MODERN YAŞAM SORUNLAR YUMAĞIDIR ya da bize modern yaşamın sorunlar yumağı olduğuna inanmamız istenir.
Oysa
hayat en ilkel zamanlardaki kadar olağandır.
Yaşam,
ihtimal ki hiçbir zaman bundan daha farklı olmadı.
Şu
yaşam formuna, şu eyleme, şu yaşam biçimine kavram uydurmuş olmamızın, onun
üzerinde düşünce, eylem ve bir yeni form üretmiş olmamızın çok fazla bir önemi
yok.
Bir
şeyin üzerinde çok düşünüyor olmamızın da bir önemi yok.
Verili
yaşam ve doğa karşısında uçuyor, denizlerin altında geziyor, şöyle atlayıp
böyle zıplıyor oluşumuzun da bir önemi yok.
Dün
de önemli olan çalışmak, üretmek ve dengede kalabilmek önemli ve değerliydi,
bugün de son derece önemli ve değerlidir.
Şu
bir gerçek ki, KENDİMİZE BİR YOL BULABİLMEMİZ İÇİN önce kendimizle ilgili bütün
yolları gitmiş olmamız gerekiyor. Bunun için ihtiyacımız olan şey çalışarak
ilerlemek ve gerisini kadere bırakmak.
Buraya
Mevlana’nın güzel bir beyitini bırakacağım ve orada şunu göreceksiniz: Kendi
dinamiklerimizi bilip içselleştirdiğimizde, kendi içimizde dengeyi
yakaladığımızda ARTIK KİMSEYE İHTİYAÇ DUYMAYIZ, koruduğumuz sükûnet aynı
zamanda aldığımız yolların, deneyimlerin göstergesidir ve budur bizi yaşam (var
olmak) ve ölüm karşısında (yok olma) cesur yapan. Gayret sarf etmeden kendimizi
kurtarmaya çalışmak, bize yardım edilmesi için maddi ve manevi çırpınmak
bataklıktan kurtulmaya çalıştıkça batmak gibidir. Kendi kendimize bir aslan ve geyik
gibiyiz… Uzatmayayım.
İşte o beyit:
NE ZAMAN KADERİN İŞİNE TESLİM OLSAM
GEYİKTEN DAHA SAKİN ASLANDAN DAHA CESUR
VE HER ZAMAN Kİ TEDBİRİ OLSAM
ACI ARDINDAN ACI GELİR ZİNCİR ARDINDAN ZİNCİR GELİR

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder