAÇINMA
İHTİMALİNİ ARTTIRMAKTADIR. Bu teori özellikle kaçınma davranışında evliliğin
rolüne odaklanmakta ve birey dışında meydana gelen süreçlerin kriminal
davranışını sınırladığı varsayımı üzerinde durmaktadır.
EVLİLİK SUÇ İŞLEMEYİ DÜŞÜRÜR
MÜ?
Nihayetinde yaşam
boyunca meydana gelen duygusal değişimler kaçınma davranışı üzerinde doğrudan
etkilidir. Mesela ergenlikten yetişkinliğe geçiş sürecinde öfke gibi kriminal
davranış ile alakalı olan negatif duygularda azalma yaşanmaktadır. Aynı zamanda
insanlar, yaşlandıkça yönetim becerileri ve duygu düzenleme teknikleri
geliştirirler. Kimi araştırmacılara göre evlilik bu süreçte önemli bir kırılma
noktasıdır ve evliliğin kaçınma davranışı üzerindeki etkisi duygular vasıtası
ile gerçekleşmektedir. Kadın ve erkek suçlulardan oluşan bir grup üzerine yapılan
araştırmada katılımcıların zaman içerisinde depresyon ve öfke gibi bazı
duygularında azalma yaşadığı ve kaçınma davranışını sergiledikleri görülmüştür.
Haliyle suç korkusuna
değinmeden suç ve duygu tartışmalarını bitirmek doğru olmaz. Duygu
araştırmacılarına göre korku en temel duygulardan biridir. Temel duygular
yaşamsal değere sahip evrensel ve çevresel uyaranlara verilerin fizyolojik
tepkilerdir. Korku, bireyi tehlike durumunda kaçma ya da savaşmaya yönlendiren
bir duygudur. Bireyler güç kaybettiklerinde ya da bekledikleri güce erişemediklerinde
korku duygusunu hissetmektedirler.
Suç korkusunu bireysel
ya da toplumsal seviyede tahmin eden bazı faktörler vardır. Bunlar cinsiyet,
yaş, ırk, suça maruz kalmış olmak ve yaşanılan çevredir. Kadınlar, erkeklere kıyasla daha fazla suç
korkusu yaşadıklarını belirtmiştir. Ancak soygun riski ile çok fazla karşı
karşıya kalan erkeklerin kadınlardan daha fazla suç korkusu yaşadıkları da bir
vak’adır
Şu bir gerçek ki YAŞANILAN
ÇEVREDE FAKİRLİK, IRKSAL VE ETNİK HETEROJENLİK VE İŞSİZLİK ORANLARI YÜKSEK İSE
YETERLİ SOSYAL KONTROL SAĞLANAMAZ VE SUÇ ORANLARINDA DA YÜKSELME GÖRÜLMEKTEDİR.
Yanı sıra boş binalar, gürültücü komşular, başıboş gençler düzenin olmadığını
gösteren sembollerdir. Yaşanılan çevredeki düzensizlik durumu da suç korkusu
üretebilmektedir.
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder