27 Mayıs 2019 Pazartesi

ANAFARTALAR'DAKİ BEYAZ ELBİSELİ ASKERLERİN SIRRI


Eğer Çanakkale'de "beyaz elbiseli evliyalar" ya da "beyazlar giymiş Allah'ın askerleri"ne veya "yürüyen koruyucu ilahi bulutlara" inanırsak, bazı iktidarların da "Allah tarafından gönderilmiş" olduğu su götürmez. Mucizeler de yok. Çanakkale'de başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu coğrafyada yaşayan ve onu canı pahasına severek-savunan insanların kırılmaz dirençleri var. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer*, hatıralarında; “Anafartalar muharebelerinin ilk kanlı hızının sarsıntısı henüz durmamış, yer yer, zaman zaman sınırlı fakat şiddetli devam ediyordu Ağustos ayının sıcak günlerinden birini yaşıyorduk. Öğle vaktini bir iki saat geçiyordu…” diyordu.


Olağanüstü anlar yaşanıyordu o gün öğleden sonra ve savaş kanlı bir biçimde sürüyordu. Durum Gazi Mustafa Kemal’e bildirilmişti. “Uzakta bile olsa hiç olmazsa umumi manzarayı görmek ve ona göre tedbir almak zaruretiyle, kumandanım ve erkânıharp zabit heyetinin birinci kademesi, karargâhın kuzeybatısında bulunan Gazitepe’deki gözetleme mahalline koşarak çıktık.”

Manzara herkesi üzmüştü. Ancak Gazi Mustafa Kemal’in gözü ilginç bir şeye takılmıştı. “Gözetleme dürbünüyle Abdurrahman Bayırı’nda gayet atik, tetik, düşmana saldıran, idmanı yerinde beyaz elbiseli askerlerin süngü savaşı yapmakta oldukların görmüştü. Şahsi dürbünlerimiz de aynı levhayı resmetmişlerdi.”

Orduda beyaz elbiseli kıta yoktu. Önce beyaz elbiselilerin düşman olduğu zannedildi. Çünkü beyaz elbiseliler olağanüstü çatışıyor, buradan bir gedik açmaya çalışıyorlardı. Eğer buradan bir gedik açılırsa Damakçalık Bayırı, Kayacıkağılı ve Azmak Vadisi’ndaki fırkalar büyük tehdit altına girmiş olacaktı. Böylece düşman sadece gedik açmakla kalmayacak büyük kayıplara da neden olacaktı.


Gazi Mustafa Kemal asabiyette ve çok heyecanlıydı. Durum karşısında bir hatalı aramıyordu. Tehlikeyi bertaraf için bir çare arıyordu.  Tam bu sırada beyaz elbiseli askerlerin kumandanlarından bir telefon raporu geldi. “Gelen telefon raporunu hep birlikte dinledik. 4. Fırka’nın alayı, karşılıklı bir süngü hücumuyla çoğunun cesedi siperlerimizde kalmış olan düşmanı, tamamıyla püskürttüğünü bildiriyordu. Sorulan beyaz elbiseliler için de, günün bunaltıcı sıcağının tesirini azaltmak vesilesiyle alay askerleri ceketlerini çıkarıp istirahat etmekteymişler. Düşmanın ani taarruzunda ceket vesaire teçhizatını giymek için vakit harcayacakları birkaç dakika düşmanın muvaffakiyetine hizmet edebileceği kaygısıyla silah ve süngüsünü kavrayan erlerimizin misli görülmeyen bir hücumla düşman üzerine atılmış oldukları anlaşılmıştı. Gördüğümüz beyaz elbiseli askerler meğer sevgili ve kahraman Mehmetlerimizmiş.”  

*Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer, Cepheden Meclise Büyük Önder ile 24 yıl, Derleyen Turgut Gürer, 499 sayfa, Türkiye İş Bankası Yayınları-Kültür Yayınları, Anafartalar’da Beyaz Elbiseli Askerlerin Sırır, Sayfa: 10-11              

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder