9 Nisan 2025 Çarşamba

Barbarlar


"Gitmem lazım."

"Biraz daha kal", dedi genç adam.

Kız adamdan uzaklaşmaya çalıştı.

"Bir kerecik daha."

Mıknatıslı dudakları ayrıldığında kız elini anlına götürerek fısıldadı:

"Gitmem lazım."

Her zaman zorbalar oldu hayatımızda.

Bizi sevdiğimiz, inandığımız her şeyden koparmaya çalışan.

Başaramadılar.

Sevmekle başlar insanın yalnızlığı.

Neyi, ne için sevdiğimiz bizi ilgilendirir.

Sevilen dahi bilmeyebilir sevildiğini.

Hatta sevilen ölmüş bile olabilir.

Barbarlar ise ölmez. Barbarlık ölmez.

Zorbalık bir hortlak gibidir, dolaşır durur ve onun laneti de budur: ölememek. Bu cehennem acısını hafifletmek için bulaşır bize.

Kırar.

Döker.

Acıtır.

Kan akıtır.

Yandığı ateşin verdiği acıyı hissetmemek için yapar bunları. Kendi rahatlatmanın ötekine acı vermek olduğunu inandırmıştır kendisini.

Kültürel altyapısı bu inançla şekillenmiştir.

Gençlik ideallerine ihanet etmiştir barbarlar. Bu yüzden affetmezler kendilerini.

Bu yüzden sevemezler.

Bu yüzde kendi acılarından başka hiçbir şeye inanmazlar.

Acının dönüştüreceğini düşünürler.

Oysa küle dönmüş olan neyi dönüştürebilir?

Dudaklarını sadece yemek ve içmek için kullanmış olanlar bunun dışında neyi hissedebilirler?

Herkes dansa davetli değildir.


"Gitmem lazım."

"Biraz daha kal."


imaj: au

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder